Kamil Sümbül

Arşiv

Mahmut Aktaş ' ın anısına

Çermikliler bir uzun soluklu yurtseverini daha yitirdi

 

 

Mahmut Aktaş Çermiğin yetistirdigi uzun soluklu devrimcilerinden biriydi. Kanser illeti kürt yurtseverlerinin peşini bir türlü birakmiyor, Mahmut Xocayida aramizdan alip götürdü. Aramizdan ayrildigi gün cenazesine katilan bir dost beni haberdar edince, Bogazimda dügümler olustu, gözlerimin önünde onun yasami canlandi.

 

59 yasina sigdirdigi yasaminda, aktiv bir sekilde icinde yer aldigi toplumsal olaylar ve degisimler belki baska toplumlarda bir 100 yili almistir. Mahmut Xocayi ve onun mücadelesini anmak, yeni genc nesillere iletmek, onu yakindan taniyanlarin, ona karsi en iyi sorumlulugumuzu yerine getirmek olacaktir.

 

Kasaplik yapan bir ailenin oğlu olarak 1950 de dünyaya geldi, cocukken onu kesilecek hayvanlarin pesinde giden, köylülerin Cermik pazarina gelis yollarina sabahin köründe gidip hayvan pazarligi yaparken tanimaya baslamistim. Benden 6-7 yas büyüktü. Abimlede samimi arkadas olmalarindan dolayi daha yakindan tanima firsatim olmustu. 1960 li yillarin ortalarinda Diyarbakir Yatili Ögretmen okulunu kazanan bir grup Cermikli ögrenciyle birlikte okumaya baslamislardi. O dönem ilerici, sol kesimleri tanima firsati bulmus ve her Cermige gelislerinde kendi aralarinda kahvede sol görüsleri, ögretmenlerin TÖS icindeki mucadelelerini konusurlardi.

 

1968 de son siniftayken bir ögrenci eyleminden dolayi bir cok ögrenci gibi onuda baska illere sürgüne göndermislerdi. Bir kac Cermikli ögrencininde sürgüne gönderilmesi, cevre ilce ve illere göre cok apolitize olan Cermikte yanki bulup kahvelerde, aileler arasinda bir dönem konusulmustu.

 

Mahmut Xoca Diyarbakir Kulp ilcesinin bir köyünde ögretmenlik yaparken 12 mart 1971 fasist darbesi olmus, ilerici, yurtsver olan herkese terör uygulamaya baslamisti. Kizilderede öldürülen 10 devrimci ve ardindan Denizlerin idami Tüm Türkiyeyi sarsmis, Mahmut Xocada bu olaylardan etkilenince ve de söyleyecek sözünü hic bir seyden sakinmayan tavrindan dolayi Kulp jandarma karakoluna alinip agir kaba iskencelerden gecirilmisti. O dönem Kulp ilcesinde ögretmenlik yapan akrabam ve gecen yil yine kanserden kaybettigimiz Osman Bardakci ona sahip cikip evine götürüp tedavi etmis, sonradan bizlere sunlari anlatmisti;

 

"Mahmut Xocanin caninda hic beyaz yer kalmamisti ve her tarafi yara-bere icinde mos-mordu. Karakoldaki iskenceci assubayi taniyordum ve yapacak tek seyim, onun oglu ögrencimdi ve sinifta birakarak Mahmudun intikamini aldim". Mahmut Xocanin Kulp jandarma karakolundaki gördügü bu agir iskence onun yasaminda bir dönüm noktasi olmus ve dahada aktiv bir sekilde sol mucadeleye kendini vermisti.

