Muzaffer Tekes

Arşiv

Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu
ve Ulusal Birlik 

Yaklaşık olarak 1 yıldır çeşitli birey ve grupların oluşturduğu ve taslak programı ve tüzüğü hazırlanan Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu, ulusal birlik anlamında umut olmaya aday gibi gözükmektedir.Ortadoğu'nun hızlı ve kaygan zemininde siyaset yapmanın zorluğu ve Kürt politikasındaki açmazlar dikkate alındığında, Kürdlerin politik bir güç olarak yapısal bir hazırlığa sahip olmanın zorunlu olduğu gerçeği yadsınamaz.Bu anlamda içeriksel dokusu zengin bu tarz bir çatı örgütünün zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

 

Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu'nun yaşatılması ve farklı çevreleri de kapsaması elbette bu çalışmanın içinde yer alan birey ve siyasal misyonu olanların, bu konudaki samimiyetlerine bağlıdır.Subjektif özlemler ön plana çıkarılmadıkça her siyasal çalışma mutlak bir aşama kaydeder.Ortak sorunlarda ortak çözüm arama ve siyasal bileşenlerden herhangi birilerinin kendilerini merkez görmeden politik doğrultuyu tayin etmeleri, varılacak aşamayı hızlandırır.KUDÇG bileşenleri subjektif çıkarları öne almadığında özlenen gelişmeyi sağlayacaktır.

 

Kuzey Kürdistan siyasal yapılarının handikaplarından biri olan grupçu yaklaşımlar, yakın tarihimizde oluşturulan ittifak ve birliklerin yaşamamasında neredeyse belirleyici bir rol oynamıştır;verimsiz çekişmeler sonucu yaşamayan ve bir süre sonra dağılan Birlikler bu yönüyle siyasal ilişkilerde güvensizliğe de yol açmıştır. Kürd siyaset tarzının bir açmazıdır bu.Kürt yurtseverleri bu açmazlarını terk etmedikçe,ülke çıkarlarını öncelikli görmedikçe de istenilen ve Kürtlerin olmazsa olmazı olan ulusal birlik projesini yaşama geçirme şansı yakalayamayacaktır.

 

Ne yapılmalı?

Böylesi bir çalışma içerisinde yer alanlar öncelikle kendi siyasal yapılarına yönelik eleştiri haklarını kullanabilmeli,siyasal empati yoluyla sorunlara yaklaşmalıdırlar.Kuşkusuz her siyasal düşüncenin ilkesel bağlamda duyarlı oldukları haller var;bunların kırmızı çizgiler olabileceği de normal.Ne var ki bu çizgilerin neler olabileceği konusu hiçbir zaman belli değildir:Siyaset her şeyden önce güç ilişkilerindeki dengelerin değerlendirilmesidir.Bu kurala göre, siyasetin nihai olarak kilitlenebileceği kırmızı çizgilerinden aslında sözedilemez. Kırmızı çizgilerden anlaşılması gereken,özüyle ve aslıyla siyasal dayatmadır .

 

Ulusal birliği hedefleyenlerin öncellikli ve nihai hedeflerine varabilmeleri için her şeyden önce anlamaları gereken nokta bence bu. Kürdler ülke gerçekliğinden hareketle öncelikli hedeflerini belirlemeli Dünya ve Ortadoğu konjöktürünü dikkate alıp En sonda söylenmesi gerekeni en başta sorun haline getirmemeliler.

 

