Abdullah Saydin

Arşiv

Asker sınıra dayanmışken ‘Kürd Ulusal Demokratik Çalışma Grubu' ne ile kendisini ifade eder?

Sosyal anlamda varolabilmek için toplumla birey arasında bir dizi anlaşma mevcuttur. Asgari müştereklerde hukuki anlamda görevler hak ve özgürlüklerle birlikte değerlendirilir. Statik şekliyle üstesinden gelinemeyen sorunlar etik değerlerle çözülmeye çalışılır; etik değerlerlede sonuç alınamiyorsa gücünü evrensel normlardan alan dinamik özellıklere sahip hukuk sistemi içinde çözüm yoluna gidilir.

Peki bir toplumda birlikte yaşayabilmek için sosyolojik anlamda tarihten gelen alışkanlıkları - gelenek ve görenekleri- yoksa; etik değerler kendisine birşeyler kazandıramamışsa –yani empati – yapamıyorsa; hepsinden önemlisi kendisini bağlayan hukuki normlar bu sosyal yapının ve etik değerlerinin ürünü olamiyorsa; ayrıca evrensel hukuk normlarının bağlayıcılığıda bir türlü yerleşememişse birlikte yaşayabilme imkanlarıda kendiliğinden ortadan kalkar.

 

Küzey Kürdistanda özellıkle Kürdlerın inkarına yönelık imha harekatı bu güne kadar Türk halkınında yararına bir netice vermemıştır. Vahşi sömürgeci sistem imhaya ve talana dayalı asimilasyon ile Kürdlerden yarattıkları ücübeler milli kimliklerini yitirırken yeni kimlikler edınememışlerdır.Zaten istenılen ilkel bireysel çıkarcılık ( gerektiğinde gayri meşru tarzı) seçenek olarak önüne sürülmüştür. Zorunlu göç veya kentlileşen Kürd nüfus Türkiye metrepollerınde hızla milli değerlerınden uzaklaşarak gayrimeşru düzenın parçası olarak sisteme entegre edilmektedırler. Cami cemaatıne mensup Türk ırkçısı kimliğine bürünenlerın zaten var olan kopmadığı Müslüman özelliği ile; biraz daha ‘modern' bir kimlikle solda yer alanlar (eski sosyalistler – aleviler vb.) Kemalizm bayrağı altında kendilerıne ayrılan yere dahada gönüllü oturmaktadırlar. .

 

Biz bugünü değerlendırıyoruz, cami cemaatınden ve kışla disiplininden oluşan kültürle diktatörlerın gücüne boyun eğenlerın Kürdlük üzerındeki egemenliği söz konusu... Yarın hangi mecrada fiçurist bir anlayışla Kürdistanın ulusal mücadelesı için hangi hayalleri kurarız bilinmez. Ancak bugün için şuna inaniyorum öncelıkle Türklerın özgür, bağımsız ve mürevveh yaşamaları için Kürdlerden kurtulmaları lazım; keza Kürtlerınde medeni milletler alemindeki yerleri için Türklerin boyunduruğundan kurtulmaları lazım. Araplarla, Farslarla olan ilişkide aynı şekildedır.Unutmayalım zoraki birlik sevdalılarının dayattıkları şekli ile iki yanlıştan bir doğru çıkmaz ve bir doğru ile bir yanlışın birleşımindende yine bir doğru çıkmaz.

 

Geriye kalır tek şey; doğruların farkındayiz ancak kültürel özerklık diyelım, otonomi diyelim, federasyon diyelım yada konfederasyon diyelım belki yükümüz hafifler kimsede bize bölücü falan demez orta yerlerden bir yerde buluşur geçınır giderız düşüncesi. Bu düşünceyede sömürgecilerımızın karnı toktur; hatta bu düşünceleri zaaf olarak görüp geri adım atmalarınıda bekleyemezsınız. . Kaldiki hak arama bu değildir, yada amaçlanan haklar için pazarlık masasına tavizkar tutumlar şiar edılıp gidilmez. Ne istediğini bilenler ve haklı olanlar pazarlıklara mecbur kalmışlarsa çıtayı yüksekte tutma gibi bir dertleri vardır.

 

Ne isdediğini bilen politikacıların oluşturdukları milli kurumları ve caydırıcı özelliğe sahip güçleri varsa başarılı olmamaları için bir nedenleri yoktur. Ya değilse köylü kurnazlığı politikalarla, beyhude yere terörist damgasi yiyecek vurup kırmalarla, asker sivil öldürmelerle istenılen hedefe varmak zaten mümkün değildır ; örneğini yaşamaya devam ediyoruz. Atılacak her adımın anlamı ve hedefi yoksa tehlikelidir atılmamalıdır çünkü dikenlerın üzerınde yürünüyor; karşı tarafa amaçsız zarar vermeye çalışanlar en büyük zararı kendisine veriyor.