 

Cermikteki ilerici ögretmenler genelde kahvelerde oturup konusurlar, dönemi tartisirlar ve birbirlerine kitap, brosür ne buldularsa verip okurlardi. 1972 yaz aylari ben ögretmenlerin gittigi "Merdivenli Kahvede" calisiyordum ve onlari ilgiyle dinlemek istiyordum. Istanbulda ITÛ de okuyan bir akrabaminda tatil dolayi Cermige gelmesiyle sohbetler koyulasmis, Istanbuldaki 15-16 haziran olaylarini, yürüyüsleri, ögrencilerin mucadelesi vs. anlattiginda herkes ilgiyle dinliyordu. Bende calisirken her firsatta oturduklari masalara yanasir ve dinlemeye calisirdim. Giderek onlarin görüslerine yaklasiyor ve benimlede ilgileniyorlardi. Kisa bir süre sonra calistigim kahve ögretmenlerin kitap alip verdigi bir yer oldu ve kurye olmustum. Yeni bir kitabi kim okumussa bana birakirlar ve bir digeride okumak icin benden alirlardi. Kitaplar genelde ya kese kagidinin icinde yada icinde ne oldugu gözükmeyen naylon posetler icinde bana birakirlardi. Merak edip hemen her kitaba bakardim ve simdiki nesile cok acaip gelecek olan bu kitaplar gizlice okunup dagitiliyordu. Kitap isimlerinden aklimda kalanlar sunlardi; Bekir Yildizin Kacakci Sahan, Yasar Kemalin Ince Memet, Teneke, Aziz Nesinin bazi kitaplari, Fakir Baykurt; Mahmut Makal gibi yazarlarin kitaplariydi. bir gün Mahmut xoca bir kitap birakip; iyi korumami ve filandan baska kimseye vermememi söylemisti. Meraktan poseti acinca ilk kez Leninin bir kitabini gördüm, Kitap Isci ve köylü ittifaki idi.

 

Cermikte diger komsu il ve ilcelere göre gec baslayan bu politik hareketlenmede Mahmut Xocanin emegi büyüktü. Iclerinde en genci bendim ve daha 16-17 yasindaydim. Bu arada ögretmenler Türkiye genelinde TÖB-DER i örgütlemeye baslamislar ve Kisa sürede Diyarbakirda bir subesi kurulmus ve geniste bir lokali vardi. Mahmut Xoca Cermiktede kurulmasi icin diger ögretmenlerle birlikte ugrasip Cermik subesini kurmuslardi.

 

Bu arada Mahmut Xoca Diyarbakir egitim Enstitüsü sinavlarini kazanip okumaya baslar. Bu dönem 1973-74 yili ve Diyarbakirda fasist ögrencilerin Hem Diyarbakir Ögretmen okulu hemde Egitim Enstitüsünde belirli agirliklari vardi. Mahmut Xoca fasistlere karsi önsaflarda yerini almisti. Bu arada Diyarbakir Belediyesinde calisan bir isci, Ögretmen okulundaki fasistlerce katledilince, tüm Diyarbakir gencligi fasistlere karsi harekete gecip hem Egitim Enstitüsünü hemde Ögretmen okulunu fasistlerden temizlemislerdi. Mahmut Xoca Ögretmen okulu cikisinda günlerce fasist beklediklerini anlatirdi. Bu arada Diyarbakirdaki ögrencilerde örgütlenerek DYÖD (Diyarbakir Yüksek Ögrenci dernegi) ni kurmuslar, Mahmut Xoca kurucularindan ve ilk yöneticilerinden biri olmustu. Bu arada bende liseyi bitirdigim ilk yil Universite imtihanlarini kazanamadigimdan Konya ili Seydisehir ilcesinde kurulan Aluminyum Tesislerinde is bulunca kendimi isci sinifi ve sendikal mücadelenin icinde buldum. Her Cermige gelisimde, Mahmut Xocaya isci ve sendikal mücadeleyi anlatirken oda bana Diyarbakirdaki ögrenci eylemlerinden, Kürt ögrencilerinin politik örgütlenmelerini anlatirdi.

