Sait Aydogmus/  bazbend@hotmail.com

Arsiv

 
"Diğer kesimlerle birlik perspektifini öngören süreç, birçok yönü ile karmaşık ve zor bir süreçtir"

Değerli Arkadaşlar,

Kuzey Kürdistan'da 1970'li yılların en güçlü ve kitlesel örgütü olan KİP/DDKD, 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbesi ile birlikte bölünerek dağılmaya başladı.Günümüze değin değişik program ve örgütlerle sürdürülmeye çalışılan bu politik ve örgütsel miras, ne yazık ki, marjinalliği aşamadı, aşamıyor. 2005 Yılı'nda yeniden bir araya gelip toparlanarak, Kürt ulusal hareketinde bir rol oynama çabamız da tökezlemiş durumdadır. Bugün, burada toplanmamızın amacı, bu tökezlemenin nedenlerini tartışarak, kritik bir aşamadan geçmekte olan Kürt ulusal hareketinde üstümüze düşen siyasal ve örgütsel görevi yapmaya çalışmaktır.

Bu görevin önemini, Kuzey Kürdistan'da içinde bulunduğumuz duruma ilişkin bir saptama yaparak anlatmaya çalışacağım. Yerel seçimlerde HAK-PAR'ın seçim kampanyasına katılarak, neredeyse 30 yıl sonra halkla doğrudan temas etme imkanına kavuştum. Bu esnada PKK ve çevresinin halk içindeki örgütlü gücünün yanı sıra, PKK'nin totaliter olan ideolojik, politik ve örgütsel tekçi zihniyetinin bizatihi milletimiz tarafından benimsendiğini kahrolarak gördüm. Bir millet düşünün ki, kendisini totaliter bir partiyle, onun ideolojisi ve politikasıyla özdeş görüyor. Böyle düşünmeyen, buna uymayan herkesi, “bölücü”, “hain”, “satılmış” olarak görüyor. Bir millet için bundan daha büyük bir felaket olabilir mi? Bir millet, milliyetçisi, solcusu, sağcısı, liberali, dindarı, dinsizi, ağası, şeyhi, zengini, fakiri, işçisi köylüsüyle bir bir ideolojiye, bir politikaya, bir örgüte sığar mı? Bir milletin gerçek gücü, böylesi totaliter bir cenderede ortaya çıkar mı? Kendisini böylesine totaliter bir cendereye mahküm eden bir milletin, Türk egemenlik sistemi gibi, zalimler zalimi bir sistemden kurtulması mümkün mü?

PKK'nin milletimizi kurtarmak yerine, onu Türklere entegre etmek istediği, artık ayan beyan ortadadır. Ama PKK, kuş taşa değip milletimizi kurtarsa bile bu millet, edindiği bu totaliter zihniyetin bedelini kendi içinde de ağır ödeyecektir. Peki, bu felaket durum niçin ve nasıl oluştu? Milletimiz, PKK'nin totaliter tekçi zihniyetini nasıl benimseyerek kendisini PKK ile özdeşleştirdi? Nasıl oldu da Kürt milleti, Kuzeyde, ulusal birlikten PKK'de birliği anladı, anlıyor?

Arkadaşlar,

Bütün bu felaket durumun bir nedeni de biz PKK dışındaki Kürt hareketiyiz. Bu neden, bizim yanlışlarımız, bölük pörçüklüğümüz, atıllığımız; otuz yıldır halkın nezdinde ve gözündeki yokluğumuzdur. Halk, nasıl görürse öyle algılar. Halk, 30 yıldır PKK'yi ve mücadelesini gördü. Bu durumda, Kürde ve Kürdistan'a ilişkin her şeyi onların hanesine yazması, onlarla özdeşleştirmesi kadar doğal bir şey yoktur. Halkımızın ulus ve ulusal birliğe ilişkin edindiği bu zihniyeti değiştirmenin ve onu bu zihniyetin felaketinden kurtarmanın tek yolu, PKK dışında Kürt hareketinin olduğunu halkın sezebileceği, görebileceği bir eylemlilik ve etkinlikle ortaya koyabilmektir. Bu da, etkin bir eylem kapasiteleri olan istikrarlı, farklı örgütlü güçler yaratmakla mümkündür. Böylesi güçler, temelde aynı görüşte olanların bir araya gelmeleriyle mümkündür. Bu, biz KİP/DDKD'li kökenliler için de diğer ulusal güçler için de böyledir.

