İbrahim Küreken 

Arşiv

 

Türkiye Ortadogu'da neyin pesinde?

Birinci Dünya Savasinda Osmanli Devleti yenilenlerin tarafinda idi.Hemen sonrasinda Sovyetler Birligi'nin kurulmasi, küçülen Osmanli'nin bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sinirlarinin Ingilizler tarafindan kabulünü saglamistir.O günün bu iki güçlü rakibi Osmanlidan kalan bu yeni yapinin kendi taraflarinda olmasini saglama telasi Kürtleri ve Kürt sorununu görmezden gelmelerine yol açmisti.

Sovyetler Birligi büyük yardimlarla ve büyük tavizlerle yani basindaki bu yeni yapinin emperyalist kusatmanin bir parçasi olmamasi için her türlü esnekligi göstermisti.Osmanli topraklarini isgal etmis o günün en büyük emperyalisti Ingilizler ise Sovyet tehlikesini düsünerek M.Kemal hareketine büyük tavizler vermek zorunda kalmisti.Her iki tarafinda verdigi bu tavizlerin en önemlisi Kürdü ve Kürdistan'i feda etmeleriydi.Denilebilir ki Sovyet devrimi dünyanin bazi yerlerinde ulusal kurtulus kapilarini aralamasina ragmen Kürtlerin ve Kürdistan'in parçalanmasinda rol almistir.

Ikinci Dünya Savasinda da T.C.Devleti Hitler Almanyasi ile kurmus oldugu gizli ittifak sonucu Hitlerin yenilmesi ile Kafkaslara ve Orta Asya'ya açilma hayallerine ulasamamistir.Sovyetlerin dagilmasi Türkiye'nin Kafkaslarda ve Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetlerde etkinlik kurma hayallerine yetmedi.Ancak T.C.Devleti'nde bu yayilma hayali de hiçbir zaman sona ermedi.Eski Osmanli topraklari üzerinde yeniden yayilma hayalleri zaman, zaman dile getirilmesine ragmen kendilerine göre zayif nokta arayisi ve denemesi eksik olmadi.Bununla birlikte T.C.Devletinin yapilanma dönemlerinde Kürdün magdur birakilmasi karsisinda çikabilecek tepkileri düsünerek projeler gelistirildi.Kürtleri Türklestirme çalismalari araliksiz devam etti. Kürtlerin tepkilerini etkisizlestirmek için akil almaz baski yöntemleri gelistirdiler. Zaman içinde T.C.Devleti'nin içte ve dista vazgeçilmez politikasi Kürdün önünü kesmek olarak sekillendi.Bu politika giderek dünyanin her tarafinda Kürt düsmanligina dönüstü.

Kendi topraklari üzerinde on yillardir özgürlük savasimi veren Kürt Halki; çevresini saran baskici rejimlere ve onlari destekleyenlere karsi verdigi mücadelelerde örnegi çok az görülen büyük acilar yasadi.Hem Emperyalist Bloktan hem de Sosyalist bloktan büyük destekler alan baskici bölge sömürgecileri Kürdistan'i elde tutmak için büyük ittifaklar gelistirdiler.Iran'da ABD yanlisi Sah rejiminin Islam devrimi ile yikilmasi ve Sovyetler Birligi'nin dagilmasi ile Suriye ve Irak Sovyet Blokunun destegini kaybetmesi Kürdistan'i çevreleyen sömürgeci halkalarin uluslar arasi emperyalist desteginin kirilmasini ve sömürgeci zincirin zayiflamasini sagladi. Geriye Türkiye'nin Amerika ile iliskisi ve ittifaki kaldi. ABD'nin Irak'in Kuveyt'i isgaline müdahale etmesi ile Ortadogu'da yeni bir dönem baslamis oldu. ABD'nin müdahalesi yerel güçlerle ittifak kurma ihtiyacini dogurunca burada Güney Kürtleri devreye girdi.Bu her iki taraf için de zorunlu bir ittifak oldu.Birinci dünya savasindan sonra Kürtlerin ilk olarak uluslar arasi güçlerle iliskisi ve ittifaki ilgi görmelerini sagladi.Bu ilgi Kürdistan'in Federal Devlet olarak sekillenmesini dogurdu.

Bu yeni yapilanma karsisinda gerek Iran gerekse Suriye devletleri uluslar arasi zayif iliskilerinden ve Irak'in ise Saddam rejiminin yikilmasindan dolayi Kürtlere ve Kürdistan'a karsi uluslar arasi ittifaklar gelistiremediler.Ancak Türkiye; Kürde ve Kürdistan'a karsi hem uluslar arasi iliskileri ile engeller olusturma hem de bahsedilen bu bölge sömürgecilerini yeni yapilanmaya karsi etkisi azalmis eskiye benzer birlikler yenileme çabasi ve azmi içine girdi. Öyle görülüyor ki önümüzdeki süreç Kürtlerin var olma çabalari ile Türklerin bu istemi etkisiz birakma çabalari Ortadogu'da yeni gelismelere damgasini vuracaktir.

