Arşi

 
Kürt halkı, kurucu unsur mudur ?

1999 depreminden sonra, ABD Baskanı Bill Clinton Türkiye'yi ziyaret etmişti. O'da halefi gibi parlamentoda bir konuşma yapmıştı. Bill Clinton'un konuşması, parlamentoda dakikalarca ayakta alkışlanmıştı. Hala da merak ediyorum, o zaman ki parlamenterler, bu konuşmanın içeriğini sahiden anlayarak mı, Bill Clınton'u ayakta alkışlamayı yeğlemiştlerdi! Bill Clinton da, Baracak Obama gibi parlamenterleri ve Türkiye'yi cezb eden bir konuşma yapmıştı. Ama konuşmasının bir yerinde, hala bugün gibi hatırlıyorum, aklımda kaldığı kadarı ile şöyleydi: ‘İnsanların doğuştan sahip olduğu haklara saygı gösterilmesi gerektiğini' belirterek, bu hususu özellikle vurgulamış ve böyleliklede hem Türkiye'ye hem de, dünya kamuoyuna, endirek bir yoldan, Kürt halkının haklarına, diline ve kültürüne saygı gösterilmesi gerektiğini anlatmak istemişti.

 

1999 yılı parlamento bileşimi ve siyasi partileri hatırlanırsa, o parti ve o partilere bağlı palamenterlerin, Kürt halkının doğuştan gelen haklarına saygı göstermedikleri ortada iken, bu parlamenterler ve siyasi partiler, ABD Başkanı Bill Clınton'un konuşmasını büyük bir riyakarlıkla ayakta alkışlamayı sürdürmüşlerdi. Bu tabaloyu, sanırım pek çok kimse, şaşkınlıkla tv ekranlarında izlemişti!

 

Barack Obama, 7 Nisan 2009'da parlamentoda 25 dakikaya yakın konuşmasında, pek çok kimsenin de belirttiği gibi adeta, Türkiye yol haritasını çizdi, çözülmesi ve atılması gereken adımlar konusunda daha cesaretli olmaya ve geçmişi ile Türkiye'yi yüzleşmeye davet etti. Barack Obama'nın konuşmasının çok iyi ve özenle hazırlanmış olduğu konusunda nerdeyse herkes hemfikirdi!

 

Ama yapılan yorum ve analizlerden sonar anlaşıldı ki; İstanbulda öğrencilerle yaptığı konuşmada, Kürtler için ‘Kürt azınlığı' terimini kullanması da, pek çok kimseyi memnun etmemiş, bu memnuniyetsizliği, gazete köşe yazarlarının makalelerinde gözlemek mümkün.

 

Bu konuda, Sabah gazetesindeki köşesinde, 8 Nisan da, Erdal Şafak ve Milliyette ise Mehmet Ali Birand iki ayrı yazı ile bu tartışmaya katılarak, Kürtleri, Obama'nın azınlık tanımına karşı tavır almalarını önererek, bir tartışma başlattılar. Ben, bu iki gazeteciye atıfta bulunuyorum ama, sanırım bu düşünceyi paylaşan epey gazeteci, yazar ve çizer vardır, Türkiye'de. Gerçi bu iki gazetecinin itirazları farklı bakış açılarından olsa da, sonuç itibari ile aynı noktada buluşuyorlardı. Erdal Şafak'a gore, Barack Obama'nın, bu yeni azınlıklar tarifi Lozan anlaşmasının delinmesi anlamına gelecekti, oysa Lozan anlaşmasına göre, sadece Türkiye'deki gayri müslimler, bu anlaşmanın kapsamına girer ve azınlık olarak Kabul edilmişlerdi.

 

Böylelikle de Kürtler için azınlık kavramını kullanmak hem Lozan anlaşmasını delmek anlamına gelecek hem de yeni bir azınlık grubu yaratılmış olabilecekti! Bilindği gibi Lozan anlaşmasına göre gayri müslim Yahudi, Ermeni ve Yunanlılar azınlık kabul ediliyordu.

 

Eğer Lozan anlaşması gereği, gayri müslim halklar azınlık kabul edildiyse, o zaman sormak gerkmez mi, Asuri/Süryani halkı neden bu haktan yararlanmadı? Bu halk topluluğu da bilindiği üzere müslüman bir halk topluluğu değildir!

