İbrahim Küreken 

Arşiv

 
Sürecin değerlendirmesi ve seçimler

Amerika'nın Irak'a müdahalesi sonucu Güney Kürtlerinin Federal yapıya kavuşması,Türkiye'de Kürt düşmanlığını ayyuka çıkarmış, Kürtlere avantajlar sağladığı gerekçesiyle faşist güçler tüm Türk halkını, Amerika'ya karşı kışkırtmış ve Türkiye'de hiç bir zaman olmayan bir Amerikan düşmanlığı gelişmiştir. Bu gelişmeler A.B.D yi oldukça tedirgin ederek, kendince tedbirler almak zorunluluğu hissetmiştir. Önce Kürtlere sağlamış olduğu açık desteği azaltmış ve Türkiye devleti ile yumuşama politikasına başlamıştır. Bununla birlikte de zamanında kendisi tarafından güçlendirilen ulusalcı kesime karşı da T.C. Devletini harekete geçirip,devlet içindeki anti-Amerikancı kesimi hedefleyerek bugün ortaya çıkmış olan Ergenekon sorgulamasını sağlamıştır.Bu gelişme sonucu sokaklara dökülen anti-Amerikancı gösteriler zayıflamış ve yapılan sorgulamalar ve itiraflar sonucu. üstü örtülmeye çalışılan Kürtlere yapılan katliamların da üstündeki örtü kısmen aralanmıştır.

 

T.C.Devletinin kod adı olan Ergenekon'un ve yine Genelkurmay tarafından oluşturulmuş jitemin işlediği planlı cinayetlerin (çatışmaların dışındaki) sayısı 17 000 olarak söylenmektedir.Yani 17 000 silahsız Kürt insanı devlet güçleri tarafından evlerinden alınarak yok edilmişlerdir.

 

Öte taraftan Kürt partisi olduğunu iddia eden PKK nin ise,Apo'nun ifadesine göre kendi elemanlarından 15 000 Kürdü katlettiği söylenmektedir.Her iki taraftan da, olaylara şahit olan insanlar tarafından katliamlarla ilgili verdiği bilgilerin yayınlanması bir çoklarınca bilinenleri daha geniş kitlelerin gözünün önüne sermiştir.

Kendi halkının özgürlüğü için PKK ye katılan 15 000 savaşçının kendilerince öldürüldüğünü açıklayan bir liderin, liderliğini sorgulamak,(en az devletin katliamlarını sorgulamak kadar)her şeyden önce bir insanlık görevidir.Ayrıca bunun siyasi sorumluluğu hepimizin boynundadır. Parti tarafından öldürüldüğü belirtilen bu 15 000 yurtsever dışında, partiden kaçıp devlete sığınan ve büyük kısmı devletle birlikte kendi halkına saldıran ve binlerce öldürmede yer alan azımsanmayacak kadar çok sayıda itirafçıyı yaratan bu liderin ve partisinin sosyolojik analizi yapılmalıdır.Birincisi, bu insanların ölümü de göze alarak kendi halkının kurtuluşu için savaşmaya geldiği partiden kaçma nedenlerini,ikincisi: Kaçtıktan sonra neden büyük bir çoğunluğun devlete sığınmak zorunda olduklarını ve üçüncüsü ise, bu insanların neden kendi halkından insanları öldürebilecek kadar acımasızlaştığını yaratan nedenleri bilmemizde kaçınılmaz bir zorunluluk vardır. Ortaya çıktığından bu yana,kendi varlığını, farklı düşünen Kürt siyasetçilerini ve aydınlarını öldürerek yok etme üzerine kuran ve geliştiren bir yapılanma süreci, yukarıda belirtilen gelişmenin nedeni olabilir mi? Bunlar siyaset bilimcileri tarafından incelenmeye muhtaçtır.

Kürt toplumu sınıflı bir toplumdur ve ulusal ilerleme sürecinde her toplumsal kesim kendi çıkarını savunacak ve bu bakış altında çözüm tercihlerinde de farklılıklar olacaktır. Bugüne kadar,bu farklılıkları sağlıklı bir tartışmaya dönüştüremedik.Benzer düşünenler dahil, birbirimize hep saldırgan davrandık.PKK bu farklılıklara karşı şiddete başvurdu ve saldırıları ölümle sonuçlandırdı. Geçmişteki saldırılarının hesabı sorulamadığı için bugün bile tehditleri devam etmektedir.