Bu konferansımız daha önceki kongrelere göre niye çok daha kalabalıktır? Açıktır ki, sayımız, belli başlı kadrolarımızın bu konferansa katılacaklarının bilinmesiyle katlandı. Eğer bu birliğimizi doğru bir siyasal ve örgütsel perspektifle güçlendirirsek bir sonraki kongrede bunu üçe beşe katlayabiliriz. Siyasette, bazen 2x2 dört değil, 14 edebilir. Bu, ulusal bazda da böyledir. Eğer bizler, bu konferansta, PKK dışında birleşik örgütsel bir alternatif için doğru bir birlik perspektifi saptar ve bu yolda üstümüze düşeni yaparsak ve ileride yaratılacak bu alternatifle halk tarafından gözle görülür elle tutulur etkinliklerde bulunursak; kısacası ulusun PKK'den ibaret olmadığını pratikte kanıtlarsak; halkımızın, kafası üzerinde duran totaliter ulus ve ulusal birlik zihniyetini değiştirerek milletimizi, gerçek bir özgürleşme ve ulusal kurtuluşla TC'nin ve PKK'nin planları doğrultusunda entegre olmaktan da kurtarırız.

Arkadaşlar, tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Kürt ve Kürdistan'ın kurtuluşu yolunda siyasal olarak anlaşabileceklerimizle ayrı durmanın hiçbir makul gerekçesi yoktur. Ve umarım ki, bu konferans, bu konuyu bize kavratarak üstümüze düşen rolü oynamamızı sağlasın!...

Bu konferansta ne yapmamız gereketiği ile ilgili görüşlerimi ayrıntılandırmadan önce, 30 yıl sonra, böylesi bir topluluk karşısına çıkma olanağı bulmuşken; hareket içindeki yönetsel konumumdan ötürü, hareketin anılan duruma düşmesindeki sorumluluğuma ilişkin tutum ve düşüncelerimi kısaca açıklamak istiyorum. Bu,  birlikte örgütsel çalışmaya devam edebilmemiz için hem siyasal hem de ahlâki bir görev ve sorumluluğumdur.

Politik mücadelemi, kırk yılı aşkındır kesintisiz bir biçimde sürdürmekteyim. Bu sürenin büyük çoğunluğunu da örgütlü olarak geçirdim. Hareketimizin en güçlü iki ardıl örgütü olan KİP ve PEŞENG'de  yöneticilik yapmış birisi olarak kendimi  o sürecin tüm başarı ve başarısızlıklarından sorumlu birisi olarak gördüm ve görüyorum. Bu güne dek katıldığım bütün toplantılarda ve konuya ilişkin yazdığım bütün yazılarda, anılan sürecin sorgulanması ve hesabının verilmesi gerektiğini savundum ve bugün de aynı fikirdeyim. Geçmişin sorgulanarak hesabının görülmesi, bunlardan dersler çıkarılması geleceğimizi daha iyi ve sağlam planlayıp kurmamız için şarttır. İnancım odur ki, bu tür sorgulamalar, sadece bizi değil,  bu ulusu kurtarmaya çalışan herkesi, her hareketi de ilgilendiriyor. Kürt hareketi, geçmişiyle yüzleşip kendisini sorgulamayı beceremezse, geleceğini iyi planlayıp kuramaz. Ancak ne yazık ki, bizim de diğer  Kürt hareketinin de sicili bu bakımdan çok kötüdür. Ve bana göre içinde bulunduğumuz krizin önemli bir nedenidir de bu. Tüm bu nedenlerle  Gerekli platform ve bağlamları oluşturulduğu taktirde, anılan sorumluluğumdan kaynaklanan hesabı, her zaman ve her yerde vermeye hazırım.

Çok önemsediğim bu konuda şimdilik söyleyeceklerim bunlardır. 

