Servan Aba
Devrimci Demokrat Hareketin Hazırlamış Olduğu "Örgütsel Sorunlar ve Gelişim Perspektifi" Konferansa Bir Çözüm Önerisi

Modern anlamda ulus devlet fikirlerinin ortaya çıktığı dönemden, günümüze kadar ortadoğunun en eski yerleşik ve geniş bir nüfusa sahip halkı olarak halen

özgürlüğümüzden mahrumuz.

 

Yüzyılı aşkın bir süredir çeşitli biçimlerde ve kesintisiz olarak devam eden, özü

ulusal kurtuluş talebi içeren mücadeleyi halkımız sürdürmektedir.

 

Bu gün gelinen aşama itibarıyla, Kürt ve Kürdistan sorununu bu kadar karmaşık hale getiren ulusal ve uluslararası güçler,sorunun yakıcılığı karşısında artık sessiz olamamakta ve her biri kendi hesap ve çıkarları doğrultusunda bir çözüm arayışına yönelmiş bulunmaktadır.bu anlamda da sorunumuz uluslar arası bir sorun olarak herkesin kapısını çalmış bulunmaktadır.

Kuzey Kürdistanda nüfusu 20 milyon civarında yaşadığı tahmin edilen halkımız halen en temel haklarından dahi mahrum bir şekilde hak ve özgürlük mücadelesine devam ederken sorumun birinci muhatabı olan T.C devleti ise halkımızın varlığı ve temel hakları karşısında artık kronikleşmiş olan ırkçı baskıcı , yıkıcı yapısını korumaktadır. Türkiye'nin son yıllardaki çeşitli demokratik açılımları Türk halkı açısından sevindiricidir ancak açılımlar da sözkonusu Kürtlerin millet- ulus olmaktan kaynaklı hakları olduğunda inkarcı ve imhacı bir tarzda çeşitli uygulamalara yönelmektedir.

 

Her şeye rağmen kürt ve Kürdistan sorunu tüm Türkiye'yi sarıp sarmalamış

durumdadır.çözümsüzlük üzerine kurulu politikalar giderek

tıkanmaktadır.yeni politikalara hem Kürt hem de Türk toplumu ihtiyaç

hissetmektedir.

Halkımız çok uzun yıllardır, büyük acı ve bedeller ödeyerek hak ve özgürlüğüne

ilişkin gerçek ve meşru taleplerini ve bu anlamdaki örgütlenmelerini daha çok

illegal örgütlenmeler biçiminde dile getirmek ve örgütlenmelerini sürdürmek zorunda kalmıştır.

Bu gün Bilim ve teknolojinin eriştiği düzey, tüm dünyada İnsan hak ve

özgürlüklerinin kazandığı önem, Türkiye'deki demokratik açılımlarda gelinen

aşama, ve en önemlisi milyonlarca Kürdün talepleri konusundaki açık duruşları artık halkımızın kendi gerçek taleplerini açıklıkla dillendirmeleri olağan bir hal

almıştır.Bu toplantımızda bunun bir göstergesidir. Dolayısıyla bizlerin bizlere reva görülen politikalara karşı çok açık bir demokratik tavır almamız gerekmektedir.

Kürt ve Kürdistan sorunun çözümünde açık-legal örgütlenmek böylesi bir

dönemde, gerçek ve kalıcı çözüm biçimlerinin ortaya çıkması açısından da

son derece önemlidir.

 

Ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelemizde yer alan legal ve illegal siyasal

organizasyonları bir bütün değerlendirdiğimizde bir yandan taleplerinin ne olduğu bir türlü anlaşılamayan ve milyonlarca kitle tabanı olan bir komplex organizasyon diğer yandan kitle tabanı olmayan ancak önemli oranda siyasal kadrolarla sınırlı kalmış 70 li yıllardaki illegal siyasal organizasyonların bu günkü açık devamcıları halindeki çalışma grupları ve siyasal organizasyonlardan söz etmek mümkündür.

Genel bir siyasal tablo tanımlamak gerekirse, Kürtler için ne talep ettiği belli

olmayan ve milyonları etkisi altına almış bir yapı ile T.C devletinin çözümsüzlük

üzerine kurulu uygulamaları ve yaptırımları arasına sıkışmış bir milletten ve adeta tek kutuplu bir siyasal tablodan söz edilebilir.

Bir halkın mücadelesinin çok yönlü olabileceği gerçeğini göz ardı etmeden,her kesin kendi durumundan ve amaçları doğrultusunda kendi ihtiyacından hareket etmekte olduğunun bir gereği olarak biz devrimci demokratları değerlendirmek istiyorum.

