Naci Mirali

Arşiv

4 Eylül Ankara Toplantisinda Okumuş neyi nasil okumuş da bozulmuş ezberi


Abdulhay Okumuş'u, Ankara Sürmeli Otel toplantısını değerlendirmesinden dolayı kutluyorum. Belki bu vesileyle asıl gündemimizi tartışmış oluruz ve bu ortak kazanımımız olur.

Bu vesileyle, değerlendirmelerin kafalarımızın bir açacağa ihtiyaç duyduğu tespitidir ki,  A.Okumuş'un kafasının  karışıklığına neden olan soruyu açıklıkla dile getirmesini takdire şayan buluyorum.  “Ciddi” sınıflandırma konusundaki gayretleri için de ayrıca kutluyorum.

Okumuş'un belirsiz zamanda okumuş olduğu ezberine denk söylemi bozulduğu için ve çok önemsediği konsensüs (her ne demek ve nasıl anlamak gerekiyorsa..) sağlanmamış olduğu için üzüldüğü ve bu zor koşullar altında Ankara'ya verilen (sınırlı) mesaja sevindiği, anlaşılıyor.

Ciddi, Arapça bir sözcüktür. Karşıtı şaka oluyor.

Kafalarımızda soru işaretleri vardır. Kafalarımız bir açacağa ihtiyaç duymaktadır. Düşman belleğimizi bulanıklaştırdığı, gibi dostlarımızın da kafamızdaki soru işaretlerine neden olan konuşmalar yapabilirler. Dostlarımızın söylediklerini ciddi olarak algılamak gerekmiyor mu?

Okumuş mealen :
Bir; R.Tayyip Erdoğan'ın sözlerini şaka olarak görenler, ayrı bir sınıftır ki onları ciddiye almamak gerekir. “Zaten bunlar cepheden toplantıya katılmayanlardır.”diyor. (Bu şahs-ı muhteremler kimlerdir ? diye soracak olursak yanıtının olacağı , ciddi olarak kuşkuludur.)

İki;“ Toplantıya şakacıktan katılan dostlarımız var ki Kürdistan mücadelesine verdikleri emekten dolayı şaka yapmalarını anlamıyorum.” diyor  ve sözde kafası karışıyor.

Bir toplantı oluyor.
Yer    :  Ankara Sürmeli Otel.
Konu:   Başbakanın Kürt sorunu var.”Bu sorun benim sorunumdur.”diyor. Öyleyse, bu toplantıdan bir yerlere mesaj verilmeli.Bu mesajın muhatabı başbakan olmalı. Başbakan bilindiği gibi genelkurmaya mesaj veriyor. Kürt aydınları da başbakanı desteklemeli ve başbakana destek mesajı sunmalı değil mi?

Okumuş, çağrı metninden haberin var ki toplantıya katılmışsın. Çağrı metnini okumuşsun ve bu yargıya varmışsın. Bir kez daha okumanda yarar var. Ne diyelim, her okumuş okuduğunu anlayamıyor ki. A.Okumuş anlasaydı bu satırlara ne gerek kalacaktı. Buradan yola çıkıp destek mesajı da destek mesajı diye tuturursan bu kurduklarınla siyaset değil hikaye yazarsın bay Okumuş.

Her hikayenin okuyucusu bir okumuş bulunur, ne diyelim?

Okumuş mesajını geciktirince iki gün içinde Siirt'ten tek bayrak , tek  dil, tek..  tek..lerle kurulmuş cümleler sana Abe yolunda sadık bir kardeşlik hayali kurdurtsa bile bırak da dostların sana Kürt Ulusunun Ulusal Hakları ve  Kürdistan ülkesinin topraklarına aidiyet duygusuı doğrultusunda sana yurtseverlik dersi versinler. Bunun toptancı mantık ile ne ilişkisi var? Dünyada hangi Ulusal Kurtuluş Hareketi kendi bağımsızlığını dincilerin takiyelerine özenerek hak almıştır? sorarım sana. Çıtanı yere düşürüp sürünerek istersen, sana temelde ne istediğini unuttururlar.Osmanlıda oyun çoktu.Kemalistlerde ve neo İslamcı Kemalistlerde oyun , daha çok…. İnce politika seni inceltir de demokratik cumhuriyetin yılmaz savunucusu olursun …

Okumuş yazısında soruyor:
“Başbakan ne demişti ve hangi koşullar ona söyletmişti söylediklerinin önemi nerede idi?”
Öznelliğine uygun yanıtı cımbızlıyor:
“Başbakan; Kürt sorunu vardır, bu sorun başta benim sorunumdur. Büyük devletler hataları ile yüzleşebilmelidir, demişti. HATALAR İLE YÜZLEŞEBİLMEK. TC nin bunu söylemesi çok önemliydi.”

Bazı oyun bozan şakacı dostlar devletin kendisiyle yüzleşmesini istemiyor değil mi?

Devletin ideolojık hegemonyası bu tipte bir okumuş aydın tipi yaratıyor ne demeli ?

Gözaltı sürecinde iyi polis kötü polis muhabetini her yoldaş şöyle ya da böyle bilir. İki polis tipi de aynı ahır adına koşmaktadır. Cezaevine gelindiğinde daha açık bunun böyle olduğu ayan beyan ortaya çıkar. Demokratik cumhuriyetin bir kanadı yapısal anlamda genelkurmaycı olurken onun karşıtında aynen iyi polis mantığıyla hükümetten yana tavır alan ve sabahtan akşama genelkurmaycı karşıtına kemalist oldun diye veryansın edenlerin aslında aynı değirmene su taşıdıklarını sayın okumuşun sözlerinden daha iyi anlamak mümkün müdür?

