Imam Taşçier

Arşiv

“KUDÇG'nın sorunu ittifaklar siyasetinde öngörülen hukuktur”

 

2.12.2006 de Diyarbakirda yapilan KUDÇG Sempozyumunda İmam Taşçıer'ın yaptığı konuşma

 

Değerli arkadaşlar, saygıdeğer konuklar;

Kürt ulusal demokratik çalışma gurubunun değerli üyeleri…

Merhaba

 

17-18 arlık 2005 tarihinde somut siyasal hedefler ile ulusal birlik yolunda ülkemizde siyasal gündeme giren Kürt ulusal Demokratik Çalışma Gurubu'nun bir yılı dolmak üzere . Bu süre içinde gurubumuz, bir yandan kendisini tanıtma ve örgütleme çalışmalarını yürütmeye çalışırken bir yandan ulusal demokratik kurtuluş mücadelesinin temel sorunlardan birinin de ulusal demokratik güçlerin bugüne kadar kalıcı birlik kuramayışının sorunları üzerinde çözümler üretme çabalarını yoğunlaştırmıştır.

 

Kürdistan'da defalarca birlik çalışmaları yapılmış ama hiç biri başarıyaulaşmamıştır.Bunun kendine özgü nedenleri ve engelleri var kuşkusuz.Nedenler ve koşullar ne olursa olsun, bilinen ve kabul edilmesi gereken şu ki;Gerek 12 eylül öncesi gerekse sonrası olmak üzere, var olan siyasi parti kurum ve kuruluşların arasında birlik çalışmaları sonuç vermemiştir. Bu demektir ki, Ulusal Birlik Sorunu, politik ve pratik bir çaba olarak gündemimizin esasıdır.

 

Açık olan şu ki, toplumumuzun realitesi gereği, sorunların çözümüne talip olduğunu söyleyen politik güçlerin ortaya koydukları proje ve programlar daha çok illegal planda mücadele yürüten mekanizmaların etkisiyle şekillenmişti.İllegal siyasal çalışmaların sınırlı karakteri,ister istemez sınırlı bir çalışmayı zorunlu kılıyordu.Kitlelerle buluşmak,siyasi talepleri daha yığınsal olarak gündemleştirmek,bu çalışma tarzıyla mümkün olamazdı.Ulusal Birlik Sorunu ele alınıp aşılmak istendiğinde de illegal ilişkilerin sınırları,sonuç almada bir handikap yaratıyordu.Tek neden bu olmasa da yapılan birlik çalışmaları en çok bu yüzden sonuçsuz kaldı.Biz bu sorunun açık, meşru ve demokratik zeminlerde aşılacağına ve mutlaka ulusal birlik yolunda geçmişe göre daha fazla olanaklara sahip olduğumuza inanıyoruz. Kürd Ulusal Demokratik Çalışma Gurubu'nun varoluşu ve temel esprisi budur; bu olmalıdır.Açık, meşru mücadelenin kişilik bulabilmesi ve pratikte siyasi bir güç haline gelebilmesi,bu temel esprinin anlaşılması ve kabul edilmesiyle mümkündür.

 

Çalışma Gurubu, süreci değerlendirirken bugünkü politik ihtiyacın ne olduğu konusunda bu anlamda kendisini netleştirmek durumundadır.Mevcut çalışmaların hedefi, yapısal olarak partileşme ise,çalışma biçim ve yöntemlerini de buna göre dizayn etmeli;yok eğer bir çatı mekanizması hedefleniyorsa,çalışmalar yine buna uydurularak sürdürülmelidir.

 

