Ruşen Arslan

Baskın Oran'ın Adaylığı Üzerine
Siyasi Kariyerin Yolu: Öcalan'ın Avukatlığı

 

Radyo ve televizyonların haber bültenlerinin sonunda hava durumu ve piyasalarla ilgili bilgi verilir. Piyasa ile ilgili bilgi verilirken, o gün için neyin daha çok pirim yaptığından söz edilir. Pirim yapma hayatın çoğu alanında geçerlidir. Son yıllarda Kürtlerde siyasi kariyer için en çok pirim yapan şeyin, Öcalan'ın avukatlığı olduğuna bilmem dikkat ettiniz mi?

 

Öcalan'ın avukatlığı, daha mesleğinin ilk basamağında olan genç arkadaşlarımızın tanınmasını, siyasi yaşamda belirli yerler edinmesini; örneğin belediye başkanı, parti eş başkanı yahut milletvekili adayı olmasını sağlayabiliyor.

 

Benim bu tespitimi sakın mesleki yahut siyasi kariyer kıskançlığı olarak yorumlamayın! Allah, herkesin yolunu tuttuğu yolda açık eylesin! Mevcut Öcalan avukatlığı da, oradan geçen siyasi kariyer de benim formatımın dışındadır.

 

Avukatın savunmasını, savunduğu kişinin iradesine tabi kılmasını mesleki etikle bağdaştıramam. Hele mesaj avukatlığı benim işim olamazdı. Siyasi olarak her zaman omuzlarımın üstünde kendi kafamı taşımayı yeğledim. “Öcalan irademdir” şeklindeki yaklaşımlar bana yabancıdır. Onun için DTP ve selefi partilere hep mesafeli durdum.

 

Bunu niye yazdım diye merak edenlere hemen cevap vereyim: DTP'nin, İstanbul 2. bölgeden solun ortak bağımsız adayı Prof. Baskın ORAN'ı önce destekleyip, sonra Doğan ERBAŞ'ı aday olarak çıkarması üzerine yazdım.

 

Doğan Erbaş ile hiç karşılaşmadım ve adını ilk kez Öcalan'ın avukatlığı vesilesiyle duydum. Kişiliğiyle ilgili bir şey deme hakkını kendimde göremem. Ancak bildiğim bir şey varsa; Öcalan'ın avukatı olmasının sağladığı avantajla, DTP'nin onu bağımsız aday olarak çıkardığı ve desteklediğidir..

 

Baskın Oran ile fikirlerimin tam uyuştuğunu söyleyemem. Ama onda aydın olmanın tüm özelliklerini görür ve kendisine saygı duyarım. Diğer ezilenlerin olduğu gibi Kürt halkının da yakın dostudur. O kazandığı takdirde, etnik olarak, cins olarak, inanç olarak ezilenlerin meclisteki sesi olacaktır. Bunu birikimi, bilimsel namusu ve cesaretiyle hakkıyla yapabilecek biri olduğunu kanıtlamıştır.

 

DTP, resmi söylemine bakılırsa; “Baskın Oran ortak basın toplantısına katılmadığı için” desteklerini çekmiş ve Doğan Erbaş'ı destekleme kararı almış!.. Al sana kendilerinin bile inanmayacakları bir gerekçe…

 

Baskın Oran, DTP'nin çıkardığı bağımsız aday olsa, bu gerekçede bir tutarlılık görülebilirdi. Ama o, solun ortak bağımsız adayı olarak çıktı ve DTP de bu özelliğiyle desteğini açıkladı. Şimdi ise çark ediyor...

 

Baskın Oran, nitelikleri belli bir insandır. Onun düşünce ve tavırlarını belirmeye nasıl devletin gücü yetmiyorsa, şu veya bu partinin de yetmezdi. Bunu DTP'liler bilebilecek durumdaydılar. Hele siyasi parti yönetenler için bilmemek mazeret olamaz. Önce destek verip sonradan caymanın siyasi dürüstlükle ilgisi yoktur. Bunun zararı en çok kendi partilerine ve giderek Kürtlere dokunur. Bu tavrın, o çevreye olan yaygın güvensizliği daha da katmerleştireceği açıktır.