 

Toplumsal kurtuluş mücadelelerın tümünde şiddet en son çaredır; hatta çoğunlukla çare bile değildir. Güç olmanın, caydırıcı olmanın birçok yolu vardır bütün yolarıda örgütlü olmaktan geçer. Ordusundan eğitim kurumuna ekonomik alt yapılarınıda beraberınde oluşturarak her ülkede hangi kurumlar varsa Kürdistanda dahada çağdaş şekliyle oluşturulmasına çalışılmalıdır.

 

Bugün TC ne istediğine bakmaksızın varlık gösteren her Kürdü hedefe oturtmuş vuruyor. İster federasyon istesın, isterse ‘demokratik cumhuriyet' hatta isterse hiç bir şey istemesın yeterki ben Kürdüm desın mutlaka ortadan kaldırmaya yemin etmişler birlik olmuşlar. Apocular bir şeymi istiyorlar ? Amansız bir savaşla ortadan kaldırılmalarına kasd edilen hangi imkansız istekleridir? Onlarla birlikte Kürt halkını ve Kürdistan coğrafyasını imhaya yönelmışlerse hep birlikte nasibimizi alıyoruz. . Amed de Kürt Der kuruldu bir çaba içinde oldular hemen kapatıldı. Geçmışte HEP,DEP,HADEP ( bu partilerın kurucusu, MYK üyesi ve G.Sek.Yrd. siydim) kapatıldılar yöneticileri olarak cezaevlerine girdik, davalar açıldı. Bu legal partilere DKP yi ve HAK-PAR vb. hatırlamakta yarar var.Yayın faaliyetleri daha farklı değildir; Dergi yöneticisi olduğum için yazılan yazılardan dolayı 53 yıl ceza aldım 7 yıl 6 ay 12 eylül zindanlarından sonra 142. maddenın kaldırılması ile çıkarken T.M.K. nun 8. maddesınden yeni davalar açıldı şimdide 30l vb. maddeler.Cezaevlerıne gire çıka TC cezaevlerını ‘orospu' yaptık; adeta cezaevi haysiyeti ve ciddiyeti kalmadı . Bugüne kadar yüzlerce yayıncıya binlerce yıllık cezaları gözünü kırpmadan verenler federasyonmu yada özerklıkmı istiyor diye ayırım yapmadan ‘Kurd' diyeni ‘Türklüğün manevi şahsına hakaret' saydılar. Bugün yeniden çıkarılan Terörle Mücadele yasası bunlarında kapsama alanı genışletılerek tasarlanıyor; adım atarken hesabını yapmayanlar kendisini bizim gibi eski yanıklardan saysın şimdiden.

 

Şu anda ne istedikleri yada ne istemedikleri bir tarafa Apocular örgütlü ve kitlesel bir güçtürler, bugün Kürd oldukları için imha edılmek isteniyorlar dolaysiyle ben bunu Kürdlere yönelık bir harekat olarak algılamam gerekmezmi? Kürdistanın yurtseverleri devrimcileri bugünü tarihlerine böyle yazarken yarının bayraktarlığınıda Apoculara bırakamazlar.

 

Yine Apocuları bahane ederek gözünü Kürdistanın Güneyindeki kurtarılmış parçasına diken TC, askeri yığınaklarla yeni pazarlıkların peşınde. 1974 Kıbrıs işgaline benzer durumun yorumu için göz dağı veriyor. O dönem özellıkle İngilterenın kışkırtması ve oyunu Yunanlılara ve Rumlara karşı tezgahlanıyordu. Sene 2006 peşmerge geleneğınden gelme bir silhlı güç ve uluslar arası ittıfakları, politik duruşuyla varlık gösteriyor. Güney Kürdistanın işgalını düşünmek bile istemiyorum. Apocuların imdadına ise Güneyli yöneticilerın itidllı yaklaşmalarında yarar var.

 

Kuzeyde 40 yıldır birlik tartışıyoruz ancak hep ayrılık yaşıyoruz. Uzun yıllardır belkide artık ayrılacak tarafımız kalmadığı için yeniden birlik demeye başladık. Özellıkle Ortadoğuda sol patentli ideolojilerın birlik oldukları ve her hangi bir başarıya öncülük ettıklerınden bahsedemeyiz. Konuyu başka bir platformda tartışmak koşulu ile sanırım sosyalistler yada sol düşünce ittıfaklara engeldır.

da birlik denınce akla gelen şey sistemın parlementosun a endeksli yasal parti akla geliyor. Öncelıkle bu düşünceden kurtulmak gerekır. Bir kere bu sömürgecilerın parlementosudur; demokratik bir kurumda değildır, burada Kürd halkının temsili söz konusu değildir. Birey veya parti olarak içinde yer alınsa bile bu Kürd halkının mücadelesının bir parçası olarak ve Milli gayenın bir parçası olarak tecelli etmelidir. Türk parlementosu da diğer kurumları gibi Türk ırkına , Atatürk ilke ve inkılaplarına, Kürt halkının inkarına yemin edilerek girilir ve böylede devam eder. Aksi kendi kendimizi kandırmaktır, halkımızı kandırmaktır. Birilerının parlementerlık duygularının tatmini için TC de parti kururlmaz veya parlamenter olunamaz.