 

Sanirim ya 74 yada 75 yili olacak Diyarbakirda fasistlerce katledilen bir yurtseverin cenazesinde, sahip cikma tartismasindan Minübüs üstünde duranlar arasinda istenmeden olan itisip-takismadan yere düsüp beyin kanamasindan ölen Sefik Özdemir adli bir arkadasini gözleri dolarak anlatmisti. Sefik in ölümü ayni zamanda Kürt sol-yurtsever hareketlerde sekterlik ve birbirine tahammül etmeme anlayisinin baslangiciydi ve sonrasi cok tatsiz olaylar sol ve kürt gruplari arasinda olmustu. Mahmut Xoca, Sefiki itekleyenlerin türk solundan olduklarini, bir kacini dövdügünü ve Diyarbakirda rahat dolasamadiklarini heyecanla anlatmasi, bu durum farkinda olunmadan bircok yanlis davranislarinda baslangiciydi. Bu arada Türk sol hareketlerindeki toparlanma ve bölünmeler Kürt hareketlerindede baslamisti. Halbuki her Kürt grubun ayni Özgürlük denizine dökülen farkli irmaklar olmasi gerekirken, bazilarimiz kendi deltasindan tasmis, sahayi diger dost irmakla paylasip ayni amaca yönelme varken birbirimizle ugrasmaya baslamistik.

 

Bu arada 74-75- yillarinda 3 önemli gösteri olmustu. Ilki, Viransehirde 30 a yakin sinir kacakcisi kürt köylülerinin askerlerce öldürülmesini protesto icin bir gösterisi yapilmis, Türkiyenin her tarafindan kürt ögrenci ve aydinlari gelmisti. Ben bu gösteriye katilamamistim fakat Mahmut Xoca katilmis ve bana; "Tanklarin arasinda bir cok arkadasimizin dövülmesine ragmen miting yaptik", demisti ve bir cok kisi gösteriye katildiklari icin iskenceden gecirilmislerdi. Bunlardan biri de Ankaradan gelen Mehmet Hayri Durmustu. Bir gazetede sirtina yedigi palaskalarin izlerini gösteren fotografi cikmisti.

 

Digeri Silvan mitingi idi ve Mahmut Xoca bir taksi kiralayip benide aralarina alip Silvana gitmistik. Silvandaki mitingde Askeri garnizonun yakinindaydi, konusmalar olmus, ilk kez Muhterem Bicimlinin kücük kizi kürsüden kürtce sarkilar söyleyince cok etkilenmistim.

 

Ûcüncüsü ise Mardin mitingiydi. Yine Mahmut Xoca bizleride zorlayarak bir araba kiralayip Mardine gitmistik. Miting kürsüsünde bir konusmaci coskuyla kürtce siirler okuyordu. Mahmut Xoca bizlere bu siirlerin Cegerxun tarafindan yazildigini söyledi. Mardin damlarina cikan Kürt kadinlari yesil kirmizi sari renkli pusulari sallayarak tilili cekmeleri ve Cegerxunun siirlerini ilk kez dinlemem Mahmut Xoca sayesinde olmus, benide heyecanlandirmisti.

 

Cermikteki devletle isbirligi icinde olan gerici cevrelerede hic taviz vermemisti. O dönem kürt hareketlerinde saflarda netlesmekteydi ve Mahmut Xoca DDKD grubu icinde yerini almisti. Onu 70 li yillarda taniyanlar; Kürt halkinin ulusal demokratik mücadelesine emek verdigini cok iyi bilirler.

 

Ankaradaki ögrencilik yillarimda Mahmut xoca her Ankaraya gelisinde bulusup konusurduk. Bu arada benim Rizgari cevresinde yerimi aldigimi ögrenince, yüz hatlarindan üzüldügünü farketmistim.

 

Sanirim TÖB-DERin genel kurulu icin yine Ankaraya gelmisti ve Zafer Carsisindaki kahvede oturup yine tartismaya baslamistik. Ben dosaji kacirmis su agir elestirileri yöneltmistim;

"1 Mayis, ! Mayista kutlanir! Niye 29 nisanda kutladiniz, 77 1 Mayisinda öldürülenlere, 1 Mayis icin simdiye kadar yasamini kaybedenlerin mücadelesine saygisizlik", Bir digeride; "Nasil olurda Kuba da yapilan Dünya Komunist Genclik festivaline türk bayragi tasiyan IGD lilerin arkasinda yürüdünüz!" Derken yine o sert tavriyla yumrugunu masaya vurup; "Eger bir baskasi olsa ve bunlari bize söyleseydi agzini burnunu dagitmistim. Dua et seni cocuklugundan beri taniyorum". Mahmut Xocayi taniyanlar onun; "teori yetmediginde yumruklarini kullandigini" iyi bilirler. Neyseki ucuz atlatmistim ve kalkip ayrilmistik.

