S.Roni Toska

Gündemimiz..

 

Türkiye ve Kurdistanda gündem o kadar hızlı ve hergün yeni gelişmelerle değişiyorki, insan zaman, zaman gündemi yakalamakta adeta zorlanıyor.

 

Başını Deniz Baykalın, kızıl Elmacı Faşistlerin ve topal Perinçekin çektiği: derin devlet destekli faşistler Kürd düşmanlığını körükleyerek ülkemizin özgür parçasını hedef göstermeye devam etmektedirler. İlginçtir; bu konuda Kürd tarafında hiç bir tepki yoktur…Tepkiler sadece yazılan bir bildiri veya bir yazıyla sınırlı kalmaktadır….

 

Güney Kurdistanla ilgili ne Türkiyede ki kamuoyunu nede Avrupadaki kamuoyunu duyarlı kılmak için,yapılan bir girişim ya yok, yada yapılanlar, çok cılız kalmaktadır. Türkiyedeki kürd düşmanlığı Genel Kurmay başkanının Kürdleri hedef gösteren açıklamasıyla da yeni bir nitelik kazanmistir.

 

Özellikle bu açıklamadan sonra zorunlu göç nedeniyle batıya yerleşen Kürdlere saldırılar daha da yoğunlaşmıstır.Küçük yerleşim birimlerinde Kürdler saldırıya uğramakta ve bulundukları yeri terk etmeleri istenmektedir.

 

Diyarbakir-Sur belediye başkanı ırkçı bir kararla görevinden alınmıştır. Yurtsever kürd basını ve Sol basin üzerinde baskilar alabildiğine yoğunlasmaktadır. En son ROJA KURD yöneticileri ve yazarları hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açılmıstır. Bazı yerlerde düğünlerde kürdçe müzik yapılmasi suç sayılmakta, insanlar gözaltına alınmakta ve Linç kültürü türk toplumunda giderek ürkütücü boyutlara ulaşmaktadır.

 

Asker cenazeleri; kürd düşmanlığı yapılan intikam yeminli miting ve yürüyüşlere çevriliyor.Yasar Büyükkanit patentli; Genelkurmay gece yarısı-bildirileri devletin gerçek sahiplerinin kim olduğunu Tayyip Erdoğan ve ekibine hatırlatılırken, aynı zamanda esas çalgıcıların kendilerı olduğunu orta dansçılarının da onların olduğunu kafalarına vura vura bır daha belirtiyordu.

 

Son günlerde yoğunlaşan çatısmaları bahane ederek, özgür Kurdistana yönelik tehditlerde devam etmektedir. Yüzbinlerce Asker sınırda saldırı için beklemede.. Sömürgeci Türk devleti ülkemizin güneydeki oluşumunu ve kazanımlarını yok etmek ve kesintiye uğratmak icin tüm olanaklarını seferber etmis durumda.Gün geçmiyorki yeni bir isgal ve saldırı planı gündeme getirilmesin,özellikle başını Hürriyet gazetesinin çektiği ırkcı basın bu konuda misyonunu yeterince yerine getirmektedir.

 

Fakat artı çok şey değişti, Kürdistan da artık düzenli bir orduya ve duruşuyla, Kurdistani çıkarlardan taviz vermeyen, kararlı Kurdistan aşığı gercek bir serokuna a sahiptir. Bilindigi gibi sömürgeci -Türk devleti içerisindeki iktidar mücadelesi erken seçimi doğurdu ve eğer bir mucize olmazsa 22 Temmuz da seçim yaptırılacak. Bu olağanüstü gelişmeler doğal olarak Kürd cephesinde de bir hareketliliğe yol acti. Erken seçimin yapılacagı açıklandıktan sonra Kürd cephesinde sonucu önceden belli bir seçim işbirliği gündeme getirildi ve sonuç beklenildiği gibi olumsuzlukla sonuclandi.

 

Özellikle yillarca bugünkü DTP nin yasal zeminde gayri-resmi olarak temsil ettiği siyasi çizgiyi eleştiren (bence hakli olarak)bazi çevreler, bu işbirliği olasılığından hareket ederek hemen kolları sıvadılar,fakat dediğim gibi sonuç bildiğimiz gibi olumsuzlukla sonuçlandı. Şu anda herşey seçimlere odaklanmış gibi.Yeniden seçilip Ankaraya miletvekili olarak gitme umudu iştahları kabartmiş hem Kürd cephesinde hemde Türk cephesinde bilinen yüzlerin büyük bir kısmı yeniden seçilmek için sahneye çıkmışlardır.