Kürd Ulusal Demokratik Çalışama Gurubu, bu iki yapısal durumu iç içe yürüterek çalışmalarını sürdürdü.Oysa,bunun aşılması gerekiyordu.Hala bu tarzda çalışmalarını sürdürdüğü görülüyor.Çalışma Gurubunun mevcut durumu ele alındığında, bir partileşmeyi hedef olarak önüne koyamaz;koymamalı.Zira Çalışma Gurubunun bileşenleri, kendilerini farklı platformlarda, başka siyasal yapı veya partilerde kendilerini ifade ediyorlar.Bu dikkate değer bir durumdur.Farklı bir zeminde,farklı bir parti ve kimlikle kendilerini ifade eden bileşenler veya bireyler,bir bakıma tercihlerini yapmış olmalılar.Bireyler veya bileşenler aynı anda iki ayrı siyasal bir yapı veya partide olamazlar.Yani bir insan aynı anda nasıl iki parti üyesi olamıyorsa,ve aynı zamanda iki ayrı programa göre siyaset yapamıyorsa,burada da böyledir.Çalışma Gurubunun yapısı heterojendir;bileşenlerin bağlı bulundukları ayrı ayrı örgütleri,partileri ve programları var.Bunlardan herhangi birinin kendini yadsıyarak ya da kendini fesh ederek Çalışma Gurubuna katılmayacağı anlaşılmalıdır.

Mevcut durum ve gerçek bu iken Çalışma Gurubunun çalışmalarını,bünyesindeki bileşenlerle bir partileşmeye götüremeyeceği tartışma götürmüyor.

 

Öyleyse ne yapılmalı?

Çalışma Gurubu,belirttiğimiz nedenlerle partileşmeyi hedeflememeli. Bu çalışmada yer alanların farklı siyasal kimlik ve aidiyetleri zaten böyle bir yapıyı gerçekleştirmeye olanak vermemekte.Dolayısıyla, farklılıkları koruyarak demokratik ve hukuksal bir temsiliyete ulaşacak birleşik bir mekanizma yaratmak daha gerçekçi görünüyor.Bundan anladığımız, çatı örgütlenmesi veya mekanizmasıdır.

 

Burada kendilerini gurup olarak ifade edenlerin iç bütünlüklerini sağlamaları; gurup olarak kendilerini ortak zeminde ve temsiliyette ifade edebilmelerini öngörürken, aynı zamanda bireylerin hukukunu güvenceye alacak bir mekanizmayı hedeflemeli.Bu çok önemli.Gurup veya örgüt tekelini dengeleyen ve bu arada bireye de en az gurup önemini veren hukuksal ve ilkesel anlayış mutlaka korunmalıdır.Özgür siyaseti destekleyen bir ölçüdür bu ve öyle anlaşılmalıdır.İdeolojik ve politik görüşümüz ne olursa olsun,bireye bakışımız bu temelde olmalı.

 

Çalışmalarımızın varacağı siyasal mekanizmanın düşünsel gücünü artıracak ve yapısal niteliğini yükseltecek yaklaşımlardan biri budur.

 

Bu bağlamda, KUDÇG'nin fikri çerçevesinin ve kurumsal yapısının ne olması gerektiği konusunda şunlar söylenebilir.Ulusal birlik ve böyle bir birliği ifade eden bütün kurumsal yapılanmalar doğal olarak bir ulusun ortak çıkarlarını ifade eden ve bir ulusun bu ortak çıkarlarından yana olan güçlerin ortak bir hukuk etrafında birlikte hareket etmelerini gerektiren kurumları ifade etmektedir.

 

Bu durum hem devlet olan uluslar için hem de henüz bizim gibi devlet olmamış uluslar için böyledir.Bu saptama,Ulusal birlik ve bu birliği ifade den siyasal kurumlar, sadece bizim gibi ülkesi parçalanmış ve siyasal iradesi gasp edilmiş uluslar için değil,aynı zamanda dünyanın en gelişkin ulusları için de geçerlidir.Burada önemli olan siyasi iradenin biçimlenmesidir.Ulusal irade ulusal birlik demektir ve ulusun kurtuluş anahtarı budur.Bütün mesele izleyeceğimiz siyasi ittifakları doğru bir temelde ve doğru bir çerçevede değerlendirebilmektir.Ortak siyasi söylemimiz ve ortak kabulümüz bugün nedir?Aslında bu sorunun yanıtı çok açık olarak netleşmiştir.Bizim çözüm perspektifimizde Üniter devlet yoktur.Demokratik Cumhuriyet gibi suni söylemlerin Kürd realitesine uygun bir söylem olmadığını savunuyoruz.Biz Kürd halkının kendi kaderini kendisinin tayin ve tesbit etmesini istiyoruz.Bu temel bir haktır.Bundan vazgeçmek, bir ulusun kaderini hiçe saymak olur.Biz bu yönde oynanabilecek her oyunu bozmaya kararlı olmalıyız.Dolayısıyla neyi istediğimiz ve neyi istemediğimiz artık anlaşılmıştır.Kürdlerin kendi kaderini tayin etme hakkı demek, aynı şekilde onun idari, siyasal ve hukuksal iradesinin egemen kılınması demektir.Bu talepleri KUDÇ'nin kendisi ve bileşenleri de savunmaktadır.Buraya kadar herkes hemfikir.Sorun olan,bu taleplerin nasıl bir siyasal ve örgütsel bütünlüğe ulaşacağıdır.