Benimseyelim,benimsemeyelim; ülkemizin bir gerçekliği olan ve farklı çevrelerin farklı eleştirilerine ve bakış açılarına neden olan DTP (DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ) olgusu değerlendirilmeli ve mutlak surette bu birliğin içerisine alınmalıdır.DTP sosyal ve politik potansiyel olarak Kürdistani bir güçtür.Ortaya koyduğu hedeflerin belirsizliği onun bu özelliğini silmez.Aslında henüz kurtulamadığı bir başka özelliği daha var: DTP yarı legal bir yapıdır.Zaman zaman en kritik siyasal durumlarda sivil özelliğini yitirip tökezleyerek sağ bir çizgiye sapması bundandır. PKK'nin ilan ettiği tek taraflı ateşkes bu sağ çizginin ulusal planda siyaseti daha istikrarlı bir doğrultuya çekmede çok etkili olacaktır.PKK ve DTP'nin de öne çıkan söylemi, demokrasidir.Bu söylem bütün Kürd ulusal güçlerinin de ortak söylemidir ve bir talep olarak güncelleştirilmiş bulunmaktadır.Ayrıca PKK şimdiki haliyle ve gücüyle silahlı mücadeleyi bir çözüm aracı olarak görmediğini;legal ve meşru alanda sivil siyasetin yolunun açılması talebini öne almıştır.Bu da gösteriyor ki,şimdiye kadar reddedilen,hatta bilinçli bir siyaset gereği tıkatılan demokratik mücadele alanı PKK nin de kabul ettiği bir gerekliliktir.Ancak onun da açmazı var ve hala bunda çok katı olduğu da görülüyor: Kendi dışında var olan Kürd Ulusal ve siyasal güçlerine yaklaşımı bağnazcadır. Bu doğal olarak DTP'ye de yansıyor ve Kürdlerin birlik zeminini gevşetiyor.

 

Öyle de olsa, silahlı mücadelenin günümüz koşullarında yarattığı siyasal tıkanıklığın aşılması yönünde gelişen siyasi yaklaşım olumlu olarak değerlendirilmeli ve gerek PKK'nin gerekse DTP'nin Ulusal siyaset rotasına çekilmelerinde ısrarcı olunmalı.

 

Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu'nun yakaladığı bu ulusal siyaset çizgisini geliştirmek veya geriletmek ulusal olana karşı duyulan sorumluluğu ortaya koyar.Ulusal birlik söylemi hemen hemen her siyasi çevrenin,her duyarlı Kürt yurtseverinin sürekli olarak dillendirdiği ama bu ulusal mutabakatın oluşumu için gerekli koşulların sağlanmasına yönelik olarak beklenen, istenilen duyarlılığı da göstermediği bilinen bir gerçektir.

 

Ulusal siyaseti ortak bir konseptle örüp geliştirmek ve bu konuda bunu öncellik halinde sunmak, ülkemizde itifaklar ve birliktelikler zeminini güçlendirecektir.

 

Ulusal konseptin içermesi gereken temel düşünceler ve siyasal belirlemeler açık,net ve halk kitleleri tarafından anlaşılır olmalıdır.Çizilen /çizilmesi gereken siyasal ve demokratik çerçeve üzerinde iyi düşünülmeli, bu çerçeve mevcut siyasal konjüktöre göre belli bir dengeye çekilmeli.Kurdistani olan temel belirlemelerin ve önceliklerin bir program çerçevesinde ortaya konması,olumlu tartışmaları yaratacağı gibi onun düşünsel düzeyini de yükseltip zenginleştirecektir.

 

Öncelikle illegaliteyi rededen, açık, meşru bir mücadele tarzını hedefleyen siyaset tarzı artık genel bir kabul görmüştür; ancak yine de bunların açılımı, siyaset zemininde kullanılış yol ve yöntemleri yine de tartışılmaya devam edecektir.Değişen şartlar bu tür tartışmaların olmasını gerektirir.Ancak ulusal öncelikler derken toplumun sınıf ya da kesimlerinin sorunlarını çözme yönünde oldukça gerçekçi olmak zorunluluğu var: Siyaset sosyal kesimlerin sorunları üzerinde biçimlenir; pratik olarak bu sorunları çözmeye soyunduğunuz anlaşılmadığında, sosyal-ekonomik sorunlarla boğuşmakta olan yığınlara ulaşamazsınız. Kürdistan'da çok ciddi bir işsizlik ve sosyal güvence sorunu var.Bununla birlikte miliyonlarca asgari ücretli ve geçim sıkıntısı içinde olan emekliler yığını var. Çok açıktır ki,toplumda muazzam bir yığın oluşturan bu sosyal kesimler,örgütsüzdür. Bunları siyasete çekmek, daha da önemlisi örgütlü zeminlere taşımak da,yukarda değindiğimiz önecelikler kadar önemlidir. Hamasi bir laf olmasın ama, işin gerçeği, devrimi asıl bu yığınlar yapacaktır!

 

9.11.2006-AMED