Arşi

 

 

Çözüm sürecinde

Kürt Coğrafyasının, yolları aşındırılmalıdır!

 

 

Kürt halkının, özgürlük mücadelesini programlaştırarak, kurtuluşunu amaç edinmiş Kürt ulusal hareketinin, irili ufaklı tüm siyasal odaklarının, sürece müdahale etmeleri gereken çok önemli bir kavşaktan geçiyoruz!

 

Herkes, Kürt sorunun en yakıcı olduğu sürecin bu sürec olduğu konusunda hemfikir. Bu nedenle, Kürt sorununun çözümünün gündeme kendini dayattığı tartışma götürmez bir gerçeklik. Dolayısı ile farklı siyasal kesimler farklı çözüm önerileri üretmekle meşgul. Türkiye'de, Kürt sorununa, çeşitli açılardan bakmaya başlayan ve sorunu kendi perspektivinden ele alıp değerlendirmeye çalışan, pek çok kesimin yanısıra, yazar ve aydınlar arasında bu sorunun çözümüne katkı için ciddi bir arayış ve uğraşın olduğunu, kabul etmek lazım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yurt dışı gezileri münasebetiyle yaptığı açıklamalar nedeni ile gerek aydınlar arasında, gereksede çeşitli siyasal çevre ve kesimler arasında, Kürt sorunun çözümü için kafa yoran, bir hayli uğraş ve çaba gösteren çevreler, olduğunu gözlemek mümkün!

 

Sorunun barışçı bir tarzda çözümünde yana olan kesimler olduğu gibi, henüz Kürt sorununu, kavramamış veya böyle bir sorunun varlığını herşeye rağmen inkar ve yok farz etmekte ısrar eden, pek çok çevre ve siyasi güç odaklarıda ne yazık ki, mevcuttur. Hani eskiden derlerdi ya: Devrimin yolu, Newski bulvarı gibi düz değildir, Kürt sorununun çözüm süreci de, aynen böyle, bir ileri iki geri zikzaklarla örülü bir yoldan ilerlemektedir. 'Ha bu kez tamam', devletin değişik kademelerinde de, bu sorunun çözümü konusunda bir mutabakat var olduğu iddia ediliyor derken, birde bakıyorsun ki, pek çok çaba ve uğraş sonuç vermeden, umutlar başka bahara kalmaya mahkum edilebiliyor. Bu kez de pekala böyle olabilir, herşeye hazırlıklı olmak gerekli.

 

Cumhurun başı olması hesabı ile Abdullah Gül, Kürt sorunu ve çözümü konusunda, çeşitli vesilelerle peş peşe açıklamalar da bulunmaktadır. Bu bakımdan, Abdullah Gül'ün açıklama ve çabalarını ciddiye alarak üzerinde durmak gerekir. Abdullah Gül, devlet katında ve organları arasında, Kürt sorununun çözümü konusunda bir koordinasyondan bahsetmekte ve ilk defa, devlet organları arasında bu sorunda, fikir birliği olduğunu beyan etmektedir!

 

Bu açıklamaları, bir taahüd olarak kabul ederek, Abullah Gül'ün açıklamalarını ve çabasını ciddiye almamız gerektiği kanısındayım. Devletin veya Abullah Gül'ün planı, projesi nedir, bilmiyoruz, ama çabaları kesintiye uğramadan böyle devam ederse, ergeç plan ve projelerini Türk ve Kürt halkı ile paylaşmak zorunda kalacaktır.

 

Bir kez, gerek devlet organları arasında görüş birliği olması, gereksede devletin, Kürt sorununun bir şekilde çözmeyi gündemine almış olması kayda değer bir gelişmedir. Unutulmasın ki, 'ezde çöz politikasını', terk ederek, bu aşamaya gelmiş olmak, öyle yazıldığı ve söylendiği gibi kolay olmamıştır. Bu aşamaya gelmiş olmak, sorunun çözümünü devletin gündemine sokmuş olmak, Kürt halkının on yıllardan beri kesintisiz süren mücadelesi sonucu olmuştur.

 

Kürt halkının yorulmak bilmeyen çaba ve mücadelesi, Abullah Gül'e, Şamda, Kürt sorununn çözümünde, yakalanan 'tarihi fırsat' değerlendirmesini yaptırmıştır. Demek ki, Kürt sorununda, artık mızrak çuvala sığmadığı için, denenmemiş metod ve baskı türü kalmadığı için devlet organları arasında, bir koordinasyonun yaratılması fikri kendisini dayatmıştır. Bu koordisyonun sağlanmış olmasının değerlendirilmesınin sonuçları: Kürt sorunun çözümü konusunda, bir 'tarihi fırsatın' yakalanmış olduğu, değerlendirmesi ve tesbitini yaptırmaya kadar götürmüştür.

Devlet organları, arasında böyle bir sonuca varmış olmak, elbetteki, yıllardan beri tüm ulusal ve demokratik hakları gasp edilen Kürt halkını sevindirmelidir. Zaten bunca zülme karşı gelmenin, ağır bedelleri ödemenin yegane amacıda, Türk halkı gibi tüm ulusal ve demokratik hak ve özgürlüklere sahip olmak mücadelesidir. Devlet zaten başından beri, Kürt halkına ve taleplerine karşı daha fazla müsamahakar bir tutum takınabilseydi, bunca kan ve göz yaşına, ekonomik tahribata gerek kalır mıydı? Şüphesiz ki, bunca acı ve gözyaşı dökülmeden, binlerce insan heder edilmeden, halklar arasında düşmanlık tohumları boyvermeden de, Kürt sorunu konusunda, devlet üstüne düşeni yapmalıydı.