1960'ların sonunda ,70'lerin başında şekillenen (yani ben doğmadan) Bu gelenek kısa bir sürede 70'lerin en kitlesel siyasal hareketine dönüşmüş,12 Eylül 80 darbesinden sonrada çeşitli adlar altında ve her geçen gün daha da daralarak dağılma, parçalanma, toparlanma, birleşme, ayrışma yeniden birleşme gibi birçok karmaşık süreçten geçmiş ve bu gün dünyanın dört bir yanına dağılmış haldeki tek tek siyasal kadrolardan söz etmekteyiz.

Ne 12 Eylülden sonraki geleneğimizin devamcısı örgütlenmeler nede şimdiki devrimci demokrat hareketimiz KİP-DDKD hareketinin 70'li yıllardaki örgütsel bütünlüğünü karşılayamadı. Bir defa bunu tespit etmemiz gerekmektedir.

1970'li Yıllar'ın çift kutuplu dünyasında, Kürdistan ulusal ve toplumsal

kurtuluş mücadelesiyle sosyalizmi amaçlayan, ideolojik ve sınıfsal bir temele

oturan anti-emperyalist ve anti-kapitalist niteliği olan, siyasal ve örgütsel

paradigmasını bu temellere oturtan bir komplex organizasyondu. Ve bu gün böyle bir temelin toplumsal ve siyasal karşılığı ya yoktur yada marjinalleşmiş

durumdadır. Bunu da böyle tespit etmemiz gerekmektedir.

Soğuk savaşın sona erdiği, dünya sistemlerinin çözülerek farklılaştığı

dünyanın ve bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, bilim ve

teknolojinin gelişiminin akıl almaz bir hızla her şeyi değiştirdiği böylesi

bir süreç sonunda bu gün, hareketimizin 70'li yıllardaki tabanı gerek

toplumsal gerekse siyasal olarak ayrıştırmış bulunmaktadır. Eski kadro ve

aktivistlerimizin önemli bir kesimi politikayı bırakırken, önemli bir kesimi

de yeni siyasal tercihlerle yeni aidiyetler edinmiş bulunmaktadır.

 

Bu konferans katılımcılarını değerlendirdiğimde, dünkü siyasal ve örgütsel

paradigmamız ağırlıkla çözüldüğü için, eski ideolojik ve siyasal anlayış ve

örgütsel birliğimizden söz edemeyiz. Artık ne emek sermaye çelişkisi eksenli

siyasal ve örgütsel strateji, ne sosyalist sistem ve onun belirleyiciliği, ne

komünizm ve enternasyonalizm, ne de anti-kapitalizm ve anti-emperyalizm bugün bir arada oluşumuzun ortak prensipleri değildirler ve dolayısıyla da bu prensip ve ilkeler ortak paydalarımız olmaktan çıkmış bulunmaktadırlar.

Devrimci Demokratlar Hareketini oluşturan bizlerin iki ortak paydası

bulunmaktadır. Ortak paydamızın ilki ulusaldır; yani Kürt ve Kürdistan davasıdır:

 

İkinci ortak paydamız ise, geçmişte birlikte siyaset yapmış olmanın verdiği

örgütsel hukuk ve siyasal yakınlığı referans alarak,bu anlamda yaşanmış yakınlık ve paylaşılmışlığı değerlendirerek ,Kürt ve Kürdistan davasının başarıya

ulaştırılması için, açık veya legal alanda, dünkü aidiyetimizi aşan yeni bir ortak

siyasal ve örgütsel aidiyet yaratma arayışı içinde olmamızdır.

Kısaca ortak noktamızın bir ulusal karekterimizdir ,ikincisi

paylaşımlarımızın yarattığı yakınlığı referans kabul ederek yeni bir

siyasal ve örgütsel yapı yaratma arzumuzdur.

Tam bu noktada 1970'li yıllardan gelen Kürt örgütlerinin durumunu

değerlendirdiğimizde hemen hepsinin gerek örgütsel-siyasal durumu gerek

kadrolarının yaşadığı süreçler biz Devrimci Demokratlar ile benzer bir

durumdadırlar ve kadrolarının arayışları da bizim gibi benzer arayışlar

içindedirler.

Çeyrek asra yakın bir süredir birbirine benzeşmiş olan bu yapılar arasında birçok girişime rağmen, eski aidiyetler aşılarak ortak yeni bir aidiyet henüz

yaratılamamıştır.bu gün pekte geçerliliği olmayan geçmiş aidiyetlerde ısrarcı olmak bir hastalık düzeyinde halen varlığını sürdürmektedir ve artık bu aşılmalıdır.

