Erdinc Özgür

Arşiv

erdinc_ozgur_k@yahoo.com

Korkunun Ecel'e Faydası...T.C.'nin Değişen K.Irak Politikası

Kürtler 1991 den ABD'nin ortadoğunun bir numaralı zalim Irak liderine ve yönetimine karşı yürüttüğü ikinci Irak harekatına kadar geçen sürede yaklaşık oniki yıl özgür yaşayabildiler.Geçen bu süre içerisinde Kürtler belli bir yönetsel deneyim geliştirme yada aşiretsel yapının ehlileşerek devlet veya merkezi yönetime doğru bir evrilme süreci yaşama deneyimi geçirdiler.

Kürtler bu süre içerisinde kurumsallaşma , halklaşma, ulusallaşma tecrübelerini pratikleştirme imkanı bulabildirler.Yani Kürt halkının kurumlarını yaratabildiler.Aşiret lideri olarak algılanan Kürt liderler iki farklı yönetim dahilinde bile olsa kurumsallaşma fikrini önemseyip, bir halk için veya bir halkın ulusal ruh kazanması yada ete kemiğe bürünebilmesi için gerekli sosyo ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal, kamusal kurumlarını yaratbilmeyi kısmi olsa bile başarabildiler. Parlamento,üniversiteler,TV kanalları, Radyolar,Hastaneler, Akademik silahlı güçler vs. ulusal kurumlaşma için önemli kilometre taşları olarak bu süreçte alın teri ve binlerce yıl ödenen bedellerin ilk meyveleriydiler.

Gün gelip tarih cilvesini göstermeye yakın yani ABD nin Irak zulmünü kıtalaraarası bir harekatla altüst etme arefesi ittifak yapılabilecek bir güç ve güç dengesi olma şartlarını , dinamizmini ve yeterliliğini göstermeyi başarabildiler.Ittifak yapılabilecek modern bir güç olarak bu savaşta akıllıca bir tutum belirleyerek zulümden kurtulmayı yeğlediler ve kazandılar.Tarihin ender olarak yarattığı bir fırsatı değerlendirebilme sorumluluğunu ve onurunu Kürt liderler Kürt halkı adına yüklendiler.Başarı durumunda Kürt halkının efsanevi liderleri olmaya aday oldular.

Uluslar arası güçler ve konjonktür Kürtleri ve Kürt sorunsalını bu yüzyılın başında kabullenip ulus olma ,kendi kaderini tayin hakkını ittifakın bir sonucu olarak sundular.Sayın Barzani'nin birçok devlet başkanını kıskandıran dünyanın önemli devlet başkanlarıyla olan ziyaretleri ve gördüğü ilgi tanınma müjdesi olarak algılanmalı.

Yani çok defa söylediğimiz gibi şimdi ne dünya eski dünyadır nede Kürtler eski Kürtlerdir. Değişimin diyalektiği bunu bize göstermiştir.

Gelinen nokta itibariyle Kürtlerin kazanımları çok büyüktür ve etkileyicidir. Bunu Kürtler çoktan haketmişlerdir.Bu etkileşim ve heyecan dört parçaya bölünmüş tüm Kürtleri etkileyecektir ve hatta etkilemeye başlamıştır.Geriye kalan üç parçanın despot yönetimleri yaklaşan ecelin korkusu içerisinde olma psikolojisi ile karşı karşıyadırlar..

Kürtlerin yaşadıkları diğer ülkelerdeki durumları göz önüne alındığında , Güney Kürdistan müreffeh,özgür , çağdaş ve demokratik cazibe merkezi ve çekim merkezi olma yolundadır.

Son zamanlarda Türk Genelkurmayına yakın / bağlı bazı köşe yazarlarının köşelerinde belirttikleri “ sınırın bir tarafında gelir 400 dolar diğer tarafında 4000 dolar olduğunda kaçınılmaz sonun geleceği..” gibi söylemler , olabileceklerin artık belirginleşmeye başladığını göstermektedir.Yani ecel ve korku arasındaki bağ ve ilişki süreci yaşanıyor...

