Ömer Özmen
ozmen_omer@hotmail.de

Oligarsinin demir yasasi ve Çerkez danslari( ! )

Oligarsinin demir yasasi kuramini, Alman sosyolog Robert Meikls ortaya atmistir. Bazi Türkce metinlerde „Oligarsinin Tunc yasasi “ olarak da cevrilmistir. Kisaca, bu kurama göre, örgütlerin sevk ve idare organlarinda uzun süre yer alanlar, sürekli bir aliskanlik edinirler.Yönetimde kalmanin yol ve yöntemlerini kavrayarak iktidarlarini süreklilestirirler..

Tabi Robert Meikls bu teoriyi 1911 yilinda tartismaya actiginda, kita Avrupasinda henüz katilimci demokrasi bir sistem olarak oturmamistir.

Ancak, Anayasasini bile degistirme geregini duymadan, konjoktürel dayatmalar karsisinda, tek parti cogulculugunu , cok partili sistem diye Dunyaya yuturmaya calisan Türkiye Cumhuriyeti devleti icin, bu teorinin hala gecerli olduguna kusku yok.

Türk devlet sisteminin temel basarisi; kendi muhalefetinin mücadele zeminininde örgütlenme becerisini gösterebilmis olmasidir..Bu yolla toplumsal muhalefet odaklari kontrol edilerek Onlarin mesruiyet zemini cogu kez siddet kullanilarak ortadan kaldiriliyor.

Ulusal, sinifsal etnik ve dinsel gruplar, kendi talep ve özlemlerini mesruiyet zemininde projelendirip karar süreclerine tasiyacaklarina, cogu kez biribirleriyle catisarak etkisizlesiyorlar. Bu kesimlerin catismasiyla, toplumda düzen/otorite talebi yaratiliyor, otoriter rejimin zemini hazir hale getiriliyor. Böylece kadimi devlet yönetici sinifi, özünde kendi yarattigi talebe cevap vererek rejimi milliterlestiriyor. Ayni zamanda milliter rejim, toplumun tüm kesimlerinin hak arama yollarini tikadigi gibi ulusal ve uluslararasi düzeyde, sahte bir bicimde mesruiyet dayanaklarina kavusuyor.

Toplumsal muhalefet mesruiyet zemininde boy göstermeye basladiginda ise, Semdinli olayi ve Umraniye de ortaya cikan ordu bombalarinda görüldügü üzere devletin asli sahipleri, bizzat kendileri ortami terörize ediyorlar.

Böylelikle, Itihat Terakiden baslayip Cumhuriyetle devam eden ve yönetilen kitlelere dayanmiyan Balkan ve Kafkas kökenli bir devlet yönetici sinifi, „oligarsinin tunc yasasi „ yöntemiyle kaliciligini koruyabiliyor.

Toplumun sosyal, dinsel, etnik ve kültürel dokusu ile uyusmayan devlet Yönetici eliti, kendi iktidar sürekliligini saglamak ve toplumdan gelebilecek tehditleri bertaraf etmek icin özel yol ve yöntemler kullaniyor. Hemen hemen dunyanin hicbir ülkesinde görülmeyen politikalar uyguluyor, Muhtemel halk muhalefeti,özel aktörler eliyle ve lobi calismalariyla etkisizlestiriliyor. Konunun daha iyi anlasilmasi acisindan, bu uygulamalari birkac örnekle aciklamaya calisacagim

1999-2001 tarihleri arasinda, mutevveli heyetinde emekli generallerin bulundugu bankalardan toplam 42 milyar dolar tutarinda para hortumlaniyor.Türk halkini iktisadi gerilige mahkum eden bu tip uygulamalar, hicbir zaman milliyetci motifler kullanan Türk örgütlerini enterese etmiyor. Bu konuda herhangi bir eylem düzenleme geregini duymazlar.Amma, ayni örgütler, bu bankalari hortumlayan emekli generallerin tertipledigi mitinglerde, kendileri gibi iktisadi sefalete sürüklenmis fukara kürtlere karsi harekete geciyorlar.Türk milliyetci gruplar, kendi ulusal pazarlarina sahip cikip, halklarini modern dunya ile bütünlestireceklerine, kendileriyle ayni yoksullugu yasayan solculara veya alevilere saldiriyorlar.

