İbrahim Küreken 

Arşiv

 

Kürt kazanimlarina göz dikenlerin yeni taktikleri

 

Gerginleşen Ortadoğu'da sorunlar karmaşıklaşıyor.Amerika ile İran birbirlerine meydan okuyor.Amerika'nın İran'a nasıl saldıracağı tahminleri yapılıyorken Amerika bir çok İran muhaliflerine maddi ve teknik yardım yapıyor. Türkiye, ordusunun yarısını PKK'yi yok etmek bahanesiyle bölgeye gönderiyor.Son model ağır silahlarıyla sınırın sıfır noktasında konuşlandırılıyor.Amerika'nın İran'a müdahalesi tartışılırken Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç bazı tavizleri gündeme getirmiş olacak ki Amerika kendi sorumluluğundaki bölgenin etrafında bazılarının kabadayılık etmesine göz yummuyor.Daha da ötesi Amerika ile farklı mesafede bulunan bu kabadayılar Kürtlere karşı ittifaklar geliştiriyorlar..Hatta İran'ın kendi sorumluluğundaki bölgeye saldırılar yapmasına sessiz kalıyor,belki de teşvik ediyor.Kürt bölgesinde Amerika'nın Türkiye'ye sağladığı istihbaratla gerillalar öldürülüyor.Ayni gün gerillaların isimleri yayınlanıyor ve bir sonraki gün fotoğrafları halkın elinde protestolar başlıyor.Diyarbakır'da güvenlik kuvvetleri çoğu çocuk 10 kişiyi öldürüyor.Kırsaldaki çatışmalarda çoğu Kürt bir çok asker öldürülüyor. HPG sorumlusu 5-6 bin kişilik gerillasıyla bir taraftan İran'a karşı savaşırken Türkiye'yi savaş alanında beklediğini ima ederek “biz hazırız” diyebiliyor.Ve bunlar kafa karıştırmaya devam ediyor.

 

1999 yılında Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye tesliminden sonra gerek can korkusu gerekse savunduğu siyasetin gereği olarak “T.C.Devletine hizmete hazır olduğunu” belirten Apo; devletin talimatları doğrultusunda o zamana kadar yaptıkları konusunda pişmanlığını ifade ederek T.C.Devletine karşı savaşa son verdiğini ve bir daha savaşılmayacağını beyan etmişti.Bu açıklamasının yanında “milliyetçi” Kürtlere karşı savaşın devam edeceğini ve Güney'e geçmeleri için talimat verdiği gerillanın orada oluşacak “ikinci bir İsrail Devletine karşı” savaşmaya hazır olmasının altını çizmişti.

 

Yenilgiye “barış” adını koyarak hem A.Ö'nın teslimiyetini örtmek,hem de çocuklarını kaybeden,evinden,köyünden,mal ve canından,yurdundan olan milyonların öfkesini bastırmak,uğruna bedeller ödedikleri değerleri,istemleri muhafaza ediliyormuş gibi sinsi bir politika izlenerek sürecin adına (muhatabı olmayan) “barış” denildi.Savaşın yaratığı tahribat yaşamın üzerinde çekilmez ağırlığını hissettiriyor olmasına rağmen “barış”ın kazanımları ortada gözükmüyordu.”Barış”ın tarafları belirsizdi. Savaşın ağır yükünden zor bir yaşama sürüklenen halk kitlesi kazanımları sorgularken uğruna ölümler verilen özgür yaşama istemleri adım, adım yerini Apo'nun sağlığı için duyulan kaygıya çevrildi.Zamanla teslimiyet “barış” oldu.Kürt Halkının Ulusal Demokratik talepleri Apo'nun kaşıntılarıyla sınırlandırıldı.Bağımsız Kürdistan şiarıyla savaşa taraftar toplayan PKK, Apo'yu takip ederek Kemalizm'i kurtuluş felsefesi , içinde Kürtlere ait hiçbir şey olmayan “Demokratik Cumhuriyet”i yaşam modeli olarak savunmaya başladı.

Tüm bu söylemlerden şaşkına uğrayan Kürt Halkı önce bu süreçte öne çıkan Avrupa Birliği'ne yönelirken,Avrupa'nın siyaset salonlarında ve dokümanlarında kendi ile ilgili bir işaret duymayınca Irak Kürdistan'ındaki özgürlük dalgasına yüzünü çevirmiştir.Sürecin ayarlayıcıları tüm plan ve programlarını alt üst eden bu gelişim karşısında birbirlerine verdikleri sözleri yerine getiremeyince yeniden hesaplaşmaya başlamışlardır.