Son zamanlarda özellikle Şemdinli de devlet organizeli terör ile ortak yaşama fikri kalmamış,düşmanlığın boyutu net olarak kör göze parmak olarak kendini göstermiştir. Halk Şemdinlide yaşanan devletin Kürtlere düşmanlık boyutunu gözler önüne sermiş ve devletin bu yüzü açıkça halk tarafından teşhir edilmiştir.Halkın TC kimliklerini havaya kaldırıp “TC kimliği istemiyoruz” söylemi devlette beklenen sonun habercisi niteliğindeydi.Yani Kürtler artık kemik bıçağa dayandı demek istediler.

Güneydeki Kürt Federasyonunun ekonomik gelişimi ile ilgili Petrol arama faaliyetleri, uluslar arası destek ve yaklaşan Suriye ve akabinde Iran operasyonları ile despot yönetimler tedirgin olmaya başlamışlardır.

Bu bağlamda ; Türkiye nin son zamanlarda Kürt sorununu bir yere oturtma ve Kürtlerin minimize edilmiş taleplerine , kısaca Kürtlerin ağızlarına bir parmak bal çalma gayreti içinde olduğu Türk medyasında bu açılımların zeminini hazırlama süreci ile kendini göstermektedir.PKK tarafından hiçbir ulusal talebi içermeyen çözüm önerilerinin Kürtler açısından hiçbir inandırıcılığı ve kazanım yönü bulunmamaktadır.PKK'nin çözüm için sunduğu talepler konjonktürü okuyamamama , ulusal hiçbir özelliği içermeme ulusal bilinç veya kollektif halk bilinci temelini kazandıracak siyasal taleplerden çok uzaktadır.Hatta devlet bu dönemde yani Güney Kürdistanın etkinliği ve Şemdinli direnişi ile köşeye sıkışmışken PKK taleplerine sarılmaktadır çünkü bu talepler devletin Kürtlere verebileceğinden daha aşağı bir durumu , seviyeyi ifade etmektedir.Çünkü devlet Kürt taleplerinin sulandırılmasını istiyordu yani ulusal temelden yoksun, siyasal haklardan yoksun daha çok bireysel haklar temelinde ve bunu da kültürel bazı açılımlarla ama kollektif bilincin ortaya çıkmasına engel işlevsiz açılımlarla istemekteydi.Devlet bu isteğine Kürt hareketinin eliyle ulaşabilmiştir.

Daha gerçekçi olursak devlet bu hakları vermekten bile yana değildir fakat son gelişmelerle beklenenin ecel etkisi yapmaya başladığı bir süreç yaşanmaya başlandı.Devlet mevcut statükosunu değişen konjonktüre göre sürdüremeyeceğini , hatta devletin bekaasının giderek sarsılacağıyla ilgili korkusunun gerçekleşme sürecine doğru gittiğini görmeye başladı.

Çünkü dörtlü esaret zinciri haksızlıklarla,zulümlerle yaşatılmaya çalışılıyordu milyonlarla ifade edilen bir halkın inkarı üzerine inşa edilen sistemler ve devletler çatırdamaya mahkumdular. En güzel örneğini Irak'ta gördüler bu örnekler ortadoğuda yayılacaktı.

Gelinen nokta itibariyle Kürt sorununun çözümüne direnen devletler değişen ortadoğu denkleminde aşınacaklarını görmeliler.Bunu sanırım çok fazla öngörüsü bulunmayan Türk devleti görmüştür.Değişen Kuzey Irak ve Kürt siyaseti tamamen bu ecel korkusunun ürünü ve sonucudur.

Özgürlük ateşi ; bu ateşle yananlar için görkemli ve umutludur , egemenler içinse korkudur..

Özgürlük ateşi zalimlere korku vermekle nam salmıştır...Ama korkunu ecele faydasını tarih gösterememiştir hiçbir zaman.

  7.12.2005