 

Kırk yıldan fazla Kürt ulusal demokratik mücadelesinin içinde bulunmuş biri ve İstanbul'da oy kullanacak bir seçmen olarak tavrım ne olmalıdır? Kürt olduğu ve Kürt partisi diye nitelenen bir partinin desteklediği adaya mı, yoksa yukarıda niteliklerini belirlediğim Baskın Oran'a mı oy vermeliyim? İnanıyorum ki, bu soru İstanbul'da yaşayan birçok Kürdün kafasını da kurcalıyor. Ben sorunun cevabını iki yazıyı karşılaştırarak vereceğim.

 

Kariyerini Öcalan'ın avukatlığına borçlu olan DTP'nin Eşbaşkanı Aysel Tuğluk'un 27.05.2007 tarihli Radikal 2'de çıkan “Sevr Travması ve Kürtlerin Empatisi” başlıklı yazısında; “AB üyelik süreci, ABD'nin Irak işgali, Türkiye'deki ve Irak'taki Kürt sorununun emperyalist müdahalelerle geldiği son aşama ve AKP iktidarının ekonomik ve politik uygulamalarla uyumlu dış politikası çok ciddi kaygılara sebep oluyor. En azından dürüst olarak kabul edebileceğimiz Türk yurtsever kesimlerce ve özellikle Kemalist aydınlarca bu kaygılar üst düzeyde yaşanıyor. Burada bizim açımızdan sorulası gereken, Kürtlerin tavrının ne olacağıdır. Bize göre Türk halkının korku ve kaygıları gerçekçidir, anlaşılmaya değerdir. Türk halkı tekrar Sevr tehlikesine benzer bir durumla karşı karşıyadır tespitini rahatlıkla yapabiliriz… Sevr korkularının objesi Kürtler olmamalıdır. Komşu ülkede yaşananlar Türkiye'de gerçeklikle örtüşmüyor. Zaten başka boyuttan bakılırsa orası da Misak-ı Milli sınırlarındadır. Bu işgalci bir yaklaşım değil, samimi ve gönüllü bir kucaklaşma olacaktır…” diyor.

 

İşin ilginç yanı Aysel Tuğluk'un, savaş tamtamlarının çalındığı, sınıra 150 bin asker yığıldığı bir dönemde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kürdistan Federe Devleti'ni işgal etmesini teşvik ediyor ve bunu “işgalci bir yaklaşım olarak değil, samimi ve gönüllü bir kucaklaşma olacağını” söylüyor olmasıdır.

 

DTP'nin eş başkanına ne demeli bilmiyorum? Sanırım gazete okumamaya ve ajans dinlememeye yemin etmiş!.. Yoksa Kürdistan Federe Devleti yöneticilerinin verdikleri demeçlerden, işgalin samimi bir kucaklaşma olup olmadığını anlayabilirdi.

 

İşin yine ilginç bir yanı da, DTP'nin bu yazıya karşı siyasi bir tepki göstermeyişidir. Zaten DTP'nin en büyük handikabı, Öcalan kaynaklı görüşlere karşı çıkamayışıdır.

 

Şimdi de İstanbul 2. bölgeden aday Baskın Oran'ın yine Radikal 2'nin 10 Haziran 2007 sayılı yazısına bakalım: “Bütün parti liderleri tek ses: ‘K. Irak'a girelim, terörü yuvasında temizleyelim'. Bozacaksın: Senin korkun PKK değil, Kürdistan'ın kurulması. 1923'ten beri doğunda ve güneyinde bir düzine devlet kuruldu, korkmadın. Şimdi korkuyorsun çünkü kendi Kürtlerini mutlu edemediğini biliyorsun ve oraya meyletmelerinden korkuyorsun. O zaman otur, onları mutlu etmeyi dene. Kürtçe türkü söylenmesine bile engel olan zihniyeti artık itiraf et. Irak meselesi dış değil iç politika sorunudur.”

 

İşte size aynı gazetede çıkan iki bağımsız adaya ait yazı. Birincisi kendisi kabul etmese de, herkesin ve devletin de Kürt partisi olarak gördüğü DTP'nin eş genel başkanının yazısı.

İkincisi ise, İzmirli bir Türk, İstanbul 2. bölgeden solun ortak bağımsız adayı Prof. Dr. Baskın Oran'ın yazısı…

 

DTP desteğini çekmiş olsa da, kırk üç yıl Kürt halkının ulusal demokratik hakları için mücadele eden biri olarak, Baskın Oran'ı kendime daha yakın buluyor ve oyumu ona veriyorum.

 

17.06.2007

 

Not: Bu yazı bende uygun gördüklerinde yayınlamaları için e-mail adresi olan sitelere, tanıdık ve dostlara gönderilmiştir .