 

Hele sayıları ve nüfusu bugüne oranla, epey fazla olan Yezidi Kürtler, müslüman olmadıkları için bu haktan yararlanmaları gerekmez miydi? Madem ki, kıstas gayri müslim olmak ise bu iki kesimde müslüman değildir! Erdal Şafak Barack Obama'nın tanımının yaratacağı tehlikelerin yine Kürtler tarafından bertaraf edileceğini ileri sürerek yazısını şöyle bağlamış:

‘Ancak hiç kuşkusuz Obama'nın bu tanımını öncelikle Kürt yurttaşlarımız reddedecekler. AB Komisyonu da 2004 yılındaki Türkiye İlerleme Raporu'nda Kürtler'i azınlık olarak gösterince, ilk tepki onlardan gelmişti: "Kürtler azınlık değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu asli unsurudur." (Leyla Zana'nın 14 Ekim 2004'te Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşma.)'

 

Bu kısa alıntıda bir çarpıtmanın olduğu aşikar değil midir? Leyla Zana, Kürt halkının azınlık değil, Kürt halkı olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu asli unsure olduğunu iddia etmiş, Bu itiraz çok farklı birşeydir ve anlaşılır bir itirazdır. Zira azınlık olmak, Türkiyede yaşayan ve sayıca nüfusu çok az olan ve Lozan anlaşması gereği azınlık statüsü kazanmış, halklarla aynı konumda değerlendirmek olacak ki, anlaşıldığı kadarı ile Leyla Zana o vakitler bu nedenlerle o tanıma itiraz etmiş!

 

Anlaşıldığı kadarı ile Erdal Şafak'ta, Leyla Zana'nın kullandığı, Kürtler, Türkiye Cumhuriyetinin asli kurucu unsurudur, belirlemesinden bir şikayeti yoktur. Zaten meselede budur, eğer Kürt halkı, Türkiye Cumhuriyeti'nin asli kurucu unsuru olarak kabul görseydi ve bu durum, bir şekilde resmi statüye kavuşmuş olsa idi, sorun, sorun olmaktan çıkmış olacaktı! Yani elbetteki, Kürt halkı azınlık değildir ve Kürtler'de, bu sorunu, azınlık sorunu olarak ileri sürmemişlerdir ve bu çerçevede bir çözümden yana olmamışlardır.

 

Ayrıca, DTP lideri Ahmet Türk'ün, ABD Başkanı Obama'ya sunduğu, “Kürt Sorunu ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda, basına yansıyan kadarı ile, yer alan ana talepler şöyle:

 

* Kürtlerin temel hak ve özgürlükleri Anayasal güvenceye kavuşturulmalı.

 

* Türkiye'nin üniter yapısına saygı gösterilmek koşuluyla, yerel ve bölgesel özerk yapıların önü açılmalı.

 

* Resmi dil ve bayrak bütün Türkiye için geçerli olmakla birlikte her bölgenin kendine özel sembolleri ve renklerine izin verilmeli.

 

* PKK'ya yönelik bir af çıkarılmalı ve dağdan inenlere cezai takibata uğramadan siyaset yolu açılmalı.

 

* ABD, Türkiye'nin Kürt sorunu barışçıl yöntemlerle çözüme ulaştırması yolunda telkinde bulunmalıdır.

 

* Demokratik Özerklik Projesi kapsamında Türkiye 20-25 bölgeye ayrılmalı. Her bölge kendi ismi ile adlandırılarak yeni bir yönetim biçimi oluşturulmalı.

 

* Kürt sorunun siyasi yöntemlerle çözümü tüm Ortadoğu sorunun çözümünde domino etkisi yapacaktır.

 

Erdal Şafak'ın beklediği ve umud ettiği gibi, Kürtler'den bu sıralanan talepler paketine, itirazlar henüz gelmedi, demek ki bu konuda da, Kürt halkı, Erdal Şafak'ın beklentilerini yerine getirmeyerek, onu yanılttı. Demek ki, Kürt halkıda düşe kalka öğreniyor!

 

Mehmet Ali Birand da 9 Nisan 2009, tarihli köşe yazısında şöyle diyordu:

'Asıl tepki göstermesi gerekenler Kürtler iken, acaba neden bizler gürültü çıkarıyoruz?


Bundan önce de Kürtlere azınlık denmiş ve asıl tepki yine Kürtlerden gelmişti.


“Biz Türkiye Cumhuriyetinin kurucu vatandaşlarıyız. Her konuda eşit hakkımız var. Neden azınlık olalım?'demişlerdi.

