Arşi

 

Sırça köşkte bir romancı: Ayşe Kulin!

 

Sırça köşkte büyümesine rağmen, Ayşe Kulin beğendiğim bir romancıydı, bir kaç romanını okumuş, dilini ve temalarını ilginç bulmuştum. Romanları genellikle biyografi türden oldukları içinde, okunması hem akıcı olurdu, hemde kullandığı dil de pek ağır olmadığı için okuyucuyu sıkmazdı. Bunlar elbetteki her romancıda ve yazarda olması gereken özellikler, ama bu aynı zamanda hem kabiliyet hemde becerinin yanında belli bir donanımda ister. Hiç olmazsa, iyi ve akıcı bir dile sahip olmayıda ister.

 

Ayşe Kulin'e sırça köşkte bir romancı tanımlamamı, onu küçümsemek veya karalamak için değil, o gerçekten sırça köşte büyüdüğü için bu sıfatı kullandım! Biliniyor, genellikle bu tür sıfatlar, karalama ve küçük görme ve hayattan kopuk kimselerden ötürü, hep kullanılır. Ama bu kez öyle değil! Özellikle kelimenın gerçek anlamı ile sırça köşkte, el bebek gül bebek büyüdüğü için ama aynı zamanda da, hayatın gerçeklerinden, yaşanılan acılar ve dramlardan bihaber olarak dünyaya, Kürt'lere baktığı için, Ayşe Kulinin, bu sıfatları hak ettiğini düşünüyorum.

 

Ayşe Kulin, baba tarafı Macaristan ve Bosna'dan, anne tarafı ise Çerkes! Konaklarda ve kolejlerde okuyarak büyümüş, yakın çevresi ve arkadaşları ise bürokrat ve bakan çocukları ile çevrili bir dünyadan gelmekte. Türkiye'nin elit tabakası ve sosyetesi ile içiçe büyümüş denilebilir.

 

Kendisinin de belirttiği gibi, Türkiye'nin doğusuna yani Erzincan'a ılk defa Köprü romanını ve Erzincan eski valisi Recep Yazıcığlunun hayatını kaleme almak için gitmiş! Türkiye'nin doğusuna bu ilk gidişi olmuş, geçenlerde de Hayrinüssa Gül'le birlikte Urfa'da açılan kitap fuarına katıldığı için, ikinci kez oralara gitmek zorunda kalmış!

 

Acaba, hiç yakın çevresinde Kürt bir tanıdık veya dostu olmuş mudur, onu bilemiyoruz! Fakat Kürtleri pek sevmediği, onları cahil ve kaba saba adamlar olarak bulduğunu ve değerlendirdiğini, Yeni Şafak gazetesinde Mehmet Gündem'in 18 Mayısta, onunla yaptığı röportajdan rahatça anlayabiliyoruz. Türkler'in, Kürtler'e medeniyet götürdüğünü, ama Kürtler'in bunun değerini bilmediğini, çünkü Kürtler'in aşiret ilişkilerini muhafaza etmekte ısrar ettiğini belirtiyor.

 

Kürt sorunun çözümü konusunda, herkes yakalanmış veya yakalanmak üzere olan 'tarihi fırsatan' söz ederken, bakın Ayşe Kulin Kürtler'le ilgili neler ileri sürüyor:

 

'Türkler Kürt meselesinde gerçeklerle büyük ölçüde yüzleştiler. İsimlerini koyma haklarını ellerinden aldık, şehirlerin, kasabaların isimlerini değiştirdik, kendi dillerini konuşmalarına izin vermedik… Biz Türkler şimdi hatalarımızı teker teker ortadan kaldırırken onlardan da bir küçük adım bekliyoruz, ama bu adımı hiçbir yerde göremiyorum.'