Iktisadi sefalete sürüklenen Türk halk kitleleri, „ 84 yildir Kürtlerin demokratik haklarini gaspeden bu devlet yönetici sinifi, acaba bize ne kazandirmistir ? „diye kendisini sorgulama geregini duymaktan acizdir.

Yine sözde, emekci sinif ve tabakalarin taleplerini dillendiren sol tadansli sivil toplum örgütleri; bu bankalarin soyulmasindan ABD yi sorumlu tutarak „IMF defol bu ülke bizim“ sloganlariyla alanlari dolduruyordu.

27 Nisan darbesiyle parlamento iradesine mudahale edilerek Cumhurbaskanligi secimi engellendiginde,darbe magduru durumunda bulunan AKP yetkilileri, ayni günlerde kendilerini tehdit eden generallerle birlikte Kürt halkina katliam tehditleri savuruyorlardi.

Cumhuriyet dönemi boyunca kemalist/fasist saldirilarin magduru durumundaki Alevileri temsil ettigini iddia eden Cemevi Vakfi, 2003 yilinda bir bildiri ile taleplerini siraliyordu. 6 maddelik olan taleplerin ilk sirasinda, Türkiyedeki tum Kuràn kurslarinin kapatilmasi, ikinci sirasinda ise, kamu kurum ve kuruluslarinda bulunan mescidlerin kapatilmasi isteniyordu.

Oysa, bu taleplerin ayni zamanda ezici bir cogunlugu müslüman olan Türkiyede alevilere tepki getirecegini, Cem Evi nin basindaki prefosörün bilmemesine imkan yoktu. Ayni zamanda bu sekuler talebin karsilanmasi halinde bile alevilerin kar hanesine bir seyin yazilamiyacagi da acikti. Diger yandan Alevilere yönelik Maras. Corum, Sivas, Gazi mahalesi gibi kitle katliamlarinin faillerinden hesap sorulmasi gibi talepler ise, bildiride yer almiyordu.

Diger taraftan Imrali adasinda Partisini yöneten Apo yu, siyasi iradesi olarak kararlastiran PKK baskanlik konseyinin „Üniter devlet „ talebi ile silahli mücadele yürütmesinin mantigi bir türlü sorgulanamiyor. PKK eylemleriden ve karar merciinden, israrla Güney Kürdistan Federe Hükümeti sorumlu gösteriliyor.

Türk Generallerinin „irtica“ gerekcesi ile Cumhurbaskanligi secimini durdurdugu günlerde, cami tamirinden dönen bir Yarbay ile bir Binbasi yi saymazsak, bu catismalarda haytinin kaybeden güvenlik güclerinin tamami, alt sosyal tabakalara mensup kisilerdir.Zorunlu askerlik görevleri disinda, herhangi bir sorumluluklari yoktur.Dolayisiyla devletin askeri ve siyasi kumanda merkezinin etkilenemiyecegi, aksine yarar saglayabilecegi bir catisma ortami, sürekli gündemde tutuluyor.. „Sehit“ cenazeleri edebiyati ile, Türk toplumu terörize ediliyor. Milliyetci ideolojiden uzak Türk kirsal bölgelerine asker polis cenazesi gönderilerek derin devletle bütünlesmeleri saglaniyor.

Hicbir zaman tasvip edilmemekle birlikte, siddet mantigi acisindan da bakldiginda, IRA ve ETA da oldugu gibi eylemler devletin askeri ve siyasi kadrolarina yönelmiyor. Israrla bunlara yansitilmamaya calisiliyor.

Örnegin: vucuduna bomba sardirilan PKK gerillasi, kapisi Ankara Kizilay da bir ana caddeye acilan Genel Kurmay Baskanliginin önünü görmüyor. Kendisini Dersim deki erlerin bölügünde patlatabiliyor. Böylece tamami Kürt ve Türk yoksullarindan olusan asker cenazeleri ile yoksul halk soke edililerek derin devlet saflarina adeta itiliyor..

Özellikle ordunun siyaset üzerindeki vesayetini sinirlandirmayi öngören Avrupa Birligine katilim müzakerelerinin basladigi ve Güney Kürdistan Federe hükümetinin uluslararsi düzeyde tescil edildigi, Kuzey Kürdistanda PKK nin etkisinin giderek kirildigi, HAK PAR, KADEP ve TEV-KURD gibi demokratik bariscil Kürt Örgütlenmelerinin hizla siyaset sahnesinde yer aldiklari bir dönemde, catismalarin tekrardan alevlendirilmesi düsündürücüdür.