Türk Devleti ile PKK arasında uzun yıllardır devam eden silahlı çatışma bu gün

tüm toplumu, sorunun çözümü noktasında çözümsüzlük kıskacına almıştır.Her Kürt yurtseverinin bu tehlikeli durumu ve gidişi görmesi ve bu gidişe bir çözüm

sunabilmesi gerekmektedir.

Bir diğer anlamıyla Kürdistan halkı,hem Kürt siyasetinin demokratikleşmesi

açısından ve hem de milyonlarca kürdün taleplerini belirsizleştiren anlayışı

giderek doğru bir zemine çekmeyi sağlayacak yeni ikinci bir siyasal ve örgütsel

aidiyetle geleceği karşılamak durumundadırlar.

 

Bu anlamda da güçlü ve birleşik açık bir hareket yaratmak günümüzün en önemli ve acil sorunu olarak Kürt halkının önünde durmaktadır. Böylesi bir görev, tek tek hiçbir eski aidiyetin mevcut kısıtlı imkan ve potansiyeli ile yerine getirebileceği bir görev değildir.

 

Mevcut siyasal ve toplumsal koşullarda öne çıkan ortak ulusal paydalar göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir siyasal aidiyetin bu görevi kendi başına başaracağını düşünmesi ve bu doğrultuda refleks ortaya koyması, kaldıramayacağı yükün altına girmekle eş anlamlıdır.bu stratejik öneme sahip göreve böyle bakmak, yeni bir siyasal güç odağı yaratmaya niyetli olmamakla eş anlamlıdır.

 

Hiçbir siyasal grubun kısıtlı imkan ve kadrolarıyla böylesi bir görevi tek başına

başarılamayacağını üç yıla yakın bir süredir yürüttüğümüz çalışmalar bir kez daha bize gösterdi. O halde ne yapmalı ve biz devrimci demokratlar ne yapmalıyız.

 

Şimdi konferansımıza bir model ve bu modeli gerçekleştirebileceğimiz bir proje

sunmaya çalışacağım.

 

Bu model bu salonda bulunanların hiç birisinin yabancısı olmadığı bir modeldir.bu gelenekten gelen çeşitli kadrolarında yer aldığı, benim de sempatizanı olduğum, geçmişte illegal olarak kısa bir süreliğine faaliyet sürdürmüş ve daha sonra faaliyetleri sonlanmış bir siyasal organizasyondan söz edeceğim. Kısa adı YEKBUN olan Kürdistan Birleşik Halk Partisi'nin kuruluş felsefesinde ifadesini bulan temelleri bu gün açık bir siyasal ve örgütsel organizasyona dönüştürmemiz bizler açısından en gerçekçi modeldir.Yekbun'un kuruluş dönemindeki siyasal konjonktür ve Yekbunu oluşturan siyasal kadroların durumu her ne kadar o şartlarda bu siyasal partinin varlığını sürdürebilmesine imkan bu günkü konjonktür ve farklı siyasal gelenekten gelen kadroların içinde bulunduğu durum değerlendirildiğinde her bir siyasal kadronun ve siyasal grubun kendisini likide edebileceği birleşik bir kongre toplamak ve bu birleşik kongreden açık –legal bir siyasal partileşmeyi hedefleyecek örgütsel siyasal yeni bir aidiyet yaratarak yolumuza devam edebiliriz.

 

Burada kastetmeye çalıştığım birleşik yapı geçmişte Yekbunu oluşturan bileşkeler değil, yukarıda anlatmaya çalıştığım bu günkü ortak paydalarımızla örtüşen, geçmiş siyasal geleneğinin ne olduğuna bakılmaksızın yurtsever tüm siyasal kadroların bir araya getirilebileceği birleşik bir kongredir.

Böylesi bir kongreyi toplayabilme yeteneğine en uygun siyasal gelenek biz Derimci Demokratlar geleneğidir.

 

Kısacası tarih boyunca Kürt halkının özgürlük mücadelesine katkı sunan her çabayı her değeri ve her kazanımı kendi değeri ve kazanımı olarak görebilen bir anlayışla açık-legal birleşik bir kongre toplanmalı ve giderek birleşik bir parti

hedeflenmelidir.

 

Bu günkü devrimci demokratlar harekatının deklerasyonu daha da geliştirilerek

böylesi birleşik bir parti için program taslak önerisi olarak değerlendirilebilinir.

Konferansımız böylesi bir model ve projeyi benimsemesi halinde bu model ve projenin teknik planlamasını ve yapılacak planlamanın hayata geçirilmesini sağlayacak yetkin bir komisyonu da oluşturmalıdır.

16.05.2009