 

Abullah Gül'ün söylemlerinden yola çıkarak, pembe bir tabloda çizmeden, ama gerçekçi olmak kaydı ile Kürt sorununun çözümü konusunda, umutlu olmak gereklidir. Bu uğurda, atılacak adımlar konusunda, kimden ve nerde gelirse gelsin, teşvik ve özendirici olmak gereklidir. Her ne kadar Abdullah Gül, devlet organları arasında bir konsensüsten bahs etsede, gerçekten Kürt sorununun çözümü konusunda böylesi bir konsensüs var mıdır, varsa da bunun muhtevası nedır? Pek tabi ki, bunları bilmiyoruz. Kaldı ki, geçmişte de böylesi çabalar içinde olundu, ama her zaman ki gibi o çabalar, kim karanlık güçlerin kirli oyunları ve provakasyonları ile dümura uğramaya mahkum oldu. Öte yandan, şimdiye kadar ki, hükümetler Kürt sorununu, gerçekten çözmek konusunda bir kararlılık göstermedikleri gibi, devlet katında, Kürt halkına karşı, olabildiğince bir tahammülsüzlüğün yanısıra düşmanlık olduğunu bilmeyen de yoktur!

 

Abdullah Gül ve devletin diğer organları arasında, Kürt sorununun çözümü için yaratılan koordinasyonun sonuç vermesi için, elbetteki tüm taraflar gerekli hassasiyeti ve azami çabayı göstermelidir. Hele bu aşamada, bu sorundaki tutum, Cumhuriyetin kuruluşundan beri, ulusal hakları için mücadele eden Kürt halkı ve onun, siyasal platformdaki sözcüleri için daha da önem kazanmalıdır. Bu bakımdan, Kürt hareketinin tüm siyasal güçleri, bu sürecte aktif bir tarzda, çözüm önerileri ile siyasi arenada yer alabilmeli ve bu yer alabilmenin koşullarını mutlaka yaratmalıdırlar.

 

Süreci dışardan izlemek, bekle gör politikası gütmek, kanımca doğru siyasal bir tutum değildir. Kürt siyasi hareketinin değişik bileşkenleri, Kürt sorunun çözümünde, yakalandığı itiraf edilen bu 'tarihi fırsat'ı mutlaka değerlendirmeli, Kürt, Türk ve Dünya kamuoyunun karşısına, Kürt sorununun çözümü konusunda, bir çözüm yolu haritası sunmalıdır. Madem devletin başı pozisyonundaki, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kürt sorununun çözümünde yaklanan 'tarihi fırsat'tan söz ediyor, o zaman da buna mutlaka bir karşılık verilmelidir ve Kürt tarafı bu sorunun çözümü konusunda elindeki tüm olanakları kullanmalıdır.

 

Ama herhalde öncelikle, tüm Kürt aydınları ve kanat önderleri ile Kürdistandaki sivil kuruluşların, Diyarbakır örneğinde olduğu gibi, bu sürece olumlu katkılarını sunma ortamı yaratılmalıdır. Diyarbakır'daki 72 sivil kuruluşun, Kürt sorununu barışçı yöntemlerle çözülmesi konusundaki tutumu, tüm Kürd coğrafyasındaki sivil kuruluşların katkılarını ve desteğini yaygın bir biçimde sağlanması için iyi bir örnek olmalıdır. Yani kısacası, deyim yerinde ise, tüm Kürt siyasi parti, grup ve sivil demokratik kuruluşları başta olmak üzere, Kürt halkını bu çözüm sürecinde, daha aktif bir hale getirmek ve desteğini almak için tüm güçleri mobilize etmeli, bu nedenle de, Kürt coğrafyasının yolları aşındırılmalıdır!

 

Kürt sorunun çözüm sürecinde, yakalanmış olduğu ileri sürülen bu 'tarihi fırsat' sürecinde, herkese ihtiyac vardır ve herkes de üzerine düşeni büyük bir titizlik ve ciddiyetle yerine getirmelidir. Ama herhalde, Kürt ulusal hareketinin tüm bileşkenleri öncelikle, bu konuda ne istediğini bilen kıtlevi bir duruşun yaratılması yanısıra, açık ve net bir talepler silsilesini, hep birlikte formüle ederek Kürt, Türk ve dünya kamuoyunun karşısına bir çözüm yolu haritasi sunmak için geçmelidir!

 

Kürt ulusal hareketi bunu başarırsa, ancak yakalanmış olduğu ileri sürülen 'tarihi fırsat' bir anlam kazanır ve Kürt sorunu, çözüm rayında daha doğru bir biçimde ilerleyebilir.

 

6 Haziran 2009

 

 

 

Sırça köşkte bir romancı: Ayşe Kulin!

Kürt halkı, kurucu unsur mudur ?

Kürdistan, Ermenistana komşu oldu!

Li welêt bûma, min ê dengê xwe bida kê!

Empati!

Gecikmiş ulusal değerlerin yükselişi ve 'ötekiler!'

”Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak”

TRT' de, Kürtçe alt yazı istiyorum!

Rêber û Şehîdê Kurdistanê: Necmettin Buyukkaya

Maksadını aşmadın mı?

TRT 6 Kürtçe yayına başlarken!

Makul olmayan Kürtler'e öneriler!

'Sağlıklı olmayan bir tartışma

Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı üzerine gözlemler

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!