Değerli arkadaşlar,

Ben, bu konferansa KİP/DDKD ve ardıllarının yeniden re-organize olmaları için gelmedim. Kürt ulusal hareketindeki geçmişimizden  onur duymakla beraber, geçen süre içindeki ve günümüzdeki siyasal ve örgütsel değişimler ile, bunların yarattığı  gerçekleri  göz önünde bulundurulduğumda,  siyasal ve örgütsel paradigmaları büyük çapta ortadan kalkıp anlamsızlaşan eski aidiyetleri güçlendirip sürdürmenin, artık siyasi mücadelemizi güçlendirmek yerine, onun, günümüz koşullarına uygun yeni paradigma ve örgütlerle güçlenmesinin önünde engel olduklarını düşünüyorum. Bu nedenle günümüzde yapılması gereken şey,  siyasal olarak ulusal,  örgütsel olarak da demokratik ve çoğulcu bir birlik perspektifiyle hareket eden tüm kesimleri, birleşik bir legal partide buluşturmaktır.  Ben, 2005'te “DDKD NAQEDE” başlıklı seri yazılarımda aynı düşünceyi ve projeyi savunmuştum. Bir farkla ki, o zaman “açık veya legal alanda bir parti” diyordum. Ülkedeki  birkaç yıllık siyasi pratikten sonra, “açık alanda parti” fikrinden vazgeçmiş bulunuyorum. Bunun yerine, legalizm ve parlamentarizm yoluna sapmadan politik olarak cesaretli davrana bilen  bir legal partinin, Kürt ulusunun son yıllardaki mücadelesiyle yarattığı fiili durumu daha bir geliştirerek, Kürt ulusal sorununun çözümünde önemli bir rol üstlenebileceğine inanıyorum.

Aslında, 2005'te, KİP/DDKD ve ardılı örgütlerden gelip örgütlü politika yapmak isteyenleri bir araya getirmeye çalışırken, amacımız buydu. Ancak zamanla bu amaç saptırılarak, sadece bizleri kapsayan bir örgüt kurma amacına dönüştürüldü. Bu sürecin “Devrimci Demokrat Hareket” isimli bir örgüt kurmakla sonuçlandığını hepimiz biliyoruz. Bu sapma, “Devrimci Demokratlar” ı örgütsel olarak küçültmekle kalmadı; onların ulusal hareket içindeki ilişkilerine ve mevzilerine de zarar verdi. Devrimci Demokratlar, birçok önemli kadrolarının kurucu bir taraf olarak içinde yeraldığı ve Kürt ulusal hareketinin legal alanında gelecek vaddeden HAK-PAR'dan çekilmeyi kararlaştırdılar. Bu karar onların kısmen bölünmesini beraberinde getirdi. “Devrimci Demokratlar”, kurucusu bulundukları bir ulusal birlik projesi olan TEVKURD'den de ayrıldılar. Tüm bunlar, hem “Devrimci Demokratlar ”ın kendilerini hem de söz konusu iki kurumu ve dolayısıyla Kürt ulusal hareketini olumsuz etkiledi. Özcesi, Devrimci Demokrat Hareket'in giderek politik olarak anlamsızlaşmasının ve örgütsel olarak da küçülmesinin temelinde söz konusu sapma ve bunun sonuçları yatmaktadır.

 

Dört yılımızı almış olsa da, tüm bunları görerek bu konferansta tekrar bir araya gelmiş bulunmamız sevindiricidir. Önümüzde birkaç alternatif bulunmaktadır. Birincisi, kurulmuş bulunan Devrimci Demokrat Hareket'i devam ettirmektir. Açıktır ki, bu alternatifin benimsenmesi halinde, bir çoğumuzun söz konusu hareketle yollarımız belki de bir daha kesişmemek üzere ayrılacaktır. İkinci alternatif ise, ulusal demokratik bileşkeli bir siyasal çerçevede anlaşanların, öncelikle belli bir birlik perspektifiyle var olan anlaşabilecekleri parti, gurup ve kişilerle birleşik bir harekette buluşmayı öngörmeleridir. Bunun, bütün istekli ve samimi çabalara rağmen gerçekleşmemesi halinde ise, kendi başlarına da olsa legal alanda partileşmeleridir.