 

Eleştirilerimiz burada tabiiki kürd cephesine ve dolayli olarak DTP ye..Aday gösterilen tüm adaylarin itinalı bir elemeyle imrali ve Kandil barajını gectikleri aşikardır.Bu sürecte DTP adayları ve adaylığı düşünülen kimi şahısların zaman zaman yaptiği açıklamalar sürece damgasını vurmaya devam etmektedir. Önce Orhan Doğan (Bu yazi hazırlanırken Orhan Doğanın Doğu-Bayazid da kalp krizi geçirdiği haberi ulaştı) yaptığı acıklamalarla gündemde yerini aldi,sonra da, bir yere mesaj verir gibi Ahmet Türk durup dururken teyzesinin isminin Türkiye olduğunu söyledi..

 

Ve Aysel Tuğluk…

Tuğlukun açıklamaları sürece damgasını vurdu..Tuğluk sömürgeci-Burjuva parti temsilcilerinden daha keskin bir ifadeyle resmi söylemlere sahip çıkıp kendisini bulunduğu yere atayanın da her görüşmede karşı çıktığı Ulusal devlet ve özgür Kürdistan karşıtlığını dile getiriyordu. Açıklamalarında sevr travmasına değinen Tuğluk her redense kendilerinde baş gösteren Kurdistan Travmasını es geçiyordu. Bu açıklamalar Kürd yurtsever ve aydın çevreleri tarafindan haklı olarak sertçe eleştirildi.Olayin en dramatik yönüde Tuğluk un Diyarbakıra hakaret ve küfür edilip, Diyarbakirdan birinci sıradan Miletvekili adayı olarak gösterilmesi….Ve bir mucize gerçekleşmese de milletvekili seçilecektir ve Amedi temsilen Ankaraya gidecektir..

 

Kurdistan tarihi halki icin canini veren kahramanlarla doluyken; Tuğluk ve sahibi; azılı Kürd düşmanı Atatürk ü kahramanlıklarıyla yere göğe sığdıramamakta,nice kahraman Pesmerge ve Gerillanın kemiklerini sızlatmaktadır.Tuğluk ortaya çıktığından beri izliyorum,ben bu bayanın kendisini gülerken gösteren bir resmine daha rastlamadım!Yüzü sürekli asık ve gergin bir halde.. Görüntü bu bayanin kişilik sorunları olduğunu gösteriyor ve kuvetli bir ihtimalle kişiliğiyle de barışık değil. Bu tür kişilikler kendilerini kabul ettirmek ve kanıtlamak icin yapmayacakları şey ve vermeyecekleri bir taviz yoktur. Tuğluk un Diyarbakır adaylığı ile ilgili en çarpıcı yazıyıda kek Murad Ciwan NETKURD daki yazısında dile getirdi.

 

Nedense PKK ye yakınlığı ve keskinlikleriyle tanınan yazarlar takımı bu açıklamalara sesiz kalıp adeta üç maymunları oynadılar!!.Bazıları da ya keşke bu talihsiz açıklama olmasaydı gibisinden görüş belirttiler. Ama ben yinede Tuğluk a haksızlık ediyoruz diye düşünüyorum,Tuğluk un açıklamalarından daha fazla Ankara kokan açıklamalar, Imrali süreci başladıgından beri zaten dile getiriliyordu. Ama Kurdistan halkı Tuğluku ve onun gibilerini afetmeyecektir ve onların bir yerlere yaranmak için verdikleri bu açıklamalarda kurtarmayacaktır.

 

Olayın en acıklı yanı bu tür kişiliklerin Kürdleri temsilen hareket etmeleri ve azımsanmayacak derecede destek bulmalarıdır. Ankaraya gidebilmek için herşeyi yapmaya hazır bu öncü ve Ankaralı Kürdlerin unutmamaları gereken bir şey var, Ankara hiç bir zaman Kürdün sorununa çözüm yeri olmadı ve bundan sonra da olmayacaktır, Kürdün sorunun çözüm yeri KURDİSTANDIR ve bunu da ancak SEYH SAİDLERİN, SEYİD RIZOLARIN, MUSTAFA BARZANİLERİN VE GAZİ MUHAMMEDLERİN gurur duyacakları, gerçek Kurdistani duruşa sahip olan Kurdistan kürdleri çözecektir.

 

25.06.2007