İbrahim Küreken 

Arşiv

 

Kürt siyaseti içinde yanlişlar itibar görmüştür

4 Eylül 2005 tarihinde Ankara'da yapılan Kürt aydın-siyasetçi çevrelerin yapmış olduğu toplantıdan sonra 17,18-Aralık 2005 tarihinde ikinci toplantısını Diyarbakır'da yaptılar. Çok istememe rağmen engellerim çıktı, katılamadım.Ancak katılımcı arkadaşlardan hem birinci gün hem de ikinci gündeki gelişmeleri sıcağı sıcağına takip ettim. Bu toplantıda ortaya çıkan kararlılığın ilerisi için ümit verici olduğunu belirtmek isterim.

 

Toplantının seçtiği komisyon katılımcılar adına Kürt Ulusal Demokratik Birlik Toplantısı Sonuç Bildirgesi 'ni kamuoyuna açıklamışlardır.

 

Bu ve benzer birlik arayışları sürerken yıllardır Kürt siyaset isteklilerinin arasında varolan bazı yanlışlıkların ilerde tekrar ayaklarımıza dolanıp bizleri başarısızlığa sürüklememesi için bir kaç noktada düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

 

Bir çok insanımızın bazı makamlar ve rütbeler için Kürt milli mücadelesini farklı kimliklerle ifade etmeye çalışması yurtsever insanlarımızın mücadelesini zayıflamakta ve genç kitleye de kötü örnek olmaktadır.

 

Eğer Osmanlının son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyetinin oluşum dönemlerinde Kürt ileri gelenleri verilen nişanlara ve mevkilere kanıp Kürt Halkının çıkarlarını kendi kişisel çıkarlarına tercih eden Diyap Ağalar,Hasan Hayriler v.s. sonraki kuşaklar tarafından yeterince lanetlenseydi Türkiye Cumhuriyeti Devleti sistemi ile valf yapan her kesimden kürdün toplum içindeki itibarı ulusal-demokratik mücadelesinin militanlarından daha önde olmazdı.Devlet sistemi ile yandaş olmuş ve devletten beslenmiş politikacıların ve sermayedarların tüm siyasi Kürtler açısından belli bir önemde değer görmesi Kürt legal siyasal mücadelesinin seyir çizgisini olumsuzlaştırmaktadır.Daha çok insanımızın mebus olma veya devlete yakın bir birimde olma istem ve eylemi bu yanlış davranışın sonucudur.

 

Günümüzde siyasetle ilgilenen insanlarımızın bir kısmı devlet birimleri içinde mevkiler elde etmek için var olan enerjilerini ya bir Türki partide veya Kürt çıkarlarına tamamıyla ters açıklamalar yapan Türkiyelileşmek isteyen “Kürdi” partilerde kendilerine siyasi-ekonomik gelecek yaratmaya harcamışlardır .

Hem Kürdi görünmek, hem de sistem içinde bir yerlere tutunmak eleştirilecek davranış olmaktan çıkmış,tam tersine özendirici bir yanlış etkileşim sağlamıştır . Böylece bu tercihler düşürülmüş insanımızın kendini kurtarması çabasının yanında geniş bir siyasetçi-aydın kesiminin bu özden uzaklaşma çizgisine özenmesini geliştirmiştir.

 

Mebus veya eski mebus olarak kitlenin ilgisini ve hatta bazı Kürt liderlerinin sempatisini kazanıyor olması gibi yanlış eğilimlerin var olmasının nedeni yukarda da belirtiğim gibi Kürt toplumu içindeki sapmaların yeterince teşhir ve mahkum edilmemiş olmasıdır. Bu yanlış davranış biçimi,sistematik olarak devlet politikası sonucu beynimize virüslenmiştir . Beyinlerdeki birinci tercihin bir yerlere tutunmak olması,Kürt bölgesindeki kahredici problemlerin ortadan kaldırılmasına yönelik mücadeleyi önemsizleştirmektedir.Devlet politikalarına bulaşılmışlık kişiye “saygınlık” kazandırmıştır. Bu durum yanlışlara muhalefet etmeyi güçsüzleştirmektedir.

 

TC Devletinin kuruluş yıllarında Kemalist hareketin imtiyaz tanıdığı Kürt Ağaları-Beyleri elde ettikleri mevkilerin hatırına Kürt çıkarlarını feda etmişlerdir.TC Devletinin uluslararası kuruluş belgesi sayılan Lozan Antlaşmasında takındıkları teslimiyetçi-çıkarcı tutum sonucu TC Devletinin ve “milletin” tekleşmesi, Kürt halkının inkarını ana politikaları haline getirmiştir. Günümüzde TC Devletinin ideoloğları Lozandaki “mutabakatın” Kürtlerin bugünkü devlet politikalarını onayladığı anlamına geldiğini söylemeye devam etmeleri verilen tavizlerin ve yanlışların Kürt halkını hangi durumlara getirdiğinin önemli bir göstergesidir.

 

Kürt yurtsever siyaseti Avrupe Birliği sürecinde yeni Giyap Ağa'lara meydan vermemek için acilen birlik oluşturmalı ve temsil sıfatını güçlenmelidirler. Amed'de yapılan ve bundan sonra da devam edecek olan böylesi toplantıları desteklemek ve geliştirmek oldukça önem kazanmıştır.

 

Bu hedefe kilitlenmiş insanların sevdası kuşkusuz Kürdistani olmalıdır.Ayrıca birlik çalışması yürüten bir çoğu bedeller ödemiş orta yaşın üstündeki bu önemli kadroların yerlerini yetenekli gençlerin alması kaçınılmazdır. Mücadele enerjisi her geçen gün azalmaktadır. Gençlerimiz devreye girmesze varolan boşluk ileride daha da büyümüş olarak karşımıza çıkacaktır

 

20-12-2005