 

Benim de benimsediğim ikinci alternatif ile ilgili düşünce ve önerilerime geçmeden önce, bu konferansın örgütsel anlamı ve misyonu ile ilgili düşüncemi belirtmek istiyorum. Biliyorsunuz, siyasal literatürde konferanslar, danışma platformlarıdırlar. Herhangi bir sorunu tartışarak, kendisini oluşturan otoriteye, tartıştığı sorunun çözümüne ilişkin görüş veya kararlarını bildirirler. Genellikle bu görüş ve kararlar, bağlayıcı değil, tavsiye niteliğindedirler. Bu konferansın alacağı kararları da böyle yorumlayanlar olduğunu duyuyorum. Yani burada aldığımız kararları, “Devrimci Demokrat Hareket” in yetkili organları değerlendirecek ve uygun bulduklarını uygulamaya sokacak, bulmadıklarını uygulamayacaktır. Konuya böyle bakılıyorsa, bu konferans hiçbir şeye yaramayabilir. Bu konferansın kararları, hem Devrimci Demokrat Hareketi hem de dışındakileri bağlamalıdır. Zira Konferans, tek tek bu iki kesimin üstünde olan, onları aşan ortak bir konferanstır; kararları da tarafları aşmalı ve bağlamalıdır ki, amaç için kalıcı bir ortaklık kurulabilsin.

 

Tekrar konferansın amacı konusuna dönersem…Yukarıda konferansın önündeki örgütsel ve siyasal alternatifleri saymış ve alternatiflerden ikincisini benimsediğimi söylemiştim. Şimdi söz konusu bu alternatifle ilgili düşünce ve önerilerimi sizlere sunmak istiyorum.

Açıktır ki, diğer kesimlerle birlik perspektifini öngören süreç, birçok yönü ile karmaşık ve zor bir süreçtir. Her şeyden önce, söz konusu süreçte siyasal hayat durmayacağına göre, birliğe ilişkin çalışmaların belli bir örgütlülükle mücadele içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Kendi başına örgüt olmayı öncelemeyen, özgün durumu nedeniyle örgütsel yapısı oldukça gevşek, birçok üyesi başta HAK-PAR ve TEVKURD olmak üzere başka örgütlerin de üyesi olan bir örgütlülükle bu karmaşık görevi başarmak çok zordur. Ya olağan üstü bir bilinç, enerji ve yetenekle bu zorluk aşılacak ya da örgütsel ve siyasal olarak atıl kalınacaktır ki, bu da ölümdür. Bana kalırsa, “Devrimci Demokratlar” ın birlik projelerine HAK-PAR ve TEVKURD ile başlamaları, bu örgütlerle öncelikle görüşüp onlarla ilişkilerini netleştirmelidirler. “Devrimci Demokratlar” ın, kurucusu bulundukları TEVKURD'de kurumsal bir üye olarak yerlerini tekrar almaları, onların açık veya legal bir partiyi amaçlayan birlik çalışmalarına engel olmayacağı gibi, iki tarafı da birçok yönüyle güçlendirecektir.

 

“Devrimci Demokratlar” , birlik perspektiflerinin bir parçası olarak öncelikle HAK-PAR la oturup konuşmalı ve anlaşmaya çalışmalıdırlar. “Devrimci Demokratlar” , tümü olmasa bile önemli kesimleriyle HAK-PAR'ın kurucu temel taraflarından biri oldukları için, Parti'nin kuruluş felsefesi, örgütsel yapısı ve programatik amaçları konusunda anlaşmakta güçlük çekmemeleri gerekir. Temel sorun, günümüzde partinin yönetsel olarak ağırlıkla belli bir siyasal çizginin eline geçmiş olmasıdır. Bu sorun çözülerek, HAK-PAR, tekrar kuruluş felsefesi ve dolayısıyla amacına uygun bir parti haline dönüştürülebilir ve böylece daha geniş kesimleri kapsayacak birleşik bir hareket için de makul, cazip bir zemin ve araç haline getirilebilir.

