Qemere Sher

Arsiv

 
kurdistan@ewrop.com 

DTH / Derin Türklestirme Hareketi   

Demokratik Toplum Hareketinin Programina bir göz attiginizda ilk kelimenin “Türkiye” olmasi kayginin Kürdistan degilde Türkiye oldugu ortaya cikiyor.

 

http://www.dth-web.com/ sayfasina bir göz atildiginda kullanilan dilin sadece Türkce olmasi utanc verici bir durumdur. Alintilar yaparak devam edelim.

 

(Programdan alinti: Karsilastigi sorunlarla çagdas bilimin isiginda cesur bir yüzlesme ve hesaplasmayla çözüm yerine,sorunlari sürekli olarak erteleyen Türkiye... )

 

Cagdas bilimin isigi derki, kendi gercek kimligini dilini ve kültürünü utanmadan, politik manevralara kurban etmeden, cesurca savun. Sen kendini Kürt olarak adlandirmadan, ülkeni Kürdistan olarak adlandirmadan, seni sömüreni, ezeni, yakani degilde kendini kurtarmaya calismadikca, neden Türkiye kalkip senin sorunlari cözsün? Hani programinizda ülkemiz Türkiye, biz Kürt degil Türkiye Cumhuriyeti vatandasiyiz, aksini iddia eden Ilkel Milliyetcidir diyorsaniz, ortadaki sorun ne o zaman? Anlamis degiliz.

 

(Içinde bulundugumuz zaman diliminde Türkiye toplumu gelecege umutla degil kaygiyla bakmaktadir. Sorunlara makul,uygulanabilir ve kalici çözümler üretmesi gereken siyaset kurumu da bu tablodan olumsuz etkilenmektedir.)

 

Cok utangac bir sekilde sorunlara kalici cözümler istemissiniz. Utangaclikla Kalicilik birbirine uymayan kavramlardir. Sorunlari (Kürt, Kürdistan...) makul ve acik sekilde dile getirmediginiz sürece, makul ve kalici cözümler beklemek hayalperestliktir. Sizlere tavsiye 3 hafta zamaninizi alin ve Basklarin ülkesini ziyaret edin. Gidin ve 800 bin insanin nasil politika yaptigini görün.

Demek Türkiye toplumu (yani buna Türk deyin artik), Türkler gelecege umutsuz bakiyorlarmis? Size katilmak mucize gibi bir sey. Türk veya Türkiye toplumu degil, anasi aglayan Kürtlerdir. 5 Milyon insan ülkesinden sürüldü, katliamlar hala gündemde, bir kürtce okul bile yok, yerel parlamento deseniz siz bile buna karsisiniz. Durum buyken hala Türkiye toplumu hikayeleri anlatiyorsunuz. Yani siz sorunu dogru koymadikca, nasil cözülsünki?

Yani 1925, 1938 veya 1990 yillarda Türkiye Toplumumu katledildi? Türkiye Toplumumun dilimi yasak? Türkiye Toplumununmu bir federasyonu bile yok? Siz ne yaptiginizin farkindamsiniz?

 

(Siyaset ve onun en önemli aktörü olmasi gereken siyasi partiler Türkiye toplumuna her açidan umut veren güçlü bir gelecek tasarimi sunamamaktadir.)

 

Inanilmaz bir gaf, yani Kürtlerin durumu ortadayken, siz gelmis Türkiye Toplumuna kafayi takmis ve utanmadan, Türk partilerinin bu ne idügü belli olmayan bu Topluma bir sey veremedigine dem vuruyorsunuz. Bu yolun sonu iyi degil...

 

(En kritik sayilabilecek güncel gelismeleriyle içinde bulundugumuz AB süreci de bu degisim çabalarini süphesiz olumlu yönde etkileyecektir. Salt bir devletler toplulugu degil,ayni zamanda bir halklar toplulugu da olan AB süreci bu anlamda desteklenmesi ve gereklerine pratik yasamda da uyulmasini gerektirmektedir.)