 

Dünyadan ve Türkiye'den bu kadar habersiz yaşamış olmak için sırça köşkte ancak yaşamış olmak gerekir değil mi? Ayşe Kulin'e bakılırsa, Kürtler konusunda yapılan hatalar teker teker ortadan kaldırılmakta, ama buna rağmen Kürtler'den, bir adım dahi karşılık görülmemiş! Açıkçası, Kürtler ne kadar da nankör demeye getiriyor. Peki ona sorsalar, hangi hatalar ortadan kaldırılmış, hangi yerleşim yeri veya bölgenin ismi tekrar geri verilmiş, eminim ki bir tek örnek bile gösteremez. Hangi okulda bir tek saatlik Kürtçe ders verilmiş veya neden Kürt çocukları, anadillerinde eğitim görmüyorlar, gibi sorulara yanıt veremez, zaten onun için bu tür sorunlar dert bile değil!

 

Ama nedense, bu kadar rahat ve sıkılmadan gerçekleri çarpıtarak ters yüz edebiliyor. Kürt'leri uzlaşmaz ve sorun çıkaran, cahil cüheyla, ayak takımı olarak göstermeyi yeğliyor!

 

Röportajın devamında daha da vahim şeyler söylüyor Ayşe Kulin:

'Türk olmak çok daha zor, çünkü bütün Avrupa, bütün bilinçsizliği ile onların arkasında duruyor. Kürtler çok güveniyorlar ama Avrupa onları kandırır. Avrupa Ermenileri de kandırdı. Avrupa beklediği menfaati elde ettikten sonra Kürtleri pat diye ortada bırakır. Kürtlere kucak açacak olanlar yine bizleriz, Türkler…'

 

Avrupa tüm biliçsizliği ile Kürtler'in arkasındaymış ve bu nedenle de Kürtler'de Avrupa'ya çok güveniyormuş, ama Avrupa, Kürtler'i de Ermeniler gibi kandıracakmış! Ermeniler'i kandıran Avrupa, bir nevi Kürtler'e misal olmalı demeye getiriyor. Avrupa'nın Kürtler'i bir gün pat diye ortada bırakacağını ileri süren Ayşe Kulin, Kürt halkına, aba altında sopa gösteriyor! Ayrıca Ermeni halkının başına gelen 'Büyük felaket' ve akabinde, yerinden yurdundan edilen yüzbinlerce Ermeni insanının dramına ilişkin bakışını ortaya koyması bakımından da Ayşe Kulin'in ne menem bir yazar ve romancı olduğuda, kaydedilmesi gereken başka bir özelliktir.

Zaten bakın, Ayşe Kulin röportajın devamında neler diyor: 'Türkler ne yapsın… Onları memnun edecek şey; buyurun, şu illeri size hediye ediyoruz, alın ayrı bir devlet kurun demek mi… Bunu Türkiye şu anda yapamaz. Bugün Kürtler bunu istiyorlarsa kan dökülür. Kan dökülüyor zaten…'

 

Işte yoruma bile gerek olmayan, açık seçik tehdit ve öfke dolu satırlar! Ayşe Kulin'e göre Türkler'in yapacağı fazla birşey yok, Kürtler, akıllarını başlarına toplamazlarsa oluk oluk akacak.

 

Kürt halkına ilişkin başka bir tesbiti de şöyle: 'Bunlara pek güvenim kalmadı. Her durumda kendilerini haklı görüyorlar. Uzlaşma kültürleri hiç yok. Bizim de var sayılmaz. Uzlaşma iki tarafın da bazı fedakarlıklar yapmasıyla olur.'

 

Ayşe Kulin'in, Kürtler'e artık güveni kalmamışmış! Çünkü, Kürtler her durumda kendilerini haklı görüyorlarmış. Peki, kim nerde ve ne zaman Kürtler, her durumda haklı, bunu Ayşe Kulin nerden çıkarıyor? Orası belli değil! Ama, Kürt halkının haklı olduğu pek çok konu ve talepleri var, eğer kastedilen, Kürt halkının haklı ve meşru talepleri ise evet, ileri sürülen bu talepler konusunda, Kürt halkı, her durum ve her mekanda haklıdır! Eğer bu haklı ve meşru talepler konusunda, bir uzlaşmadan söz ediliyorsa, doğrudur, Kürt halkının, bu haklı ve meşru talepleri konusunda, uzlaşma kültürü yoktur ve olmamalıdır!

