İbrahim Küreken 

Arşiv

 
 
Zil takıp oynuyorlar

Son yazısında “yazamıyorum” demiş Sayın Şükrü Gülmüş.Ben Onu anlayabiliyorum.Son birkaç aydır ben de yazının biz Kürtler üzerindeki etkisi üzerine tereddütlere kapıldım.Yazmak istemedim.Sadece benim gibi düşünen birkaç yüz kişinin okuduğu bir yazının etkilerini kendimle tartışarak yazmak istemedim.2004 Haziranında nasname sitesinde “Yeni Savaş Oyunlarına Karşı Uyanık Olalım” başlığı ile başlatılacak olan siyasi hedefi olmayan bir savaşın,savaş taraftarlarınca hazırlanmış Güney Kürdistan'a ve genel olarak Kürtlere yönelik bir tezgah olduğunu yazmış, okuyucuları uyarmıştım.Daha sonra da bugüne kadar bir çok yazımda yine bu konuda PKK ve Genelkurmay tarafından ortaklaşa hazırlanmış tuzaklarla ilgili uyarı yazılarım oldu. Yetmedi.Bu yazılar bu oyunu engellemeye yetmedi.Ayni kaygıları taşıyan ve bu oyunu fark eden birkaç yüz kişinin bu yazıları okuması bu tuzakları engellemeye yetmedi.Yazılarımı birkaç duyarlı Türk aydını ve gazete köşe yazarlarına da gönderdim.Onları da etkilemedi bu yazılar.Irak Kürt Federe Devletinin ulaşabildiğim yöneticilerine de tüm Kürtlere ve özelliklede genç devlete karşı hazırlanan tuzaklarla ilgili uyarılarım ve açıklamalarım oldu.Dinleyip kulak arkası ettiler.Tuzak hazırlayanlara daha fazla değer vermeye başladılar.

 

İmralı'dan ulaştırılan talimatlarla oyun adım, adım uygulanmaya konuluyordu. Tezgahlayanların dışında, çok az kişi gelen bu tehlikenin farkındaydı.Bu çok az kişi de bu tuzağı bozamadı.Hem gücü yetmedi hem de bunlardan bazıları yanlış umutlara kapılarak farkında olmadan oyunun küçük bir parçası oldular.

 

Hafızamızı şöyle bir kurcaladığımızda, İmralı 1999 dan bu yana sürekli dışarıya talimatlar gönderdi .Ertesi gün bu talimatların uygulanmasına başlanıldı.Sayın Ümit Fırat bunun bir ikisini söyledi diye kendisine yönelik söylenmedik laf kalmadı.Hırsıza yaptığının ne olduğunu söylerseniz hırsızı kızdırırsınız. İmralı süreci başladığından beri yüzlerce talimat dışarı ulaştırıldı.Bunlar saymakla bitmez.Bir çoğumuzda bu belgeler mevcut. Bugünlerde T.C.Devletinin meclisinden çıkarmış olduğu savaş kararı bu sürecin hazırladığı bir sonuçtur. Bu sonuç herkesimden güçlerin sessiz bakışları arasında geliştirildi.ABD gelişmelerin bu noktaya geleceğini bilmiyor olamaz.Irak Kürdistan'ı yöneticileri kavrayamadığım nedenlerle bu gelişmelere katkılar sundular.Onların büyüyen yanlışlarına karşı tepkim bu noktada patlama boyutundaydı.Yazmak istemedim.Yazamadım işte.Yeni ayaklanan çocuğumuzu, binlerce yıllık hasretimizin gerçeğe dönüştüğü bu yapıyı incitmek istemedim.Genel olarak Kürdü eleştirmek bana acı veriyor.Bu Apo dahi olsa. Acımı içime gömerek artık yazmamaya karar verdim.Kendimi okumaya hapsettim.Ama bu beklenilen korkulan sonucu engelleyemedi işte.

 

Yazan da yazmayan da hepimiz sıkıntılı bir dönemi yaşıyoruz.Türkiye'de bilinçli bir şekilde geliştirilen ırkçı ayaklanışın en yakın Türk dostumuz tarafından bize karşı ne zaman saldırıya dönüşeceğini bilmiyoruz.Bayraklar sokaklarda saldırı aracı olarak suratlarımızı yalıyor.Bu bayraklar her an bir ilmik olup boğazlarımıza sarılabilir.Tuzak kurucuları ise başarılarından memnun olarak “Türk” kahvelerini yudumluyorlar. Zil takıp oynuyorlar. Keyiflerine diyecek yok.Onların ne umurunda ki? Ne kadar insan ölürse onlar o kadar güçleneceklerini düşünüyorlar. Her tarafın kendine göre ve ortak hesapları var.Bugünler için her şey hesaplanmıştı zaten. Eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal , Haberx haber portalından Hülya Okur'un ‘ PKK ve Abdullah Öcalan hangi derin devletin kucağında büyüdü?' sorusunu cevaplandırırken ne diyor: ‘Herkesin kucağında büyüdü. Bebek yaşamaya başlayınca çok anne, baba çıkar ortaya. Çok anası, babası olan, tamamen diğer servislerin hizmetinde taşeronluk yapıyor .'

diyor.(Şamil Tayyar.22 Ekim 2007 Yeni Şafak) Bunu cevaplaması gerekenler susuyorlar. Sustukları böylesi bir çok iddia var.

 

Oyun büyük ve kurucuları güçlü.Elimizden geldiğince teşhir etmeye çalışıyoruz.Kimseler bizi tınlamıyor bile.Gerçeği bilen bazı aydınlar da sindirilmiş durumdadır.Bu tuzağa çocuklarını kurban verenler çocuklarının ölümüne sebep olanlara sarılıp ağlaşıyorlar.”Kalan çocuklarımı da alın ölüme götürün” diyorlar.Buna da vatanperverlik diyorlar.Bu “vatanseverlik” le karşıdan intikam alma yeminleri ediyorlar.Bizler de bu intikam yemininin hedefleriyiz.Her Türkün elinde bir saldırı bayrağı savaş naraları atıyor.Bu baskı birçok liberalli ve aydını da oyuna dahil etmeye zorlamış durumda.Daha önce akılcı düşünenler de artık “saldırın” diyorlar.

 

Bütün dünya tribünlere çekilmiş bu oyunu seyretmekle meşgul.Avrupa “terörizm” i sakız gibi ağzında çiğniyor.Oysaki ortada “terörizm” den daha vahim bir oyun, bir tehlike var. Bunu görmek istemiyorlar. Kürtlere karşı bir katliam adım, adım yaklaşmaktadır.Bu katliamın tek faili Türk devleti olmayacaktır.Bütün dünya ABD ve AB de bu katliamın faili olarak insanlık tarihine geçecektir.

 

Diaspora Kürtleri bulundukları her yerde müdahale gücünde olan insanların, kurumların kapısına sonuç alıncaya kadar oturarak bu oyunu bozmaya çalışmalıdır. Arkamızdan gözyaşı dökeceğinize bunu yapın.

Saygılarımla

İbrahim Küreken

27-10-2007