 

Sizin AB yi Türkiye gözlügü ile incelediginiz belli oluyor. AB devletler, Milletler ve Ulusal cikarlar toplulugudur. Her ortak anlasma aylar süren catismalar ve tartismalar sonucu alinir. Basklilara baktiginizda, simdiki hedefleri AB ile Ispanya üzeri degil, özerk iliski gelistirmektir. Siz Türkiye Politikasindan kopmadikca AB tarafindan bile ciddiye alinmazsiniz. Tamda Üyelik asamasinda Kürdün sadece kendi ulusal cikarlarina bagli olmasi ve bunlari savunmasi dogru olacaktir. Yoksa Lozanda yapilan aptalligin ikincisi Brükselde yapilacaktir. Aklin basa alinmasi hem Kürde, hemde geri kalan Anadoludaki haklara fayda getirecektir.

 

(Ancak, hemen belirtmek gerekir ki, günümüz Türkiye'sinde oldugu gibi, degisim politikalarinin daha çok AB süreci gibi dis dinamiklerin etkisiyle gelismesi,bu süreçlerin hem yüzeysel ve hem de gereginden fazla sancili geçmesine yol açmaktadir. Oysa degisim ve dönüsüm süreçlerinin ruhu,bu süreçlerin daha çok iç toplumsal dinamiklerle yürütülmesini gerekli kilar.)

 

Dogru bir yorum, ama ic dinamiklerde sizin gibi korkak ve utangac politika izlerlerse, dis dinamiklerde sizin dediginiz gibi yüzeyselse, nasil cözülecek bu sorun? Kürt Türkiye Toplumu ile, Cerkez Cerkez tavugu ile, Laz Fikralarla ugrasirsa nasil cözülecek bu sorunlar? Yoksa herkesin kimliksizlesmesimi ic dinamizm? Bakin Amerikada bile Ispanyollar kendi dilerinde konusup, egitim yapiyorlar.

 

 

(Bugün Türkiye'de görüsleri, görünüsleri ve söylemleri biri birinden farkli olmakla birlikte,siyaset yapma tarz ve biçimleri açisindan aslinda biri birine çok benzeyen bir “devlet partileri” gelenegi vardir. “Devlet particiligi ya da rant particiligi” olarak ifade edebilecegimiz bu partilerin, aralarinda bir çok konuda fark olsa bile temel amaçlari, siyaseti devlet yönetiminin ele geçirilerek bir rant yaratimi ve dagitimi olarak görmeleri ve yapmalaridir.)

Heri Batasunanin kendi sorunlari durken gidip Ispanya Partilerini analiz etmesi ne kadar komikse sizde o kadar komiksiniz. Yani en ufak bir Kürt cikari bile yaratamamissiniz, gelip birde Devlete Türklere akil veriyorsunuz. Güzel bir Pazar günü Programinizi okuma sansizligini yasiyorum. Bir Kürt olarak yüzüm kizardi...

 

(DTH, Türkiye'de yasanan bütün sorunlari bir arada gören, Türkiye'nin bütün insan zenginligini kucaklamak isteyen, Türkiye toplumunun kendi içinde barisik,bütün komsulariyla dostluk içinde yasadigi,yoksullugu ve yolsuzlugu yenmis,gelecege güvenle bakan demokratik bir toplum yaratmak için yola çikmaktadir.)

