Tevger Çekdar

rewiyekal@gmail.com

Teslimiyet ve tahribat     

Son dönemde çok sakat ve yanlış bir ideolojik çarpıtma ile karşı karşıyayız yine. Kürtleri üniter yapı içine hapsetmeye, suni sınırları meşru göstermeye başlayanlar her gün yeni bir çarpıtma ile karşımıza çıkmaktalar. Ezilen ulus milliyetçiliğini faşizm ile eş değer gören saçma bir önerme empoze ediliyor bazı kanallardan.

 

Bunu yapanlar bilerek bu tahribatı yapıyorlar. Amaçları belli. Kendilerinin acizliğini ve geldikleri teslimiyetçi konumlarına ideolojik kılıf uyduruyorlar. Kürtlerin önceliği ulusal demokratik haklarıdır, derin ve manüple edici başka tahlil gerektirmeyecek kadar da açıktır. Herkesi “ ahmak “ sanıyorlar  galiba ! Kürtlük ve Kürdistan için kendilerinin geldiği nokta çok hazin, bu bir bitişin tükenmişliğin,  habercisidir. Ama biterken teslim olurken bari bu tahribatı yapmayın, dürüst davranın.

 

Madem bu noktaya geri gelecektiniz, bu davayı taşıyabilecek gücünüz, vizyonunuz, misyonunuz yoktu da neden bu kadar insanı perişan ettiniz ? Neden Kürdistan sevdalısı bu yürekleri yaktınız? Neden ekonomik sefaletin kucağına attınız ?  Neden yerlerinden yurtlarından olmalarına sebep oldunuz ? Neden canı gönülden Kürdistan davasına bağlı bir çok aydın ve yurtseveri “şu cu-bu cu” diyerek saf dışı bıraktınız ? Tüm bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de Kürdistan'da, insanlara bir dayatmada bulunuyorsunuz: “ Ya bizim sunduğumuz her şeye kayıtsız evet diyeceksiniz, ya da sizi ihanetçi olarak hedefe oturturuz “ Bunu da “ barış” için süsleyerek sunmaya çalışıyorsunuz. Ne barışı kim için, kiminle ve ne için barış? Bu “barış” Kürt halkına ne getirecek ?  Yetersizliğinizi ve tükenmekte olduğunuzu bu tür angajmanlarla süslemeyin ! Dürüst olun, tahribatlar yaratmadan “ bizden bu kadar “ deyin korkmadan. Böyle devam ederseniz despotluk ve şiddetten başka bırakabileceğiniz bir mirasınız da olmayacaktır ne yazık ki!

 

Bir ulusun özgürlük mücadelesi öyle gençlik heyecanlarıyla taşınacak kadar basit bir mesele değil. Yüz yıldır bu meseleyi şu veya bu şekilde omuzlamış her koşulda sahiplenmiş bedel ödemiş kesimleri karalamak çok kolaydı değil mi ? Demek ki bu öyle sandığınız kadar kolay bir iş değilmiş ve herkesin taşıyabileceği bir yük de değilmiş. Bağımsız birleşik Kürdistan tezinden bu noktaya gelmek elbette ki sorgulanacak, eleştirilecek bundan gocunmayın.

 

Çıkış noktanızda “ulusalcı” idiniz, şimdi geldiğiniz nokta Stalinist despotik klasik “sol” bir yapı. Kürtlerden, Kemalizme buyun eğmeyi istemeye hakkınız yok.

 

Kürt halkı tam özgürleşinceye kadar temel stratejisinden vazgeçmeyecek ve pazarlık konusu yapmayacaktır. Sömürgeci işgalcilerin dayatmalarına karşı mücadelesine devam edecektir her koşulda. Sizin subjektif görüşleriniz gerçek Kürt yurtseverlerini, kutsal davalarından soğutamayacaktır; bunu da bilin.

 

Kişilerin, grupların, örgütlerin asıl davanın önüne geçtiği yerde zaten doğru bir sonuç beklenmemeli. Kürtlük adına yola çıkıp sonunda Kürtlüğe ve Kürde zarar verir bir konuma gelmiş olmak çok acı bir durum! Kürt cephesini baskı altına alıp şiddet ve tehdit ile yeni içsel çatışmalara zemin hazırlamak doğru bir yöntem değildir. İdeolojik ayrışmalar gayet doğaldır, herkes her şeyi sizinle aynı düşünmek zorunda da değildir. Demokrat tutum  tahammül gerektirir. Kürt halkının halis duygularını ve desteğini başka amaçlar için suistimal etmek onarılmaz yaralar açar. Bunu yapanları bu halk affetmez, onuru için sahiplendiyse şimdi de silip atmayı bilir, herkes yeniden düşünmeli ve dürüst davranmalı.

 

21.07.09