 

' Burayı böyle bırakmak çok acı veriyor. Bunda Kürtlerin de çok büyük suçu var, çünkü aşiret sistemini yıkamıyorlar, törelerinden vazgeçemiyorlar. Bu toprakların insanı kadınına, kızına çok kötü davranıyor.'

 

Töreler ve aşiret ilişkileri, hiç bir toplumda statik değildir. Bunlar, sosyo ekonomik ve politik gelişmeler doğrulusunda, zamanla değişikliğe uğrarlar! Tabii ki, Kürt toplumuda bu gelişmelerden payını almaktadır. Bu tarihsel bir değişim ve gelişmedir. Ama Kürt toplumunda, aşiret ilişkilerini ayakta tutan ve hatta zaman zaman bu ilişkilere dayanarak, Kürt halkını denetim altına alan Türk egemenlik sistemidir. Türk siyasi partileri, Kürdistanda, mutlaka ve mutlaka bir aşirete veya yörede güçlü bir feodal toprak ağasına dayanmak zorunda görmüştür kendini. Ayşe Kulin, deyim tam yerinde ise tek tek ağaçlardan ormanı görmüyor, devletin ve Türk siyasi partilerinin yıllardan beri bölgemizde güttüğü politikayı gözden geçireceğine ve bu politikayı sorgulayacağına, Kürt halkını suçlamayı marifet biliyor!

 

Zaten, sırf bu nedenlerle ve bakış açısı ile, polise taş attığı gerekçesi ile hapise atılan Kürt çocuklari için bakın ne diyor: 'Her atılan iyi adıma karşı bir kötü cevapları var. 1 Mayıs'a bakın, ben artık onlara Kürt demiyorum, anarşist çocuklar diyorum, her tarafı kızgınlıkla tahrip ettiler. Ne geçti ellerine, niçin yaptılar…'

 

Ayşe Kulin'le yapılan bu röportajın neresine el atarsan elinde kalır. Sırça köşkte roman yazmanın dezavantajları bunlar olmalı diye düşünmek istiyor insan! Eğer tabii ki, gözleri kin ve nefret bürümemişse insanın. Veya ülkesinin gerçeklerinden bu denli kopuk ve yabancılaşmamışsa, bu kadar basit ve yüzeysel yargılara, insan nasıl varır, merak konusudur!

 

Son olarak Ayşe Kulin: '…..Bazı Kürt yazarların kitaplarını okuduğumda dehşete kapıldım…' diyor! Hangi yazarların hangi kitabını okuduğunu belirtmiyor, ama dehşete kapılacak ne var, hangi Kürt yazar, Türk halkına düşmanlığı ve nefreti pompalamış, hangi gerçekleri tersyüz etmiş, bir örnek bile gösterilemez. Ama hergün gerek tv'larda, gereksede yazılı basında, Kürt düşmanlığı bol bol yapılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Ayşe Kulin ne tv. seyrediyor ne de günlük basını izliyordur. Şayet bunları yapmış olsaydı, Kürt halkına yapılan saldırı ve düşmanlık karşısında asıl dehşete kapılırdı.

 

Ama kısacası, ben kendi payıma, Ayşe Kulin'le yapılan bu röportajdan sonra, Ayşe Kulin'in Kürt halkı konusunda bu derce cahil olması karşısında, epey dehşete kapıldığımı belirtmeden geçeyeceğim!

21 Mayıs 2009

 

 

 

 

 

Kürt halkı, kurucu unsur mudur ?

Kürdistan, Ermenistana komşu oldu!

Li welêt bûma, min ê dengê xwe bida kê!

Empati!

Gecikmiş ulusal değerlerin yükselişi ve 'ötekiler!'

”Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak”

TRT' de, Kürtçe alt yazı istiyorum!

Rêber û Şehîdê Kurdistanê: Necmettin Buyukkaya

Maksadını aşmadın mı?

TRT 6 Kürtçe yayına başlarken!

Makul olmayan Kürtler'e öneriler!

'Sağlıklı olmayan bir tartışma

Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı üzerine gözlemler

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!