 

Bu anlamda siyasal ve örgütsel bir mekanizmanın yaratılmasını sağlayabilecek olanaklara sahip olduğumuzu düşünüyorum.Ulusal demokratik mücadelemizin ve dünyada verilmiş ulusal demokratik mücadelelerin bu konuda bizlere sağladığı çok fazla deneyimler var.Bunları yerinde ve zamanında değerlendirmekte atıl kalıyoruz.Hazır reçeteler yoktur ama deneyim ve siyesi birikimin sağladığı olanaklar vardır. Kendi koşullarımızdan hareketle yaratabileceğimiz asgari siyasi araçlar meclis,parti,cephe ve kongre gibi tercihlerden herhangi biri uygun olabilir veya olmayabilir. Nedeni açıktır:KUDÇ Gurubu,kendisini tanıtma ve tanımlama sürecindedir.Bu inisiyatifin alacağı örgütsel biçim açık,meşru,şiddeti reddeden ve demokratik olmayı esas alan bir inisiyatif olarak,toplumumuzun ulusal dinamiklerini,tüm bileşenleriyle birlikte harekete geçirecek bir sonuca ulaşmak durumunda.Burada da sorun yok.Sorun ittifaklar siyasetinde öngörülen hukuktur:Çünkü her örgüt bir hukuk ve aynı surette bir temsil durumuna sahiptir.Kürd ulusunun ortak siyasal iradesini,ortak ulusal hedeflerde temsil etmeyi öne alan her hareket mutlaka kendi içinde neyi nasıl temsil edeceğini önce tesbit etmelidir ve sonra da buna uygun biçim ve isim aramalıdır.KUDÇG,'nin bir yıldan beri yürüttüğü faaliyetlerin aslında geldiği nokta belki de burasıdır.Uzatmadan kısaca söylemek gerekirse;

  • Hepimizin üzerinde mutabık olduğumuz ulusal birlik kavramına uygun bir yapılanma arayışına ara verilmemeli.
  • Çalışma Gurubu,Ulusal Demokratik mücadele içinde mevcut haliyle kendi statüsünün ne olduğu konusunda kesin bir karara varmalı.
  • KUDÇG Ulusal birliğin örgütsel yapılanmasının yasal bir partiyle sonuçlanamayacağını kabul etmeli veya yeniden tartışıp işlevine uygun bir isimle kendini ifade etmelidir.
  • KUDÇG, farklı parti,örgüt,gurup ve bireylerden oluşmuş bir platformdur.Özellikle gurup düzeyinde ve gurup olma özelliği olan kesimler de dahil olmak üzere, platformun çalışmalarına katılan partilerle sıkı ilişkilerde olmalı; ve bunların daha istikrarlı bir biçimde organize olmalarına açıktan destek vermeli, hatta teşvik edici bir rol üstlenmeli.
  • Ayrıca Çalışma Gurubu,yukarda sunulan öneriler paralelinde, bileşenlerinin statülerini ve hukuksal konumlarını göz önüne alarak nasıl bir ortak örgütsel modele uyacağını kısa sürede tesbit etmelidir.
  • Partilerin, örgütlerin, gurup ve şahsiyetlerin özgün hukuksal konumlarının yanı sıra,tümünün hukuksal konumlarını ortak bir dengede sentezleyecek bir model tesbit ve tayin edilinceye kadar, Çalışma Grubu, kendini Ulusal Demokratik Birlik Hareketi (UDBH) diye ifade ederek çalışmalarına devam etmelidir.

Değerli dostlar, beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

Saygılar…

02/12/2006/Diyarbakır