Oysaa, PKK nin hala tartisilmaz siyasi iradesi olan Apo, daha önce silahli mücadeleden vazgecmis, PKK nin adini bile degistirmis ve „Artik dunyanin Tüm Ordulari benim olsa da, Türkiye ile savasmam“ diye yemin billah etmisti.

Devlet Bürokrasisinde Etkin Olan Cerkez Kilik; Catismali Ortamla Iktdar Alanini Genisletiyor:

Siyaset zeminin terörize edilmesi, toplumun sag duyusunu ortadan kaldiracagi gibi, topluma yol göstermesi gereken aydinin hareket alanini da daraltiyor. Olaylarin ard arda zuhur etmesi, Sorgulama ,arastirma ve inceleme imkanlarini zorlastiriyor. Ayrica., catisma ortamindan beslenen rantiye sinifi da, siyasetci rolünü üstlenerek gelismeleri tamamen kontrolden cikariyor.

Böylelikle, tikanikligin gercek nedenleri bilindigi halde, takiye yoluna gidiliyor. Ideolojik kaygilar, Populizm, iktisadi firsatcilik, korku tehdit ve santaj, vs. nedenlerle gercek durum ya saptiriliyor. Ya da isin özüne dokunulmadan, tali etkenler üzerinde yorumlar yapiliyor. Medya organlari, savas kliginin emrinde toplumu dezinforme ediyor.Dolayisiyla söylenmesi gerekenler söylenemiyor, yazilmasi gerekenler yazilamiyor.Böylece problem, anlasilmadan, taninmadan cözüm yollari üzerinde bosuna emek sarfediliyor.

Bu olumsuz durum; Hem Türk hem de Kürt aydini icin gecerlidir. Fakat kiyaslanmasi halinde, sahip olunan olanaklar nazara alindiginda, Kürt aydini, Türk aydinindan bir hayli yürekli sayilir. Cünkü: kendi derin devleti olan PKK kligini cesaretle desifre ediyor.Iki otoriter yapi arasinda gercekleri dillendiriyor.

Ne yazik ki ayni durum Türk aydini icin söylenemez.,bircok sosyal ve ekonomik olanaklara sahip olmasina ragmen, bir kac istisna kalem disinda ,kendi derin devletini desifre etme cesaretine sahip degiller

Örnegin: Son 27 Nisan Darbesiyle Türk Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer, Deniz Baykal, Abdullatif Sener ve Cem Uzan arasinda cereyan eden siyasi isbirligi ve dayanisma durumu dikkatlerden uzak tutuluyoir. Bu kisilerin Cerkez etnik kimligine, bir türlü vurgu yapilamiyor. Cumhurbaskanligi krizi döneminde, Deniz Baykal in AKP icerisinde, sadece Abdullatif Sener i destekleyebileceklerini aciklamasi ve akabinde, basbakan dislanarak Sener in, Cankaya köskünde A.Necdet Sezer tarafindan karsilanmasi manidardir.

Zengin Kürt edebiyatinda, hemen hemen her somut duruma cevap verebilecek anlamli atasözleri mevcuttur.Bu konuyu, en iyi anlamlandirabilecek atasözü söyledir:

Navê Gur derketîye. Lê Rûvî dinya xera kirîye.
(
Kurt un adi cikmis, fakat dunyayi viran eden Tilki dir)

Hatirlanacagi gibi Anayol_D hükümeti döneminin basbakani Mesut Yilmaz, Bankalarin hortumlandigi ve mafyatik iliskilerin ayuka ciktigi bir dönemde, „ Maalesef bir etnik gruba mensup kisiler devletin i elezirvesin gecirmeye calisiyorlar “ gibisinden bir laf etmisti.

Sözkonusu dönemde, Cerkez kökenli Saddetin Tantan Icisleri, Zekeriya Temizel Ekonomiden sorumlu devlet bakanligi koltugundaydi.. Mit ve Genel Kurmay baskani sa Cerkez kökenliydi.