T.C.Devleti, neredeyse cumhuriyetin kurulusundan bu yana "misaki milli" hayallerini canli tutmak için dönem, dönem Kerkük ve Musul tartismalarini birakmadi.Kürtlerin Irak'ta on yillardir devam eden özgürlük mücadelesinin bir gün basariya ulasabilecegi ihtimali üzerine diger komsusu devletlerdeki Türk azinliklara kapilarini açmasina ragmen yillarca Saddam'in zulmü altinda inleyen Irak Türkmenlerine kapilarini kapali tutmustu ve bu gizli bir devlet politikasi idi.Amaçlari günü geldiginde Türkmenleri Kürtlere karsi kullanmanin imkanlarini elden kaçirmamakti. Ancak yillarca hazirligini yaptigi ve planlar gelistirdigi bu politikalarina büyük bir engel çikti ki bu da hiç hesap etmedikleri Amerika Birlesik Devletleri'nin bölgeye gelmesi, hem de Kürtlerin müttefiki olmasiydi.Bu durum hem devlet olarak hem de millet olarak Türklerin Amerikalilara karsi düsmanlik beslemelerine yol açti.

Bir taraftan T.C.Devletinin bütün kurumlari ile Güney Kürdistan'i isgal edecegi söylentileri artarken Kuzey Kürtleri içinde siyasete agirligi olan kesimlerde Türkiyelilesme çalismasi ve çabasi büyük bir hizla devam etmektedir.Tam bu dönemde Degerli Kürt siyasetçisi,yazari Sayin Ibrahim Güçlü'nün Gelawej sitesinde yazdigi Türkiyelilik yazisi dikkatlice okunmasi gereken önemdedir.

Türkiye ne yapmamali

Türkiye'nin sahin kanadinin ve sahinlesen AKP hükümetinin kendi devlet selameti için dikkat etmesi gereken tek sey Kürtlere karsi düsmanca davranmamasi ve Kerkük vb. gerekçelerle Güney Kürdistan sinirlarini ihlal etmemesidir.Böylesi bir sonuç Kürtlerden çok Türklerin aleyhine olacaktir.Her seyden önce Emperyalizmin parçalayip bölge güçlerine peskes çektigi Kürdistan ve Kürt halki, bu süre içinde basaramadigi birlikteliginin ve karsitlara yönelik ortak mücadelenin yolunu bulacaktir.Bu açilim kendisini yok etmeye çalisan karsit güçlere yönelik Kürtlerin bulundugu her yerde gelistirilecektir.Bir bakima denilebilir ki böylesi bir durumdan Kürtler daha çok yararlanacaktir. Ikincisi Kuzey Kürtleri 84 yillik baski, yildirma, inkar ve asimilasyon politikalari karsisinda sessizlesen ve Türkiye de birlikte yasamaktan yana olan önemli bir kesimin T.C.Devletinin Kürtlere nasil düsmanlik yaptiklarini görüp Kürtlüge geri dönüslerini de saglayabilir.Ayrica yine bunlara bagli olarak son birkaç yildir Türkiyelilesmek isteyen Kürt siyasi yelpazesinin muhatap bulamadiklari "baris" için Kürtler arasi birlik ve beraberlik yerine, devlet politikalarina yanasmalarinin ne kadar geçersiz olduklari da anlasilmis olacaktir. Böylelikle Kürt ulusunun bir sürü nedenlerle bugüne kadar saglayamadiklari ulusal birliklerinin önündeki yanlis tutumlar ortadan kalkmis olacaktir.Görüldügü kadariyla gelisme de bu yöne dogrudur. Birkaç hafta önce adi "Zulular devleti" diye adlandirilan Irak Kürdistan'i Federe Devleti (sonraki görüsmelerde bunu etkisiz kilacak yeni söylemler olmazsa) "Kürtlerin sahipleri" olarak adlandirilmistir.Temkini elden birakmamak kaydiyla böylesi olumlu dönüsümler Kürtler için sevindiricidir.

Cumhuriyetin kuruculari "devletin ulusu"nu yaratmaya çalisirken Türk olmayan tüm yapilara baskici bir asimilasyon politikasi uygulayarak bir çok yapiyi bozup Türklestirmeyi basardilar.Bu arada milyonlarca da Kürt Türklesti ve bu Türklesen bazi Kürtler Türk Milliyetçilerinin en öndeki savunuculari oldu.Kendi irkdaslari olan Kürtler üzerinde en acimasiz baskiyi da bunlar yapti. Çünkü bozulmus milli organizmalarini bu sekilde beslemek zorundaydilar. Yüz yili askin devam eden inkar, baski ve asimilasyon politikasina direnen Kürtlere karsi da gelistirilen düsmanlik politikalari Türkiye'nin gelecegine damgasini vuracaktir.Çünkü Türkiye Devleti Ortadogu'da Kürtlere düsmanlik üzerinde temellendirdigi dis politikasi sayesinde bu iki komsu halk arasinda büyük bir savasa gebedir.