 

 

Şu anda içinde bulunduğumuz gelişmeler uzun bir hazırlığın sonucudur.Hiçbir milli talebi kalmayan PKK önderlerinin sadece Abdullah Öcalan'ın sağlığını bahane ederek akıl ve mantık dışı gerekçelerle savaş alanına çıkmasının arkasında PKK'yi de aşan çok daha derin tezgahların olduğunu görmek zorundayız.Bu plan yeni oluşmuş değildir.Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye'nin yapmaya çalıştığı bazı açılımların Statükocuları rahatsız ettiğini dünyanın her tarafından gözlemlemek mümkün.Kuruluşundan bu yana esas sahibi gibi davranan ve bunu yasalaştıran sistem savunucuları, ortaya çıkan değişimleri durdurmak, Türkiye'yi 80 yıldır yönettiği gibi yönetmeye devam etmek için elindeki önemli kozlarını kullanmaktan çekinmemişlerdir.Abdullah Öcalan'ın tüm hareketleri ve ağzından çıkan her kelimenin kayıt altına alındığı İmralı'da, avukatlarıyla yaptığı görüşme notlarının ve talimatlarının bu kadar rahatlıkla bütün detaylarıyla dışarıya taşındığını ve basında sergilendiğini, bu düşünce ve talimatlarının çoğunda Irak Kürdistan'ındaki hak kazanımlarının tüm Ortadoğu için,özelliklede Türkiye için tehlikeler yaratığı söylemlerini okumuşuz, biliyoruz. Irak Kürdistan'ındaki bu hak kazanımlarının geriye püskürtülmesi için T.C.Devleti ile işbirliği öneren Apo'nun bu düşüncelerinin dışarıya sızdırılmasını bahane ederek, anlamsız bir şekilde, bulunduğu cezaevi odasında tecritte olduğunun devletçe açıklanması, çatışmaları geliştirmiştir.Bu gerginliğin çatışmaya dönüşmesi başarılarak planın bir üst aşamasına geçilmiştir.Gençlerin,hatta kadın ve çocukların ölümü bu hain politikaların gelişmesinde avantaj olarak hesaplanmıştır.Bu gelişmelerin hesap basamakları arasında bulunan AKP hükümetinin bu oyunu durduracak gücü ve cesareti kendinde görmeden bu oyunun bir parçası durumuna düşmesi planlayıcıların başarısını sağlamlaştırmıştır.Bu planla; oluşan gelişmeleri ve beklentileri anlamsız kılmak,ordunun sarsılan itibarını onarmak,iktidarın yetkilerinin sınırlarını hatırlatmak ve gelecekteki seçimlerin sonuçlarını etkilemek ve Kürt halkın içinde gelişen milli uyanışı geri itmek,ortaya çıkacak muhtemel farklı alternatifleri etkisiz kılmak ve direngen gücü yok etmek bu planın hedefleridir.

 

Bütün planları Kürt Halkının düşünme yetisini yok etmek olan,teslimiyeti barışmış gibi,Ulusal demokratik talepleri Apo'nun sağlığını haykırmakmış gibi algılamaya zorlayan anlaşık güçler kaybettiklerini anlayınca yeni planlar yaparak kaybettiklerini geri almak hırsı ile yeni projelerini tatbike başlamışlardır.Türkiye'de ordunun gerilemiş mevzilerini geri kazanmak ve PKK'nin alternatifsizliğini garantilemek bu planın parçalarıdır.Ayrıca Kürtlerin haykıramadıkları hayranlıklarının merkezi durumuna gelen Irak Kürdistan'ını sarsmak için yeni çatışmalar başlatarak Güney sınırına modern silahlarla donatılmış 250 bin kişilik orduyu konuşlandırılmıştır.Gerekçeleri:gerillaların sınırın karşı tarafından geldiğidir. Her sınırın iki tarafı vardır.Kendi kontrolündeki tarafı koruyamayan bir devletin sınırın karşı tarafını suçlamaya hakkı yoktur.Bu insanlar sınırın karşı tarafına uçarak gitmemişlerdir.

 

Başlatılan senaryoyu sonuçlandırmak için HPG tarafından yer, yer saldırılar beklenmelidir. Kimse bu saldırıları üstün savaş yeteneğine ve üstün cesarete bağlamasın.Bu saldırıların tek amacı olacaktır:Türk Ordusunun sınırı aşmasının bahanesini yaratmak.

 

Amerika'nın bölgeye gelmesiyle huzurları kaçan ve seslendirilen BOP'nin kapsamına girme ihtimali olan İran, Suriye Devletleri ve El-kaide gibi Amerika karşıtı güçlerle,sürecin Kürtlere avantajlar sağlamasından rahatsız tüm diğer kesimler Irak'ın içinde Amerika'ya karşı savaşı canlı tutmak için özel gayret içindedirler.Amerika'nın başarısızlığı için çok yoğun bir işbirliği vardır.Çünkü Amerika'nın Irak'ta yenilgisi Kürtler için oluşan avantajların geri kaybı olarak hesaplanmaktadır . Amerika bu gerçeği görmezse zararlar yaşayacak ve dünyadaki itibarını kaybedecektir.

 

2006-04-27