Firat Kaya

Arşiv

firatkaya1@gmail.com

Karanlığı Aydınlatan Yüzler

 

Çok uzaklaşmıştık... güneşi arkamıza almış yol alıyorduk... nereye gittiğimiz konusunda hiçbirimizin bir fikri yoktu...Hiçbirimizden tek bir ses bile çıkmadan yürüyorduk...birbirimize dahi bakmıyor, yürüyorduk...arkamızda bıraktıklarımız belki bize eşlik eder diye dönüp dönüp bakıyorduk...ama hiç kimseyi göremiyorduk...

 

En güzel bakışları bıraktık arkamızda... bu yüzden hepimiz üzgündük... kederli omuzlarımızı düşüren soğuk metal artık taşınamaz ağırlıktaydı...Ve biz çok yorgunduk... Hem bedenimiz hem ruhumuz yaralıydı... acı çeken varlığımız ızdıraplar deryasında çalkalanıp duruyordu....Hepimiz aynı yolun yazgısını yaşıyorduk...

 

Uzaklaştıkça diniyor gibiydik...Izdıraplarımızdan ve tüm acılarımızdan kurtulmak için hızlandık; sonra koşmaya başladık... bizi beter eden düşüncelerden kurtulmak için kaçıyorduk... ve rahatlıyorduk. Kan ter içinde bedenimiz ruhumuzu yıkıyor ve sakinleşiyorduk...

 

Güneş batmıştı ve gün yerini karanlığa bırakmıştı… biz bu karanlıkta sessiz ve sedasız birer gölge gibi yol almaya hala devam ediyorduk… ne öten gece kuşlarının sesini ne çakal seslerini ne de ıslık çalan rüzgarın sesini duyuyorduk… üzerimize çöken bu karanlık dünyada sadece yol alıyorduk.

İçimizden biri karanlığın ortasında ki sessizliğimizi bozarak konuştu ve dedi ki' biz nereye gidiyoruz'. Diğeri ‘evimize tabi ki' dedi. Diğer birimiz ise ‘hayır ne munasebet ne evi...biz evden çıkarken bir söz verdik o sözü yerine getirdikte mi gidiyoruz;ben utanırım eve gitmekten ve gitmeyeceğim' dedi. Diğer biri de ‘o zaman geri dönelim' dedi.Az önce konuşan yine atıldı ‘hayır geride dönmeyeceğiz;geride bize ait hiçbir şey kalmadı ve biz bu yüzden uzaklaştık biz sandığımız diğerlerinden'....

 

Uzun süre yine hiç konuşmadan yol almaya devam ettik... yine düşüncelere daldık... içinde bulunduğumuz durumun üstesinden gelmemiz gerekiyordu; ama bir türlü çözümü bulamıyorduk...

 

Hızlanıp yürümeye devam ettik... artık gece olmuştu... herkes yüzünü Ay'a dönüp Ay'ı takip edercesine yol alıyordu... kayan yıldıza herkes gizlice aynı dileği tutuyordu....

 

İlk konuşan yine sessizliği bozarak ‘bu yol eve gidiyor ama' dedi.... bir anda hepimiz irkilerek durduk ve birbirimize bakmaya başladık. Sanki o an zaman durmuş gibiydi…Birbirimizin yüzüne bakarak sesini kaybetmiş dervişler gibi ‘şimdi ne yapacağız' diyorduk.Ay'ın yüzümüzü aydınlattığı gecede kısık ve sessiz bakan gözlerimizle birbirimize bakıp duruyorduk.Sevdiklerimizle buluşmak, onlarla kucaklaşmak hayalimizin bir parçasıydı;ama eve gidemezdik. Gitsek bile mutlu olamazdık. Tarifi mümkün olamayan acılara maruz kalırdık ve en kötüsü maruz bırakılacağımız acılar kendi kurdumuzdan bize yaşatılacaktı…Tek başımıza kalmıştık.Konuşsak kimse zaten bizi anlamazdı;çünkü hepimiz bu kadardık ve biz kendimiz idik. Ve doğru düşündüğümüze kimseyi inandıramazdık.Susuyorduk.Ne eve gidebilirdik ne de geri dönebilirdik.. Hepimiz en iyi savaşçılardık; ama çaresizliğin ta dibine düşmüştük.Ve yol bulamıyorduk… Birbirimize bakıp çaresizce düşünürken; etrafı gözetleyen tepedeki gözcümüz umutsuz ve acıyla kaplı ritüelimizi bozarak parmağının ucuyla güneyi göstererek şöyle dedi ‘ bu tarafta ışıklar var'. Hepimiz aynı tepeye çıktık ve ışıklı yere bakmaya başladık... Bir süre sonra ‘evet' dedi ;diğer biri ‘biz yeni ülkemize gidiyoruz'. Evden çıkarken bir söz vermiştik ama maalesef o sözü yerine getirmemiz her defasında engellendi; fakat öyle görülüyor ki aynı sözü tutan başka insanlarda varmış ve sözlerini tutmuşlar işte...Ve evlerindeler artık... biz de bu insanlarla bu ülkenin yarım kalmış eksiğini tamamlayacağız dedik ve yeni ülkemize doğru yol almaya başladık; umutla ve büyük hevesle…

 

 

27.06.2009

Fırat Kaya

Firatkaya1@gmail.com