 

Yani gülmemek icin kendimi zor tutuyorum. Türkiyede yasanan sorunlari bir arada görmek ne oluyor? Batida Turizmle, toprak satislariyla köseleri dönen Türkler, cocuklari kendi dillerinde egitim gören Türkler, Cocuklarini Kürdü kesmek icin doguya yollayan Türkler ve Topraklarini degil ingilizlere satmak, kendisi bile korkudan mayindan dolyi ziyaret edemiyen Kürt, cocuklari kendi katilinin dilinde egitim yapan Kürt ve Daglarda kendi namusunu korumaya calisan Kürt... Gercektende Türklerin ve Kürtlerin ne kadarda ortak paydasi varmis? Siz sorunlari böyle bir arada görmeye devam edin. Kürt karanliga mahkumken, siz gidin Katil devletin kendi komsulariyla iliskilerinin gelistirilmesine katkida bulunmak isteyin.. Dev aynasina bakmaktan vaz gecin. Zenginligimiz kendi kültürel, ekonomik ve politik zenginligimizdir. Baskalarinin zenginligide fakirligide onadir...

 

 

(Aralarindaki bütün farklara ragmen,mevcut partiler , devlet, etnisite, sinif, ve cins, odakli olarak siyaset yaptiklari halde, DTH bütün bunlarin disinda TOPLUM odakli siyaset yapmayi esas almaktadir.)

 

Aferim size. Oy durumlarina göre partilerin % 95 i kendi irkina, devletine, sinifina hizmeti secmisken, siz gidin Toplum (yani Türklere) hizmet icin calisin. Bunu yapan baska bir parti bana gösterirmisiniz, Korsikada, Baskta, Bosnada, Cecenistanda, Zapatistlerde? Yakinda Toplumuda terkeder, daha soyut olarak “biz dünyalilara yönelik degil, uzaylilara odakli (UZAYLILARIDA böyle büyük harfle yazarsiniz) siyaset yapacagiz, veya biz yasayanlara yönelik degil Ölen Türk vatandaslarimiza yönelik... veya insanlara degil Bitkilere odakli siyaset...

 

(Buna bagli olarak DTH, kurulusunu Türkiye'de ilk defa denenen bir yöntemle,halkin dogrudan katilimi ile seçtigi 3.000 delegenin olusumuyla gerçeklestirmis bulunmaktadir. Türkiye genelinde toplumu olusturan çesitli kesimlerden yaklasik 300.000 kisinin katilimiyla 1.000 –i kadinlardan olmak üzere 3.000 delege seçilmis ve bu delegasyonda 400 kisilik kurucular kurulunu yine seçimle belirlemis bulunmaktadir.)

 

Sorun nasil secildiginiz degil, neyi temsil ettiginizdir. Hitlerinde milyonlarin oylariyla secildigini unutmayin. Ama eminimki bu 300 bin kisi Programinizi dahi okumamistir.

 

 

(Kurulusundan itibaren,halk adina yapilan temsili siyaset yerine halkin dogrudan katilimini esas alan partimiz DTH, gerek siyasal programi ve gerekse de bu programi hayata geçirecek olan tüzügünü de süphesiz bu yaklasima göre olusturmustur.)

 

Sahi Türkiye Toplumuna yönelik politika yapmak istediginizi, sorunlari bir arada görmek istediginizi söylemistiniz. Peki bu 300 bin kisinin illere veya irklara göre dagilimini sayfanizda aciklarmisiniz? % 90 i Kürt olan bu secmenlerin sectigi Kurucular kurulunun enerjisini neden o zaman Türkün ve onun devletinin sefasina harcattiriyorsunuz? Pratikte mümkün olmayan bu safsatalari neden teori olarak Kürde satiyorsunuz?

 

(Bu anlayisindan ötürü DTH, siyasetin dogasi geregi,sorunlarini esas olarak yerelde çözen,güçlü yerel-koordine eden merkez ilkesini gözeten, iç isleyisinde, katilim,uzlasi ve diyalog yöntemini benimseyen, tepeden inmeci atamaci degil,en genis kesimlerin sorgulayici biçimde karar süreçlerine katildiklari, cins ayrimciligini degil cins özgürlügünü esas alan bir demokratik toplum hedefli siyaset tarzi içinde olacaktir.)