 

Birey yada gurubun mensubu olduğu düşünce zaten onun aidiyetının temsilidir. Birlik adına ‘statünü terk et veya tali planda düşün gel yeniden daha büyük oluşumlar içinde benımle birlikte yer al' demek inkarını teklif etmek demektır; bundan şiddetle kaçınmak zorundayiz.

 

Yasal parti için istenen 30 kurucuyu bir araya getıremeyenlerın birlik çağrılarıda gülünçtür. Parlamento ve yasalite peşınden yuvarlananlarla amaca yönelık örgütlenme ve meşruiyeti esas alanların yolları peşinen ayrıdır; birlik oluşturamazlar DEP deneyımınde yaşadık, gördük.

 

Başta benım şemsiyem herkesi barındıracak yeterlıktedır , yanılgısı içinde olanların şemsiyelerinin kendilerini bile koruyamadıklarını görünce geçen zamana hayıflandıklarına şahit olduk. Çevremızde birçok benzerımızın tekrarlarındaki şablonları bırakmaları birliğe ilk katkıdır. Küçük derecikler ayni mecrada birleşmesini becerebiliyorlarsa oluşacak koca nehirlerin akışına kimse engel olamaz.

 

Eskisi gibi genış bir cephe oluşturulacak diye ezilen Türkler, Kürtler,Alevler, dışlanan Müslümanlar, işçiler, köylüler artık birlik için hedef kitle olarak değerlendırılmıyorlar. Milli Birlik ve Beraberlık amaçlanırken hedef kitle milyonlarla lifade edilen Kürd halkıdır.Bunun dışındaki seçenekler hedefi şaşırtığı gibi gerçeklığımızlede örtüşmüyor.

 

Şu konudada net olmak zorundayiz nasılki TC nın ordusunda KUKM zemini yoksa ; parlementosunda, işçi ve işveren sendikalarında, hatta mesleki odalar gibi sivil toplum kuruluşlarındada örgütlenme imkanlarıda yoktur.

 

Bugün Milli bağımsızlık mücadelesini vermeye devam eden Kürdistanın kalbi kurtarılmış bölge Hewlerde atıyor. Mütecaviz Türk ordu güçleri Apocuları bahane ederek varlığına tahammül edemediği kurtarılmış Kürdistan parçasına saldırı hazırlığındadır. Kimin parmakladığı bilinmez TC bugün ayaktadır; macera peşındedır ve tarihinın en güçsüz dönemini yaşamaktadır. Kırmızı çizgileri ihlal edılmış, başına Amerikan çuvalı geçırılmıştır. İncinen gururunun telafisi için kamuoyunu tatmin etmesi gerekmektedır. İkinci önemli gerekçe Güney Kürdistan yönetımını elden geldığınce taciz edıp yükselen trendını aşağıya çekmek, moral bozarak kendisine moral kazanmaktır. Üçüncü gerekçe askeri güç gösterisi ile pazarlık masalarında kendisine yer aramaktır. Bütün bu bloflara diplomatik anlamda sert cevap vermek karşı askeri gösterilerle varlığını hisettırmek zorunluluğu doğuyor.

 

Kürdistanın ittıfak cephesi ABD ve İsraille ilişkileri sıklaştırıp şii mollalara, baas ırkçılarına ve Türk ırkçılarına karşı ortak duruş sergilemek. Avrupa, Japonya ve Güney Kore den de uluslar arası destek talep etmek kazanım olarak algılanmalıdır. Bağımsız Kürdistan BOP un en önemli ayağı olduğunu anutmadan ittıfaklar stratejisini bu güçle ele almanın yararları üzerınde ayrıca durmamız gerekebilir.

 

Asker sınıra dayanmış, biçak kemikte , 40 yıl geçmış bir 30 yıl daha geçse gam değil. Hiçbir zaman dilimi ne geçtır nede erken; önemli olan yapılacakları alt alta sıralayıp gereğını yapmaksa hep bir ağızda buradayız diyebiliyormuyuz?Birisi bağımsızlık ister , bir diğerımız otonomi bir arada yürümesini becerebiliyormuyuz? Rengini değiştırmeden mozaikten bir tablo yapabiliyormuyuz savaşın orta yerınde?. İnsanlar ölmeden arzuladıkları tüm haklarına kavuşsunlar diye haykırabiliyormuyuz? Zülme karşı güç oluşturmaya hala mecalı oalanlara yeni birlik hayırlı olsun.

27.04.2006