Yusuf Bülbül

Arşiv

 

Papa'nın Ankara ziyareti Kürdler için bir anlam ifade etmiyor

Türkiye açısından AB ile müzakereler, -yakalanıp, çantaya konmuş- bir keklik gibi. Müzakereler tamamen kesilse bile sonuçta Türkiye'nin hiçbir kaybı olmaz. En fazla biraz borcu olur. Onu da zaman içinde öderim der ve öder. Avrupa açısından da bir kayıp yok, Türkiye'ye verdiği paralarını zaman içinde faiziyle birlikte alır. Nasıl olsa müzakereler “al gülüm, ver gülüm” kuralına sıkı, sıkıya bağlı. İstendiği zaman “al gülünü, ver gülümü” demek için gerekçe bulmakta basittir. Her iki taraf için de, neticede bir şey kaybedilmeyecektir; ama alınıp da –karşı taraf istese ve sizde vermek isteseniz bile- verilmesi asla mümkün olmayan bir şey vardı! Türkiye onu istedi ve aldı. Konu ile ilgili olarak birçok fikir ileri sürülebilir, ama Papa'nın ziyaretinin temel özelliği Türk Irkçılığını bir yaşam biçimi haline getiren ve bunun için resmi ve sivil kurumlarını oluşturmuş olan Türkiye'nin yaptıklarının Vatikan tarafından da onaylandığı anlamına gelmektedir.


Sonuçları hayır mı getirir? Şer mi getirir? Ama neticede Türkiye temel hedefine ulaştı, zor olanı başarıp, Papayı Ankara'ya getirip, Anıtkabiri ziyaret ettirmeyi başardı. Bu durum tarihte az rastlanan, beklide hiç yaşanmamış bir gelişmedir.


Anıtkabir ziyareti sırasında Papa, -bir din adamının söylemine uygun olan- “Tanrı günahlarını bağışlasın” sözlerini söylemiştir. Bunda bir tuhaflık yok, Papa bundan sonraki ziyaretini, Hitler'in mezarına giderek “Tanrı günahlarını bağışlasın” deyip, devam ettirebilir. Bu durum din adamlarının insana karşı olan bir görevidir.


Papa'nın Ankara'yı ziyaret etmesinin medeniyetler arası diyaloga bir katkısı olur mu? Olması istisnasız bütün insanlığın dileğidir, ama Papa engebeli yollara girmeden Kudüs'e gidip, oradaki Müslüman ve Musevi din adamlarıyla bir araya gelip, aynı görevi gerçekleştirebilirdi. O zaman Vatikan'ın samimiyeti daha iyi anlaşılırdı.


Diğer tarafta ziyaretin medeniyetler arası diyaloga olumsuz katkısı, en az olumlu katkılar kadar olması kaçınılmazdır; sözgelimi zor durumda kalındığında “biz öyle büyük bir milletiz ki ve öylesine büyük bir liderimiz var ki, Papa dahi önünde diz çöktü” ey Müslümanlar gelin hep beraber Hıristiyanların üstesinden gelelim, diyebilirsiniz. Böylelikle dilediğiniz kadar taraftar da toplayabilirsiniz.


Papa'nın ziyareti için Türkiye'de şöyle bir kamuoyu oluşturuldu, “gelmez olsun, ama gelmesinde de çıkarlarımız var; onun için biran önce gelsin ve biran önce gitsin ki kurtulalım”


Türkiye resmi olarak, -yani- devletin resmi bir kurumu olan Diyanet işleri başkanı vasıtasıyla papayı, Adaletsiz ve İnsafsız bir insan olarak dünyaya ilan etti. Bu durum Müslümanların Türkiye'ye hayranlık duymalarını sağlar mı bilinmez; ama yalnız Hıristiyanlar değil, diğer tüm dünya dillerine mensup insanların bu tuhaflığı yadırgayacakları da ayrı bir konudur.


Hıristiyanlar açısından ziyaretin anlamsız olduğu varsayılabilir, ama müzakere sürecini yürüten Avrupalı politikacıların elini güçlendireceği kesindir. Vatikan açısından ise kazanımların olup, olmadığı görecelidir.


Diğer tarafta Kürdler için Papa'nın ziyareti tam anlamıyla bir fiyasko. Kürdistan Türkiye'nin işgali altında, tüm Kürdlerin kafasına Türk ordusunun silahları dayalı, hiç ara vermeksizin Kürdleri katletmeye devam ediyorlar; şimdi de Türkiye, Amerika'yı köşeye sıkıştırıp, binlerce Kürd insanını tek kalemde ve tek seferde imha etmek istiyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Papa, Kürd soykırımının mimarı Atatürk'ün planları gereğince milyonlarca Kürdü katletmiş, milyonlarcasını sürgün etmiş olan ve Kürdleri yok etmeyi bir yaşam biçimi haline getiren Ankara'yı ziyaret ediyor. Kürdlere göre Papa iyi yapmıyor.

29 Kasım 2006