Son otuz yıldır PKK tarafından hem kendi elemanları hem de dışındakiler üzerinde şiddete dayalı bir otorite kurulmuştur.Anlamı ve hedefi tartışılacak bir savaş yürütülmektedir.On binlerce Kürt insanı devlet ve PKK tarafından yok edilmiştir. Milyonlarca insanımız,bir çoğu bir daha geri dönmemek üzere yerlerinden kaçmak zorunda kalmışlardır ve Türk bölgelerine yerleşmiş perişan bir yaşamın içindedirler.Gerek bölgeden ayrılanlar ve gerekse bölgede kalanların önemli bir kısmı,içine düştükleri bu korkunç durumdan ve yaşadıklarından devleti sorumlu tuttuğu için yapıya bağlılıkları devam etmektedir. Halkın büyük bir kısmı ‘Kürt partisidir' diye yüzünü bunlara dönmüştür.Halkın bu şekilde düşünmeleri, kendinden saydıkları partiyi tercih etmeleri bir bakıma olumludur. İçine girdikleri zor durumun sebebi devlettir.Bu doğrudur ama,eksiktir. Eksiktir çünkü; bu yapı çözüme doğru giden bir davranış içinde değildir.Ailelerin, büyük acılarını arkasında sakladıkları şehit ailesi tesellisi, bu ölümlerden en az bir kısmının faili ve birinci derecede sorumlusu olan PKK ye hak etmedikleri bir avantaj sağlamaktadır.

 

Halkın bu yurtsever tercihi ve çaresizliğinden cesaret alan yapı, kendini düzeltmeye gitmediği gibi, eski hatalarını devam etmekte ve Kürtleri ve aydınları tehdit etmeye de devam etmektedirler.Soruna hiçbir katkısı olmayan siyasi çizgilerini de yeni yanlışlıklarla büyütüp devam etmektedirler. Liderleri her hafta avukat görüşmelerinde kendisine verilen görev veya dayatma doğrultusunda hiç sektirmeden M.Kemal'den bahsetmektedir ve onu övmektedir. Haftalık açıklamaları sağlıklı bir insanın açıklamalarına benzememektedir ve Kürt halkının çıkarlarını savunan bir içerik taşımamaktadır. Üstelik kendisinin ve yapısının bencil davranışları sayesinde, dünyada Kürt halkının haklı mücadelesi, terörizmle anılmaktadır. Olası açılımların önünde bir tıkaç vazifesi görmektedirler. Eleştirilere şiddet kullanmak alışkanlığından vazgeçmiş değillerdir. Ölüm listeleri devam etmektedir. Türk devlet sisteminin asıl temsilcilerinin dilini kullanarak, sistemle kısmi çelişmeleri olan bir siyasi partiyi tek hedef seçerek, devletin 85 yıllık sömürgeci yapısını bilinçli bir şekilde gizlemeye çalışmaktadır ve bu devletin bir kesimi ile anlaşmalı yapılmaktadır. Ordunun ve devletin karanlık kesiminin güçlenmesini ve baş rolde kalmalarını sağlayan şaibeli eylemler yapmaktadır.

Kürt aydınları ve siyasetçileri: Ortadoğu'yu, dünyadaki gelişmeleri, siyasi dengeleri ve Kürt toplumunun hem içinde bulunduğu şartları hem de özlem ve isteklerini iyi değerlendirmek zorundadır.

Gelişmiş toplumlarda tartışmalar yapılırken her düşüncenin kuşkular taşıdığı kabul edilmektedir.Bu kuşkular farklı düşüncelerin katkılarına ihtiyaç duymaktadır. Her çözüm önerisinin hedefe varmayı güçlendirecek bir tarafı vardır. Bağımsız Birleşik Kürdistan'ı savunanla kültürel özerkliği savunan arasında kopmaz bir akrabalık vardır. (Yeter ki devletin planlarının aktörü olunmasın.) Aşılması gereken süreçlerin savunucuları olmadan, o süreci yaşamak ve geleceği olgunlaştırmak oldukça zordur. Bu bakımdan farklı çözüm önerileri savunan insanlar, birbirleri ile vazgeçilmez bir ihtiyaç duygusu taşımalılar. Bu bizler için oldukça önemlidir.

Dünyada toptan ve kesintisiz devrim süreci geride kalmıştır.Her süreci ve aşamayı tartışmalı ve değerlendirmeliyiz. Her kazanım yetersizlikleri ile bile bizim için önemlidir. Kazanımları küçümseyip reddetme yerine bu kazanımları ileri taşımanın formülleri tartışılmalıdır. Her gelişmenin bir merkezin inisiyatifinde olmasını beklemek yanlıştır. Her şeye kendini muktedir görmek çözümü kolaylaştırmaz, zorlaştırır.

 

SEÇİM MESELESİ

Türkiye ve Kürt bölgesi 29 Mart'a yapılacak mahalli seçimlere doğru gitmektedir. Bu seçimlerde Kürt halkının kendisini temsil edecek insanları seçmesi önemlidir ve teşvik edilmelidir.

Kürt Bölgesindeki şehirlerin Kürtler tarafından yönetilmesinin Kürtler açısından büyük öneme sahip olduğunu belirtmekte yarar vardır. Kürtlerin kendilerini yönetmeyi öğrenmeleri ve içinde yaşadığı toplumun zaruri ihtiyaçlarına cevap verecekleri bir yönetim sergilemeleri ayni zamanda gelecekteki öz yönetimin modeli ve elçisi olmaktadır. Kürt halkı kendinden insanlar tarafından yönetilmenin güzelliğini bu yönetimler sayesinde tatmalı ve anlamalıdırlar. Tüm uygulama eksiklikleri ve yanlışlara rağmen toplumun bu düşüncesini canlı tutmak çok önemlidir.