Tekilcilige ve tek tiplige dayanan Türk egemenlik sistemi altinda, Kürt ulusunun temel demokratik haklarini telep eden bir sahis olarak diyorum ki; elbette Cerkez etnik toplulugunun hak ve özgürlüklerine de saygi duyulmalidir.Önkafkasyada Carligin ve Stalin despotizminin bugünkü varisleri olan. Rus sovenizminin Cecen/ Cerkez halkina yönelik katliamlarina karsi cikilmalidir. Eger varsa etnik talepleri, desteklemek insani ve demokratik bir görevdir. Bu talep acikca dile getirilmelidir. Ancak bu yapilmiyor.Bunun yerine, tipki Kürt isbirlikcileri gibi devlet rantindan yararlanmak saikiyle sistematik olarak bir sinif halinde Türklerden fazla türk irkciligini körüklemektedirler. Kemalizmin ve Türk irkciliginin saldirilari altinda olan Islami ve Kürt muhalefetine karsi bir politik durus icerisindedirler.

Cumhuriyet tarihi boyunca, bu etnik gruba mensup kisiler, devletin askeri ve siyasi kumanda merkezine ciddi bir sekilde nufüz ediyorlar. Bu nüfüz etme olayi, Türk milliyetciligi olarak kamufle ediliyor. Adeta veraset yoluyla Cumhurbaskanligi ; Genel Kurmay baskanligi, Milli Istuhbarat teskilati, Emniyet Genel Müdürlügü, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Ögrenim Kurumu, Yargitay ve Danistay gibi devletin askeri siyasi ve idari kumanda merkezi. bu etnik gruba mensup kisilerin yönetimindedir.

Devletin önemli karar mekanizmasini ele geciren, bu vahabi raferansli Cerkez/Cecen Klig, kitle tabani olmadigindan, catismali ortamdan etkilenemiyor. Herhangi bir kayba ugramiyor. Aksine, toplumda otorite talebini yaratacagi icin Kürt-Türk bogazlasmasindan faydalanarak devletin önemli kademelerinde yerini saglamlastiriyor.

Devletin resmi makamlari disinda, Yalcin Kücük, Mihri Belli gibi aktörler kanaliyla Sol muhalefete ve hata PKK ye,

Taha Akyol, Ilhan Selcuk, Ümit Özdag, Altemur Kilic gibi yazarlar kanaliyla Türk basinina, nüfüz edebiliyorlar.

Deniz Baykal kanaliyla sosyal demokrat Muhalefeti Fasizme kanalize edebiliyorlar.

Suriye yönetimi ve vahabi/ Cerkez olan Ürdün Kralliginin destegindeki Uzan ailesi kanaliyla dev bir ekonomik güc saglanarak Cecenistana kadar nüfüz edebiliyorlar.

Bu yönetici klik arasinda etnik baglara dayali bir dayanisma oldugu halde, direkt kendi etnik taleplerini siyasal zeminde dile getirmiyorlar. Bunun yerine devletin resmi ideolojisinin avantajini kullanip isbirlikci bir sinif halinde devlet bürokrasisinde önemli rol oynuyorlar.

1963 teki Talat Aydemir in basarisiz darbe girisiminden sonra, devletin önemli kademelerinde konuslanmis olarak kendilerini kamufle ediyorlar. ., Özellikle derin devletin Kürt ve sol muhalefetine yönelik eylemlerinde bas sirayi, bu Cerkez klig isgal ediyor

Güney Kürdistan Federasyonuna karsi, bu kadimi devlet bürokrasisinin korkusu da bosuna degildir. Sayet Türkiye Federal bir tarzda yeniden yapilandirilir, Kuzey Güney federasyonlarinin birlesmesi gerceklesirse, Türk ve Kürt halkinin demokratik kazanimlari yaninda, bugünkü yönetici sinif ebedi olarak iktidar imkanlarini kaybedecektir. Toplumun demografik, sosyal ve dinsel degerler bazinda yeniden yapilandirilmasiyla Kemalizm ve Balkan –Kafkas kadrolarin egemenligi tarihe gömülecektir. „irtica ve bölücülük“ paranoyasinin temelinde yatan gercek, bu korkudur.

Dünyadaki degisim ve dönüsüme inatla direnen bu statükoperest bürokratik devlet elitinin varlik gerekcesi, terör ve siddettir. Mesru bir zeminde, demokratik yol ve yöntemlerin kullanilmasi ile yiginsal demokratik bir muhalefet örgütlendirildiginde,varlik gerekceleri ortadan kalkacaktir.

Halklarin bogazlasmasindan yararlanan bu bürokratik elitin planlari, desifre edilmeli, Türk ve Kürt halki bu temelde uyarilmalidir.

27.07.2007