 

Doğrusu bu ya, haklılar. Azınlık haklarıyla yetinmek yerine, eşit haklara sahip olmak daha doğru değil mi? İşte bu açıdan muhalefetin Obamatepkisini pek anlayamadım'.

 

Sapla samanı, birbirene karıştırma döneminin bittiğinin farkında olmadan, saçmalamak buna denmez mi? Öncelikle, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu vatandaşları olma ile, azınlık hakları ile yetinmekte neyin nesidir? Anlaşılıyor ki, bunlar azınlık statüsüne sahip vatandaşları, eşit vatandaş olarak görmüyorlar! Mehmet Ali Birand ve onun zihniyetindeki kişilerin, farkında olmadan itiraf ettikleri, başka bir gerçek bu! Anlaşılıyor ki, Yunanlı, Yahudi veya Ermeni azınlık, Türklerle eşit haklara sahip değiller!

 

Öte yandan Kürtler, Türkiye cumhuriyeti'nin kurucu eşit vatandaşları olmayalım, demiyorlar! Kürtler, anayasa ve yasalarla, statüsü belirlenmiş, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu öğesi olmak istiyorlar! Yani Türk etnitesinin, sahip olduğu aynı, eşit kurucu, haklarına, sahip olmak istiyorlar, mesele bu kadar açık ve basittir!


18 Nisan 2009

 

Kürdistan, Ermenistana komşu oldu!

Li welêt bûma, min ê dengê xwe bida kê!

Empati!

Gecikmiş ulusal değerlerin yükselişi ve 'ötekiler!'

”Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak”

TRT' de, Kürtçe alt yazı istiyorum!

Rêber û Şehîdê Kurdistanê: Necmettin Buyukkaya

Maksadını aşmadın mı?

TRT 6 Kürtçe yayına başlarken!

Makul olmayan Kürtler'e öneriler!

'Sağlıklı olmayan bir tartışma

Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı üzerine gözlemler

Kürt Halkı'nın Talebi Nedir?

Diyaloğun bir ayağı sakat kaldı!

Timsahın gözyaşları!

Qisadan Hisse!

Irak ve Irak Kürdistan'ı ciddi gelişmelere gebedir!

Arkadaşım, Kardeşim, Ağabeyim: Ibrahim Güçlü!

Medeniyetler İttifakı mı, Yoksa Egemenler İttifakı mı?

'Molla Mehmet Karayılan Kürt idi, Ben de Kürt'üm!'

Katıksız bir yurtsever: Ferit Uzun

Bu terör havası, pogrom provasıdır!

Bir direnişçinin, devrimcinin anısına
geçikmis bir yazı!

DTP, ”Hak ve Özgürlükler Hareketidir !”

Diyarbakır'ın yurtsever halkına görevdüşmektedir!


Resmi söylemle düşman ilan edilmek!

Bunları ‘söyleten'e karşı, bir operasyon şart oldu!

Vicdan muhasebesi! 

Sapla samani birbirine karıştıran Dilek Yaraş'a yanıt (1)

Apo'ya Sığınarak, Demir Küçükaydın'dan Şikayetçi Olmak!

Hem nalına hem mıhına vuran aydınlar!

 

 

Hitler'i ve kavgam kitab'ini kim neden referans olarak gösteriyor

Yürekli bir hukukçu aranıyor!
Terbiyesiz Bir Herif Daha!
Irak Kürdistan’ındaki Kürtler, Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerin nesi olur?
Yeniceoba Belediyespor!
Şayet Taha Akyol Kürt olsaydı, böyle mi düşünürdü?
ABD”nin Irak Müdahalesi ve olası gelişmeler
Kürt halkı provake, Türk halkı da manipule edilmek istenmektedir!
Kendiliğinden halk olmaktan...!
Kürt Yurtseverlerin ‘terörist’ kategorisinde anılmasına sessiz kalmayın!
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış!’
Ince elenip sık dokunmayan bir deklerasyon üzerine!
Siyasal yönden farklı legal partilere gereksinim var
Coğrafyamızın koşullarını yadsımadan, yapılanmak!
Türkiye'nin AB sürecine, muhatap olamayan Kürtler!
Referandum şiarını ortak paydaya dönüştürelim
Nami diğer Halit Sinan'ın portresınden kesitler!  
Danışıklı döğüş
Geçmişin tekrarı olacaksa......!