Bağımsız seçime giren yurtseverleri saymazsak ortada seçime katılan iki Kürt partisi vardır. DTP arkasına son yirmi beş yılın savaşımını alarak yukarı da da belirtilen duygu bağlılığından faydalanarak Kürtlerin büyük bir kısmının desteğini almıştır. Bunun kendi içinde olumlu ve olumsuz iki yönü vardır. Olumlu yönü gerçekten de DTP ye destek veren halkın, onları Kürt Partisi ve kendilerinden kabul etmesidir. Bu bir bakıma olumludur. Çünkü: bu, devleti ve yandaşları ile Kürtleri birbirinden ayıran bir anlayıştır ki Kürt halkının geldiği siyasi seviye olarak çok önemlidir. Bu seviyeyi geriye döndürmemeye dikkat etmek gerekir. Olumsuz yanları ise:

 

1-Bu parti savunduklarıyla, davranışlarıyla gerçekten Kürt Partisi olarak sıfatlandırmayı hak ediyor mu?

 

2- Kürtlerin bu desteğinin arkasına saklanarak kendilerinden başka Kürt siyasi yapıların siyasi alana çıkmasını ve bu desteği paylaşmasını istememektedirler. Hatta bunu engellemek için her türlü girişimlere başvurmaktadırlar.

 

3- DTP veya PKK'nin, Kürtlerin güç birliği derken, herkesin kayıtsız şartsız kendilerini desteklemek zorunda olduklarını düşünmeleridir. Aksi düşünenlere şiddetle saldırmaktadırlar ve tehdit etmektedirler.

 

4- Halktan kendilerine hiçbir tepki gelmeyeceğine inanarak Kürt siyasi partileri ile değil de, İmralı'nın direktifleri doğrultusunda Türkiye'de hiçbir etkisi ve gücü olmayan küçük Türk sol partileri ile ittifaka gitmektedirler.

 

5-Her türlü siyasi davranışı İmralı'da tutuklu bulunan şaibe altındaki Apo tarafından belirlenmektedir. Bu da siyasi davranışlarında şaibe yaratmaktadır. (TRT 6 ve Ergenekon konusunda çelişkili açıklamalarında olduğu gibi)

 

İkinci Kürt partisi HAK-PAR dır.HAK-PAR değişik siyasi çevreleri içinde barındıran Kürt partisidir.Yanlışlarıyla doğrularıyla siyasi arenaya çıkmıştır.Desteğe ve güçlenmeye muhtaçtır.

 

Sonuç yerine

Kürt aydın ve siyasetçilerin seçimle ilgili yapacakları tespitlerde ve takınacakları tavırda kendilerine yöneltmek zorunda oldukları sorular olmalıdır:

 

•  İçinde barındırdığı bir çok olumsuz tutumuna rağmen DTP yi desteklemek, arkasındaki siyasi yapı ile birlikte, şikayetçi olduğumuz yanlış ve günahlarının güçlendirmesi anlamına gelmez mi?

 

•  Ona alternatif geliştirmeyip, onun kendisini temel ve vazgeçilmez bir konumda görmesine ve yanlışlarını devam etmesine yol açmış olmaz mıyız?

 

 

•  Kürt Halkını DTP ve devletin her hangi bir partisi arasında bir seçime mecbur bırakmak onların gerçekleri görmelerini engellemez mi?

 

•  Kuşkulandığımız ve şikayetçi olduğumuz İmralı konseptinin devam etmesini sağlamış olmuyor muyuz?

 

Yukarıda saydıklarımız ve daha sayılabilecek bir çok sebepten Kürtler bu seçimlerde HAK-PAR'ı desteklemelidir. Oyların bölünmesi yaygaraları gerçekleri örtmeye yöneliktir. Madem oyların bölünmesi istenmiyor idiyse neden DTP Kürt partileri ile seçim ittifakına gitmek istemedi? Bu sorunun cevabı açık değildir. PKK çevresi her seçim döneminde diğer Kürt çevrelerini etkisiz kılmak için önce kendi aktörleri ile bir birlik lafı dolaştırmakta ve daha sonra diğer Kürt çevrelerini kaplumbağa misali sırt üstü bırakarak Türklerle ‘çatı Partisi' yoluna devam etmektedir.

 

Bu bakımdan oyların bölüneceği kaygısı doğru değildir. HAK-PAR desteklenmelidir, Çünkü:Kürt halkının ikinci bir alternatif partiye ihtiyacı vardır. DTP'nin alternatifi AKP veya devletin başka bir partisi olmamalıdır.

 

HAK-PAR'a verilen destek bugün için bir sonuç yaratmasa bile gelecekte böylesi cesaretli çıkışları teşvik edecektir. HAK-PAR'ın da kendini yenilemesi iddialının büyümesine yol açacaktır. ‘Küçük partidir' diye oy vermemek DTP ve PKK nin dışında Kürt siyasetinde başka alternatif aramamak demektir. Kürt aydınlarının durumu değerlendirirken bu konuyu gözden kaçırmamaları gerekir.

 

Saygılarımla

 

07.03.2009

İbrahim Küreken