Siz sorunu, ana noktalari unutup yöntemin detaylariyla ugrasiyorsunuz. Yanlissan ha direkt secilmissin, ha asagidan secilmissin. Ne fark eder? Programiniz bile sorgulayici bir sürecten ne anladiginizin bir ispati. Cins ayrimciligidir zaten 100 yildir Kürdün katliam nedeni. Dedem nenemi dövmeseydi bütün bunlar basmiza gelmezdi... TC ne yapsin?

 

(AKP nün Kürt soruna yaklasimi, geçistirmeci, muglaklastirici , sorunu tarihsel ve güncel boyutlariyla derinlikli ele alma yerine adeta yok saymaya varan bir politika olmustur. )

Peki sizin Kürt sorununu ele alma bicimizin nasil? Siz Kürt sorununu tüm boyutlariyla varmi sayiyorsunuz? Derinliklimi ele aliyorsunuz? Derinlikli ele almak isteyenlere Milliyetcidir diyenler siz degilmisiniz?

(Tüm bu nedenlerle DTH, en basta Türkiye'nin demokrasi güçleri ile ittifak içerisinde demokratiklesme sürecini cesaretli, karli ve özüne uygun politikalarla gelistirecektir. Toplumsal degisimi öncelikle iç dinamikleri üzerinde olusturmayi ve bu temelde demokrasi güçlerinin gerek örgütsel gerekse siyasal birligini temel alacaktir. Bunu gerçeklestirirken milliyetçilige , ayriklikçiliga düsmeden halklarin kardesligi ve demokratik birligini esitlik ve özgürlük temelinde olusturmanin mücadelesini yürütecektir. Bu yönüyle DTH Türkiye de üçüncü dönem partilesmesi de diyebilecegimiz tarihsel bir çikisin öncüsü olmayi hedefleyecektir.)

Kim bu Türkiye demokrasi gücleri? Herhangi bir Bask partisinin kendi sorunlarini Ispanya Insan Haklari dernegine havale ettigini gördünüzmü? AKP nin Kürt sorununa bakisini elestirmek ve AKP yi bu sorunu daha derinlikli ele almaya davet etmek, milliyetci bir meyil degilmidir? Kendini sevmek, kendi mutlulugunu istemek, kendi dilini konusmak, kendi okuluna gitmek Milliyetcilikmi yoksa Özgürlükmü yoksa ikisidemi? Halklarin kardesliginden ne anliyorsunuz? Almanlar ve Amerikalilar kardesmi? Ruslarla Yunanlilar kardesmi? Peki bu halklar kardesse neden her Halk kendi cikari dogrultusunda Politika yürütüyor. Peki sizler kendi öz kardesinizle her seyinizi paylasirmisiniz? Ayni evdemi oturursunuz? Buna esleriniz ne diyor? Halklarin Kardesligi ölmüstür beyler. Cikarlarin Kardesliginin dönemidir. AB de budur, ABD de budur, Kürdistanda bu olacaktir.

 

(1924 Anayasasi ile cumhuriyetin kurulus felsefesinin terk edilmesi, Kurtulus Savasinin Kürt ve Türklerin ortak direnis ruhunu ve birligini, cumhuriyetin, çogulcu ve çok kültürlülük temelinde demokratiklesmesini, adil bölüsüm ve refah içinde ekonomik kalkinmasini olumsuz yönde etkilemistir. Böylece kurulusu sürecinde Kürt isyanlarini bahane ederek demokratiklesemeyen cumhuriyet, ilerleyen süreç içinde de demokratikleserek sorunlari çözme yerine, korku ve bölünme telasiyla hareket ederek sorunlari agirlastirmistir)

 

Kendiniz anlatiyorsunuz, 1924 te yapilan anlasmalar terkedilmistir. 80 yil sonra gelip bunu aklamaya calismanizin anlami ne? M. Kemal Kürtleri kullanmis ve dis düsman ezildikten sonra Kürtleri ezmistir. Simdi bunu dolandira dolandira anlatmanin geregi ne? Ayni tuzak bugünlerde kurulmus ve buna Kürtleri cekenlerde sizler oluyorsunuz... Düsünün bir kere Barzani gidip 1920 nin Irakini analize ediyor, Tüm Iraki kapsayan bir Parti kuruyor, Siileri kurtarma hayallerine kapiliyor. Gülersiniz degilmi, iste Kürtlerde size böyle gülüyor.