 

Sonradan keske söylemeseydim diye icimden gecirdim. Iki gün sonra onu, o dönem Ankaradaki kürt ögrencilerinin devamli gittigi Yenisehir kahvesine girerken bir grup arkadasiyla otururken gördüm ve selam versemmi vermesemmi diye düsünürken o bana selam verip hal-hatirimi sorunca utanmistim. Bana yine hala 72-73 lerdeki genc halime nasil agabey gibi davranmissa aynisini gösterip; "Yav sen niye bukadar zayifsin, biraz yemek ye, gel sana bir yemek yedireyim" diye kolumdan tutup bir lokantaya gitmistik. Yemek yerken ne o nede ben politikadan lafi actik.

 

Sanirim 1979 da ögretmenlikten istifa edip Batmandaki Petrol Rafinerisinde ise girmis ve sendikal calismalara baslamisti. Bende 1979 eylül ayinda gözaltina alinip tutuklanmis ve 1980 Mart ayinda bir grup arkadasla Diyarbakir askeri cezaevine getirilmistik. Yaz aylarindan birinde görüse ciktigimda abimin yaninda Mahmut Xocayida görünce sasirmis vede sevinmistim. Soyadi tutmayanlari görüse askerler almiyordu, fakat bir yolunu bulup gelmisti.

 

12 eylül fasist darbesi gelmis tüm kürtleri, türk sol ve demokratlarini silindir gibi ezmisti. Diyarbakir cezaevindeki iskenceler ve ölümler dilden dile dolasiyordu. 1984 sonu tahliye olup cermiye gelisimin 3. günü tahliye oldugumu duyunca Cermige gelmis, evimizde birden onu görünce sasirmistim. Baska bir odaya cekilmis ve basbasa konusmaya baslamis ona; "Sen nasil bu dönemi attlattin, seni ya Avrupada yada Suriye parcasinda yada hapiste olacagini tahmin ettigimi" söyleyince bana; "Batmanda isciler arasinda kendimi gizleyebildim". Demis ve özellikle kendi grubundakilerin mahkemelerde ve cezaevindeki yakindan bildigi bazi arkadaslarinin tavrini sormus ve duyduklarinin dogru olup olmadigini benden dinlemek istiyordu. Ona dilimin döndügünce Cezaevini ve sordugu eski dostlarini anlatmistim. Büyük bir hayal kirikligi icinde oldugunu anladim ama hala onu inanclarinda diri görmek beni sevindirmisti.

 

Isvece gelisimden sonra 1992 yilinda bana telefon acip hakkinda 8 yil ceza verildigini, nedenide Güney Kurdistana bir kac arkadasiyla gida maddeleri götürüp sattiklarini, devlet görevlileride bunlari izlediginden sinir kacakciligi sucundan mahkemeye verildigini anlatip disari cikmak istedigini söylemisti. Onu Istanbuldan cikaracak kadar ne kontagim nede gücüm vardi, cokta üzülmüstüm. Ona; "Eski arkadaslarina söylüyeyim" deyince; Kesinlikle hayir! cevabini almistim. Sonradan cezalarinin yargitayca indirildigini, 2 yil civari cezaevinde kaldigini duydum.

 

Mahmut Xocayi en son babamin vefati icin 2004 baharinda Cermige gittigimde gördüm. Saclarinin beyazlanmasi disinda hala genc gibi kalmis ve ona; "Bu genc kalmanin recetesini banada ver" diye takilmistim.

 

Mahmut Xoca, seni taniyanlardan biri olarak Kürt halkinin mücadelesine verdigin emekleri unutmayacagiz. Yeni nesillere senin cesaretini, fedakarligini, gecen emeklerini anlatmak bizlerin borcudur. Umarim ugruna verdigin halkinin mücadelesi basariya ulastiginda seninde ismin zafer anitlarina yazilacaktir. Yerinde rahat uyu! Sen görevini yapip bedelini ödedin. Topragin bol olsun ve ugurlar olsun!!

 

Kamil Sümbül

2009 06 27