 

Şüphesiz ki, “Devrimci Demokratlar” , birlik yolunda, benim daha reel gördüğüm bu yolu değil de başka yolları ve yöntemleri de deneyebilirler. Bilindiği gibi, Kuzey Kürdistan'da, legal alanda birlik talebi olan sınırlı sayıda parti ve örgütün yanı sıra, birçok bağımsız şahsiyet de bulunmaktadır. Her şeyden önce, konuya ilişkin görüşmeler, yazışmalar olmalı, tarafların birlik politikalarının ne olduğu anlaşılmalı; buna göre bir yol haritası ve yöntem benimsenerek, bu yol ve yöntemin öncelikleri saptanmalıdır. Tüm bunlar için, birliğe ilgi duyanlarla ortak bir konferans yapılabilir. Bu noktada bir tehlikeye veya kaygıma işaret etmek istiyorum. Açıktır ki, birlik politikası ve talebi olan tüm tarafların bir defada birleşmeleri en istenilir olanıdır. Ancak bu, gerçekleşmesi en zor olan ve en uzun sürebilecek bir alternatiftir de… Bu zor ve uzun yola, zaten çok sınırlı örgütsel güçler, takatları ve eylem kapasiteleri olan örgütlerimizin nefesleri yetmeyebilir. Bu taktirde de birlik projesi bir bütün olarak riske edilmiş olur. Bu nedenle bir defada herkesle birliği gerçekleştirmek yerine, birleşmeleri en reel olanların birlikleriyle yaratılacak cazip halkaların/oluşumların, adım adım genişletilerek, en geniş birliğe vardırılması, bana hem daha kolay hem de daha emin gibi görünüyor.

 

Konuşmamı bitirirken tekrar ediyorum; mevcut koşullarda siyasal olarak birleşebileceklerimizle birleşmeyi istememek, becerememek, bu konuda üstümüze düşen rolü oynayamamak, sadece bizi yok etmekle sınırlı kalmaz; Türk egemenlik sistemi ile PKK'nin, milletimizin varlığına karşı birlikte yürüttüğü entegrasyon planının da başarıya ulaşmasını sağlayacaktır. Bu vebal, altına gireni yok edecek kadar ağırdır.

 

Hepinize teşekkür ederim.

 

Sait Aydoğmuş

16 Mayıs 2009

 

 

”Güvenlik bölgesi” ilan edilen ”şeytan ü çgeni” boşaltılacak mı?
Komutanlar (Büyükanıt ve Bahoz)ve “Zurna”ları.

Blöfü Blöfle Görmek...

Selim Çürükkaya'yı Okurken, Ankara'daki Vahşeti Değerlendirmek...

“Gece yarısı kovboyları”nın muhtırası

Türk Ordusu Hayat-Memat Noktasında...

Reytingleri artmakta olan iki hemşehri: Apo ve İbo

Hilmi Aydoğdu, “Öcalan'dan bin kat daha hain”miş...


KUDÇG, tüzüğünü, ortak iş ve eylem süreci içinde geliştirmelidir

Kandil'e Operasyon, yaşanmakta olan Kürt “Politik Baharı”nı bozabilir...

” ‘ Sol', Kürt ve Kürdistan Sorununu Solladı mı?” Serisini İlgilendiren Önemli Bir Belge

”Sol”, Kürt ve Kürdistan Sorununu Solladı mı? (II)

“Ortak siyasi arayış için ortak siyasi irade” nasıl ortaya çıkar?

Eski “DDKD”liler tekrar “kurban” edilecek mi?

”Bağımsızlık-Federasyon” Tartışmasının Politik Sürecimizdeki İşlevi Üzerine

 

Siyasi bir projeye kadorlar mı, yoksa kadrolara mı siyasi bir proje aranmalı?

 

”Sol ”, Kürt ve Kürdistan sorununu solladı mı?

 

Rahmetliyi Nasıl Bilirdiniz? (II)

 

Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?

 

Başlıksız bir yazı

 

Bu “film” eskisi gibi izlendikçe....

 

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi Dışında
”Herşey Yalan!”

 

Politik cinayetler, kahve ve market bombalma terörü ile beslenen ”Apo kampanyasi”

 

OYAK'ın Güney Kürdistan'daki Ekonomik ‘Fetih'i ve Kuzey-Güney Kürt Politik İlişkileri Üzerine (2)

 

Necmet in Büyükkaya'nın Anısına

 

Şaron ile Buyukanit
Hamas ile PKK

 

ABD'nin BOP'inde “Stratejik Müttefik Olmak” ve Kuzey Kürtleri

 

”Dr. Kemal Seyid Qadir olayı”

 

“DDKD NAQEDE-2”

 

Sanal Alemin “Alemliği”

 

Bütün cinayetler kahpedir! Mehmet Oruç'unki daha bir…

 

Güney-TC ve Güney- Kuzey ilişkisinin geçmişi, geleceği

 

“Kuzeyli bazı iğrenç sinekler”den biri sayılmanın hakkını kullanıyorum!