Akabinde, bir söylemi olan Ulusal Kurtuluşçu devrimci  güçlere ise güç kaybeden yalnızlık fobisi oluşan devletten ve devletin bu anlamda kendi güya iç çelişkilerinden niye yararlanmıyorsun  hey toptancı mantık diye seslenmenin  aymazlığını anlamak mümkün görünmüyor. İşte bunu cidden gayrı ciddi buluyorum.

“Küzey Kürdistanda, 12 eylül sonrası kirli savaştan sonra kürtlük adına yüksek sesle konuşulması, kitlesel muhalefetin dünya gündemine girişi,Güney Kürdistandaki kazanım, Büyük Ortadoğu Projesi ve Avrupa birliği konusunun sıcak gündemi sırasında söylenmiş sözler olduğu için önemsenmeli.”

Devlet, Kürtlük ve İslamlık adına yükselen iki sesi kendi güdümüne aldı. Kendi İslamcısını ve kendi kürdünü yarattı. TC'nin Kürdüne benzemek isteyen yeni Kürtlerden olmak istiyorsan yolun açık olsun.

R.Tayyip Erdoğan İslami muhalefeti Kemalist rejime nasıl kurban ettiğini bilmeyen kalmadı. Bu konuda fazla söze gerek duymuyorum.

Kürtlüğü ise Ankara merkezli gören bir anlayış 90'lardan sonra ayan beyan görünür oldu. Kürtlük, Kürdistan topraklarıyla ilgilidir. Tam tersine, Ulusların Kendi Geleceklerini Kendilerinin Tayin Etme Hakkını bay okumuş dahil  diğer demokratik cumhuriyetçiler için de absürdleşmesi Kemalist rejime biat değil de nedir? Ayrıca, Kürtlük adına yükselen bu sesi R.Tayyip Erdoğan'a destek mesajı olarak sunmanın ne ölçüde yurtseverlik olduğunu değerlendirmek bir yurtseverlik borcudur.

Güney Kürdistandaki kazanımdan haklı olarak bahsderken sorarım sana bu güçlerin hangisinde ulusal bağımsızlık ülküsü senin kadar kararmıştır? Aksine bağımsızlık vurgusu yapılmakla birlikte bugün reel politikanın somut koşullarda buna cevaz vermediği mesajı verilmektedir.

“Gündemin bu kadar TC aleyhine geliştiği bir dönem olmamıştır,TC devleti dünyanın bu sıcak gelişimi karşısında güçsüzleşmiştir ve yalnızlık fobisi oluşmuştur.”Özetle; TC dünya karşısında güçsüzleşmiş, çıkar yol olarak Abe ye entegrasyon için yollar arar olmuş. Bu arada birkaç uygar laf da etmiş. Okumuş'un dostlarından bazıları da kalkmış TC'nin başbakanını, cumhurbaşkanlarını ve bazı bürkratlarının bu konuda söylediklerini mukayeseli bir anlatımla zikretmiş.

Sondan başlamak gerekirse 4 Eylül 2005 tarihinde Sürmeli Otel'de Bay Okumuş düşüncesinde olanlar tarihi bir dersi mukayeseli olarak almışlar. Mukayeseli tarih dersi ülke topraklarına dayalı bir siyasetin olmazsa olmaz koşulunu asgari yurtseverlikle ilişkilendirdiği için şapka düşmüş kel görünmüş ezber bozulmuştur.

Abe'ye entegre olmak isteyen İktidar partisi birkaç uygar söylemiyle belirsiz zaman okumuşlarını kendi yanına çekmek istemiş asgari yurtseverlik bu zevatın engeli olunca hezeyan başlamıştır.

A.Okumuş için önemli nokta: “yalnızlık fobisi”. Okumuş kendi anlatımıyla bu yalnızlığı paylaşmak istemiştir. Bay Okumuş, iş yalnızlık paylaşmaya gelirse bunu sana kaptırmazlar. Senden önce bu işleri bilenler TC'nin yalnızlık fobisine düşmemesi için büyük bir çaba ve emek harcarlar. Buna sen de şaşar kalırsın. Benden söylemesi sen önce kendi yalnızlığına çare bul. Bırak, bilgi birikiminden hiç şüphenin olmadığı dostların senin yalnızlık fobine de mukayeseli bir çare bulurlar da, konsensusu başbakana sunulacak bildirgede değil mukayeseli tarih dersinde ararsın.

Kaldı ki çağrı metninden başbakana sunulmak üzere bir konsensus bildirgesi çıkacak diye bir halisülasyon görmüşsen böyle bir yargıya varman için asgari bir cümle bilgisi ardından bir paragraf bilgisi dersi almanı öneririz sana. En basitinden bir ilköğretim OKS konu anlatımlı test kitapçığı senin bu sorununu çözer diye düşünüyorum. Eğer paragraf ve yorumu dersi isterse bunu da mukayeseli olarak sana vermeye hazır olduğumuzu söyleyebiliriz.Ne de olsa ciddi dostların olduğu için şanslı sayılırsın.

Şovmenlik ve siyasi hesaplar konusuna gelince kürt aydınları hükümetle ilişki kurmak, ona arz ederim efendim mantığıyla değil ortak Kürt Ulusal Devrimci muhalefetini ilmek ilmek örerek bir “güç” olduğunu gösterecektir.

Tren hareket etti. Sen treni kaçırdın… Posta treni aktarmalı geliyor.Onu kaçırma…

 

27.10.2005