Bülent Tekin

Arşiv

btekin1954@mynet.com 

Eşitlik, kardeşlik, özgürlük!

  

Başkalarının sazını çalmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Avrupacılar, Amerikancılar, solcular, sağcılar, demokratlar, siviller hep onun bunun yalan dolan sözlerini taşımaktan başka yaptığımız yok. Kendi özgün düşüncelerimizi, insan hakkının kutsallığını, demokrasinin kriterlerini savunmamızda dünya egemenlerinin koşullarına teslim oluyoruz. Biz nerden buluruz Erdoğan'ın, Gül'ün söylediklerini, bunları nasıl Obama'ya bağlarız, şaşırmamak elde değil. Ergenekon'a karşı AKP bize demokrat ve insan hakları savunucusu gözüküyor. Alkışlıyor ve tezahürat ediyoruz. Ülkenin tek demokrat partisi, yaşasın!

  

Mecbur muyuz Ergenekon'un kıyısından dahi geçmeyen mücadele yöntemine teslim olmaya? Bizim hiç görüşlerimiz yok mu? Ülkede eşitlik, kardeşlik ve özgürlük olmadan demokrasi olmaz! Evet, ben bunu da söylüyorum, 1789'a gidiyorum. O tarihi dahi arıyorum. Nerede eşitlik, kardeşlik, özgürlük? Kim kiminle eşit, zengin yoksulla mı, Kürt Türk'le mi? Kim özgür? Zengin mi özgür, yoksul mu? Kadın mı özgür, erkek mi? Kim, kim, kim? Nasıl bir özgürlük? Bu göreceli-maalesef!-kavramları mahvettik, yok ettik!

  

Kahramanmaraş katliamı, Çorum katliamı ve Sivas katliamının failleri neden Ergenekon'da yok? Bu davada-her nasılsa-alperenler, ülkücüler yok. Bu zihniyet-bırakın Kahramanmaraş olaylarını-bugün bile ceza kesiyor. Alperen Ocakları Kayseri İl Başkanlığı DTP milletvekilleri ve Osman Baydemir'e “Bir gece ansızın gelebilirim” sloganlı Türkiye haritası gönderdi. Kim gelecek, kimi katletmeye, kimi yok etmeye gelecek? Kürtleri bu kez bir gecede mi katletmek istiyorsunuz? Bunu kimse onlara sormadı.

  

17 bin faili meçhul cinayetin failleri nerede? Kürtleri öldüren JİTEM, TİT, Ergenekon üyeleri nerede? Bunların kullandığı itirafçılar, tetikçiler, ağalar, aşiretler nerede? Ben bu ülkeyi seviyorum ve ciddi değişimler istiyorum. Hiçbir şey yapılmadığı halde iyi yola sapılmış gibi göstermenin bir illüzyon olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede işi iyi olanlar ve gidişatı olumlu görenler dinci burjuvazisi (AKP'nin burjuvazisi), komprador burjuvazi, üst düzey askeri ve sivil bürokrasi, işbirlikçi Kürt burjuvazisi ve ağaları, büyük toprak sahipleridir. Bunlara burjuvalaşmış dönek sosyalistleri, dincileri, milliyetçileri ve basından büyük para kazanan sözde uzman ve yazarları da katmak gerekir.

  

Tüm bu tuzu kurular, halkı manipülâsyona ve dezenformasyona uğratarak emperyalizmin iyi adamları olduklarını kanıtlıyorlar. Başbakanın işi iyi, ana muhalefet liderinin işi iyi, MHP liderinin işi iyi, milletvekillerinin işi iyi, tüccarın işi iyi, sanayicinin işi iyi, ağanın işi iyi, futbolcunun işi iyi. Ne güzel bir memleket! Denizimiz de var! Ne kadar çok mutluyuz! Ama bu ülkede çocukları kayıp analar var, Cumartesi Anaları! Yakınları kayıp olanlar, çocuk tutuklular, çocuk mahkûmlar var! Bir taş attı diye terör yasalarıyla yargılanan çocuklar var! Yoksul insanlar var. Belki de inanmayacaksınız ama çöpten yiyecek, giyecek toplayan insanlarımız var. Yani işi tıkırında olmayanlardan bahsediyorum.

 

Ülkede Fethullahçıların Kemalistleri yendiği bir süreç yaşandı. ABD'nin kabul ettiği bir İslam iktidarı özgürlük havarisi olmaya çalışıyor! Eşitlik, kardeşlik, özgürlük bağlamında yapılan bir şey var mı? Sadece şeriatçı İslamcıların, İslamcı burjuvazinin, işbirlikçi Kürt ağalarının rahatını sağlayan bir demokrasi(!) modern bir demokrasi olarak yutturulmaya çalışılıyor. Ergenekon, sanki militer bürokrasinin darbe yanlıları-bazı askerler darbe istememiştir-ile sivil bürokrasinin darbede anlaşamayıp işi mahkemeye düşürmeleriyle ortaya çıktı. Yani iş karakola düştüğü için halk duymuştur. Şimdi yapılanlarsa silahlı kuvvetler dâhil tüm kurumları temize çıkarmak işidir. Bu bana öyle geliyor, benim düşüncemdir.

 

Ergenekon'u, JİTEM'i, kontrgerillayı, derin devleti bitirme gibi kimsenin bir derdi yok. Olay, sırf karakola düştüğü için devletin kurumlarını aklama işlemidir. Bakın işte, kurumlardaki kirli insanları temizledik! denmek isteniyor. Padişahlığa giydirilmiş bir elbiseyle padişahlığı bize cumhuriyet olarak sunmaya çalışmışlardı, hâlâ da çalışıyorlar. Oynanan demokrasicilik de böyle bir şey olmalı. Her şey demokrasi, cumhuriyet için! Yaşasın retorik!

2.07.2009

  

Bulent Tekin

1954 yılında Mardin'in Derik ilçesinde doğdu. İDMMA(Galatasaray) Kimya Mühendisliği ve ODTÜ(Gaziantep Kampusu) İnşaat Mühendisliği mezunudur. Edebiyatçılar Derneği, BESAM, TYS ve PEN üyesidir. Halen Gırgır Dergisi'nde yazmaktadır. Yayımlanmış eserleri: Kızıldan Sarıya(şiir), Tarih Tarih Olsun(şiir), Sevdanla Yaşayacaksan(şiir), Kral Situ'nun Hikâyesi(roman), Barışla Güzeldir Sevdam(şiir), Feyyo'nun Felsefesi(roman), Ölümü Vurmak Güneşi Öpmek(şiir), Bir Türkiye Çıkmazı(deneme), Kartal Yuvası(tarihi roman).