Kürdistan'in bir parçasinin Türkiye bölümünde kalmasi ve buradaki Kürtlerin de asimilasyon politikalarina direnmeleri Türkiye'yi içinden çikamadigi büyük bir problemle karsi karsiya getirmistir.Söyle ki; eger Kürtler sadece Türkiye'de olsalardi, Kürdistan'in diger parçalari olmasaydi muhtemelen basarisiz bir asimilasyon politikasindan sonra Kürtlere bir takim demokratik haklarin verilmesinde Türkiye bu kadar ketum olmazdi.Veya Kürdistan tamamiyla Türkiye'nin disinda kalsaydi ve mesela bugünkü Güney Kürdistan gibi bir olusum gelisiyor olsaydi yine Türkiye Kürtlere karsi bu kadar düsmanca davranmayabilirdi.Kendi içindeki Kürtlere "disaridakilerle birlesecek" korku ve endisesiyle demokratik haklar engellenmistir.Güney Kürdistan'daki yeni olusumu da Türkiye'deki Kürtlere örnek olur ve ilerde "Büyük Kürdistan olusur" diye engellemek istiyor.Türkiye'nin bu çikmazi hem iç politikalarda hem de dis politikalarinda açmazlar yaratiyor.Tabii bu arada Kürtler de yararlanir diye kendi halkina da demokratik açilimlar yapmaktan çekiniyor.Türkiye'nin demokratik hukuk devleti olmasi önünde de en büyük engel hiç süphesiz Kürtlerin ulusal demokratik istemlerinin bastirilmasi politikasidir. Kürtlerden duyulan korkudur.

T.C.devleti on yillardir iç ve dis politikasini Kürtlerin hareket sinirlarini daraltmak üzerine gelistirince ortaya tutucu bir dis politika ve çaga uymayan gerici,irkçi bir iç politika çikmaktadir.Mizahi,sinemayi,basini,egitim birimlerini,ticareti ve daha bir çok devlet ve sivil kurumlari kullanarak Kürtleri küçük düsürmek,Kürtlerin kendine yabancilasmasini hedefleyen programlar gerçeklestirmek ve tüm bunlar yetmeyince halk içinde yogun bir Kürt düsmanligi gelistirmek tek politika haline gelmistir.Türkiye takip ettigi bu politika ile çagin disina düstügünün farkinda degildir.T.C.Devletinin Kürtlere karsi gelistirdigi kamuoyu düsmanligi bugün ve ilerde de Devletin demokratiklesmesi önünde büyük engeller yaratacaktir.Türkiye'nin Kürdistan'i olmasaydi Türkiye bugünkünden daha demokratik ve daha refah içinde bir yer olacakti.Korku ve endise üzerine gelistirilen devlet politikasi Türkiye'yi çagin gerisinde tutmustur ve tutmaya da devam edecektir.

Son dönemlerde Kürtlere karsi gelistirilen tehditler devletin tüm kurumlari tarafindan seslendirilmektedir.MIT müstesarinin saldirgan politika davetinden sonra T.C.Devleti Basbakan'i 12-01-2007 tarihinde televizyon kanali NTV'de Kerkük'te soydaslarinin oldugunu dolayisiyla oradaki gelismelerin kendilerini ilgilendirdiklerini söylerken Güney Kürdistan'daki Kürt halkinin da Türkiye'de en az 20 Milyon soydaslarinin oldugundan bahsetmedi.300 000 Türkmeni gör, en az 20 Milyon Kürdü görme inkar et.Güney Kürdistan'da Türkmenlere taninan haklari kendi vatandasin olan en az 20 Milyon Kürt'ten esirge, sikilmadan Türkmenlerin hak ihlalinden bahset. Bunun adi tek kelime ile Kürt düsmanligidir.Bu iddialar karsilikli olarak Birlesmis Devletler ve Uluslar arasi mahkemelere tasinmalidir.Osmanli'dan bu yana Kuzey Kürdistan'daki ve Bati Ermenistan'daki demografik yapinin nasil degistirildigini uluslar arasi hukuk kurumlari arastirmali, karar vermeli, belgelemelidir.Türkiye önce bunun hesabini vermelidir ki baskasindan hesap sorma hakki olsun.

Türkiye Devleti hem kabuslardan kurtulmak hem kendi halkini mutlu bir yasam seviyesine getirmek istiyorsa yapacagi en önemli sey, kendi içindeki Kürtlere, Güney Kürtlerine özenmeyecegi sosyal siyasal bir yasam standardi saglamak zorundadir. Böyle bir tercih herkesi rahatlatacak mutlu kilacaktir. Baris, kardeslik,komsuluk, dostluk böyle kurulur.Baska türlü olamaz.

Kim olursa olsun ve nerede olursa olsun, Kürtlerin yüz yillardir devam eden devletlesme özlemine karsi, kimden gelirse gelsin, her saldiriya karsi direneceginden kimsenin süphesi olmasin.Her Kürt bireyi dünyanin her yerinde, Kürtlerin yanan özgürlük atesinin sönmemesi için bedenini bu atesin gürlesmesinde kullanmaktan kaçinmayacaktir.

13-01-2007