 

 

 

(Kürt sorununda çözüme ulasamama ülkemizin gelismesini her bakimdan olumsuz temelde etkilemistir.)

 

Hangi Ülkemizin? Türkiyemi yoksa Kürdistanmi? Türkiyenin batisini gezmediginiz ortaya cikiyor, Türkiye ekonomisi –kendilerinin tabiriyle- % 7-8 büyüyor. Borsalari patliyor. Gidin bakin kac tane Kürt firmasi Borsada temsil ediliyor. Turizmleri iyi yolda. Birde gidin Kürdistana , Kürdistanda ormanlar yakilmis, insanlar ac, Asker namlusu enselerinde, Turizmin T si, Borsanin B sinin hayali bile dolasmiyor, siz gelmis Ülkemizin gelismesi hikayesi anlatiyorsunuz. Insanin yolunu sasirmasi, zihninin bunalmasi ne kadar kötü degilmi?

 

(Özellikle sorunun askeri yöntemlerle çözümünde israr eden politikalar sonucu kaynaklar heba edilmis, refah içinde kalkinma saglanamamis, ülke büyük bir borç çikmazina sokulmustur. Sadece son on bes yillik çatismali dönemde siddette israr etmenin Türkiye'ye maliyeti, dörtyüz milyar dolar dolayinda olmustur.)

 

400 Milyar Dolarmi, yoksa 30 Bin insanimizin, yok edilen 5000 köymü, dagitilan Kürt geleneklerimi önemli sizin icin. Katil gelmis beni kesmis, dogramis ve benim cocuklarim gitmisler, Katilin cebinden ne kadar paranin ciktigini hesapliyorlar. Askeri yöntemlerle yok etme stratejsisin Politik yöntemi ise sizlersiniz.

 

 

(Günümüzde klasik ulus devletler, yeniden yapilanma zorunluluguyla karsi karsiya kalmakta, bölgesel bütünlesmeler temelinde çözüm ve arayislar hizlanmaktadir).

 

Buna bir örnek verirseniz cok sevinecegiz. Hangi klasik Ulus devlet? Bunlar nasil yapilanmislar? Fransayi örnek alirsak, parasinin Euro olmasi disinda nasil bir degisim yasamislarki? Avrupa Parlamentosuna gene kendi Fransiz Miletvekillerini yollamiyorlarmi? Fransanin cikari dogrultusunda Politika yapmiyorlarmi? Bölgesel Bütünlesmek ne demek? Almanya Polonyayla bütünlesirken, kendi ülkesinden, milletinden, dilinden, kültüründen, cikarlarindan, yasam tarzindanmi vazgecmis? Dogu Blokunu ziyaret ettiginizde satilan mallarin % 80 nin bati menseeili oldugunu görürsünüz. Sadace teknolojik ürünler degil, peynirden tutun bir sürü tarimsal-hayvansal ürün batili ülkelerden gelmekte. Yani bu anlattiginiz bütünlesme hikayelerinin arkasinda halklarin kardesligi, ulus devletin iflasi degil, tersine cikarlarin yayilmaciligi, ulus devletin (Almanya, Fransa, Ispanya...) ekonomisine yeni pazarlar yeni tüketiciler bulma arayisidir. Hic bir Ulus kendi cikarindan vazgecmis degildir. Bugün ABD nin Irakta olmasi bile elalemin kendi cikarlarina ne kadar önem verdiginin bariz bir aciklamasidir.

 

  3.07.2005