 

“Canlı Kalkanlar”ın Gerillalaşması veya Aracın Amaçlaşması Üzerine

 

Kürdistan'da Parçalanmışlığın Yarattığı Sorunların Geçmişi, Bugünü ve Geleceği Üzerine

 

JİTEM “ilkel” mi, yoksa “özgür” olduğu için pervasız mı?

 

Mustafa Muğlalı'nın Kürdistan'a dikilen “Mağrur” Heykeli, Şemzinan'daki TC Yargı Sürecinin Aynasıdır

Hak-hukuk, ”iç dinamik ve dış dinamik”, politik mücadele ve politik güç ilişkileri Üzerine (2)

“Değer ile Yüklü Bir Mal”: Hamza Bindal 

 

Bir Ajanın 'İtirafı'nda, Apo'nun 'Telefon'unun ve 'Avukat Görüşmeleri'nin Rolü Üzerine

 

”DDKD NAQEDE

 

Ismarlama bir yazıya cevap yerine…

 

Hak-hukuk, ”iç dinamik ve dış dinamik”, politik mücadele ve politik güç ilişkileri üzerine

 

Osman Baydemir'e öptürülen bayrak ”yolumuzu aydınlatıyor!”

 

AB ”Teröristler”e Niye Konferans Yaptırdı?

 

Ankara toplantisi ve ulusal hareketin açmazi!

 

”Toplumsal Mühendislik” ve Kürt Ulusal Hareketi

 

Ordu'nun Türk siyasal rejimi üzerindeki vesayeti ”sorun”ların temel kaynağıdır

 

Memduh Selim Beg ve Mehmed Uzun

 

”Ismarlama Savaş”ın İki Komutanın da Hedefi Aynı: AKP Hükümeti

 

Kürtçe dil kurslarindan sonra şimdi ”ismarlama” sirasi nede?

HİKMET  FİDAN  CİNAYETİ ve PKK'nin DÜNÜ, BUGÜNÜ

HAK-PAR’in Çagrisi ve Ulusal Politik Strateji -I-

Asimilasyon tufani ne ile ve nasil engellenir?

Kürt Milliyetçiligine karsi çikilarak Kürt ve demokrat olunur mu?

Semdin Ile Apo veya damdan düsmekle sirat köprüsünden düsmek arasindaki fark?

1 Mayis 1977 Katliami ve ?Alaattin?ler?

Ulusu, Hükümeti, Muhalefeti ve  ?Hassasiyet?leri ile ?Naylon? Devlet: TC

Newrozla gelen Kürt "tsunami dalgasi"
ve Apo?nun PKK?sinin dalgakiranligi

Degismek ve emeklilik ile özelestiri  talepleri  üzerine

Ismi, cismi, niyeti ve kismetiyle ?Ulusal Konferans?

Birlik sorunu üzerine

Kürdistan sorunu  ve ?parmaklar?(2.Bölüm)

Kürdistan sorunu ve ?parmaklar?

Millet iradesiyle devletlesmek ile devlet iradesiyle 
milletlesmek Arasindaki Fark

Kürt Hareketi?nde Türklesmeye Dogru Güdülme ve Ajan Faaliyeti (2.bölüm)

Kürt Hareketi?nde Türkle_meye doru güdülme ve ajan faaliyeti (1.bölüm)

Sait Elçi ve Sait Kirmizitoprak
(Dr. Sivan) Öldürülmeselerdi

Kahpe Bir Cinayetin Hikayesi:?Cüzam? ve Mustafa Tangüner

Olgular olduu gibi görünseydi, siyaset ne kadar kolay olurdu!..

Seisler ve Atlar ile Siysetçiler ve

Mehmet Altan,  Avrupa Birlii, Liberalizm ve Kürtler

Bir ??Ulusal Kurtulu_?? Masalinin Hazin Sonu