Mustafa Ak
mustafaak2002@hotmail.com
29 Mart seçim sonuçlarina uzaktan bir bakiş

Adı yerel olsada 29 Mart seçimleri AKP için bir güven oylaması niteliğinde tamamlandı. Sonuç Dünya ve Türkiye`deki Siyasi ve Politik gelişmeleri izleyenler açısında sürpriz olmadı. AKP`nın kitlesel desteğinde bir iniş bekleniyordu ve bu oldu. Neden bir değil, bir düzinedir. Bu nedenler ne kadar doğru algılanırsa, Kürtler dahil diğer Partilerin oylarını artırmış olması başarı sayılıp sayılmıyacağı sorusu da o oranda yanıt bulmuş olacak.

 

“ Yüzbin kere tübe eder yine şarap içeriz“ Cem Karaca`nın bu şarkı sözleri Türklerin de Kürtlerin de olaylar karşısında tutmunu en iyi anlatan sözlerden biridir. Dünyanın başka yerlerinde durum böylemidir bilmiyorum. Ama Türkiye`de ve Kürdistan‘da gelişmelere ani reflkes göterildiği gibi yaşanmış en vahim olayların dahi kolayca unutulduğu bu iki toplum da, bir hafza sorunu olduğunu düşünüyorum. Buna neden olan veriler bende yok, bu Sosyologlarin alanına giren bir konu. Ancak bu tespitin doğruluğunu ortaya koyacak yığınlarca örnek sıralamak mümkün. Bu örneklerden biri halkın seçimlerde gösterdiği tavırdir. Bugün Cellat olan bir sonraki seçimlere kadar Cellatlığından eser kalmaz ve hatta kurtarıcı bir melek olarak özlenen bir duruma geleceğine dair şuphe yok. Bu anlamda dünün kirli Siyasi partilerin bugün bir miktar umut olması, bizim Coğrafyalarda beklenen doğal bir sonuçtu.

 

AKP, Muhafazakar ve ticaret burjuvazisinin Özal`lın “İtal ve İkame“ ekonomi politikasıyla palazlanarak büyüyen ve bu büyümeye parelel olarak liberalleşme sürecinde olan bir kesim sermayenin partisidir. Kabul etmek gerekiyor ki, bu kesimin Kemalist Fasist rejimin sınırları içinde serbest hareket etme noktasında sıkıntıları vardı. Ancak bu sıkıntıları aşabilmek için sadece kendi talepleri ile sınırlı “özgürleşme“ taleplerine karşıt engelleri aşma noktasında yedek “muhalif“ güçlere ihtiyaç duyacağına ilişkin bir politik öngürüye yeteri kadar sahipti. AKP, Toplunun değişik alanlarında rejime karşı huşunt olmayan diğer kesimlerin “özgürlesme“ sözcülügünü yaparak, bir umut adresi olmayi başarmıstı. Ancak bu başarı elbete pratik bir uygulamaya dönüşmesi beklenemezdı. Her şeyden önce Fasist Kemalist bir çizgiye karşı bir çatısma içinde olan AKP `nin kendisi de İslami Faşist parti olarak hükümet etme sürecinde Kürdistan sorununu çözmek bir yana sistemin temel çizgilerini tartışmayı dahi, ne kendisi ne de arakaladığı diğer çevreler hazırdı. AKP hükümet ederek pratik sorunlarla muhatap olmdu ve samimiyetsızlığı kolayca ortaya çıktı. Gelinen aşamada AKP arkaladığı destek ordusu dağılma sürecine girdi. İlkin kayde değer en önemli destekçilerden liberaller bir bir çekilmeye başladı. Toplumun sosyal olarak alt kesimlerini oluşturan redikal islaci kesim, liberalizmin sahillerinde remil atan AKP` den rahatsız olarak eski yuvaya dönüs yoluna girdi.

 

Pastayı paylaşma noktasında AKP ile anlaşmazlığa düşen önemli bir Medya grubunun karşıt çabaları. AB uyum sürecinde beklenen siyasi açılımlara samimiyetsız yaklaşımları AB`nın desteğini de azami bir düzeye indirmıştir. Ve son olarak ekonomik krizin Türkiye`ye de derinleşerek toplumda derin bir güven bunalıma sürüklemış olması AKP`nin kitlesel desteğinin zayiflaması kaçınılmazdı. Bu bu gelişmeler bağlamında denilebilir ki; mahalefetin gerçekten mahalefet yapıp yapmaması çok önemli bir rol oynamadı, bir miktar oylarını çoğaltmak için.

 

AKP`nin Kürdistan‘da oy kayıbına uğraması Türkiye çephesinden çok farklılıklar arz etmiyor. AKP`nın samimiyetsızlıği Kürdistan halkının Ulus- Kimliğine dair açılımların tutarsızlıklar içermesi Kürt halkının dikkatinden kaçmadi. Bir yandan Kürtçe konuşanlar hakkında davalar açıldı, bir yandan Erdoğan da Kürdistan`da Kürt halkını onların dilinde selamladi. Bir yandan kültürel açılım dedi, arkasından batı kentlerinde“ ölürüm Türküyem“ nağmelerine eşlik eden nutuklar attı. Filistin Halkınana yönelik katliyamlar gerçekleştiren İsrail`e kafa tutun bir izlenim verdi ama aynı düzeyde Türk ordusunun Kürt katliyamların sürdürülmesi noktasında onlarla mıtabık kaldı. Yetmedi; bilinen o tehdit içeren “ ya sev ya terk et“ sloganları Miting meydanlarında duyuldu. Cumurbaşkanı Kürdistan`a yaptığı gezi yolunda “Kürdistan“ dedi dönüşünde böyle bir söylemi olmadığını söyledi. Aslında AKP`nin anti demokratik yapısı, ırkçılığı, tutarsızlıkları, hilekarlıkları ve iradi yetersızlıkları gibi etkenler dolayısıyla daha fazla ereziyona uğraması gerekiyordu. Eğer her şeye rağmen AKP Halihazırda Mili Missaki dahilinde en yaygın bir parti kunumundaysa, Türk - İslam sentezi bir politik çizginin argumanlarına sahip olması hem Kürdistanda hem de Türkiye`de daha rahat örgütlenebildiğini kabul etmekle beraber, daha çok mahalefetin somut sorunlar üzerinde AKP ile politik bir mücadele yapmamasından kaynaklanıyor.

 

Hakını yememek lazım; TDP Bir miktar AKP`nın yukarda sıraladığım ikiyüzlü politikalarını deşifre etti. Öreneğin Amet Türk`un Meclisteki Kürtçe konuşması AKP`nın kürtçe açılımının samimiyetsızlığını deşifre etti. Belki bir kaç benzer örnek daha vermek mümkün. Ama yine de TDP`nin seçim çalışmaları Belediyeciliğin somut Projeleri üzerinde yürümedi. Yerel sorunlar Ulus - Kimlik proplemleriyle birleştirilmedi. Savaşın ketlerin varuşlarına sürdüğü Kürt halkı için prgramlar duyulmadı. Çalışmalar İmralının statusu tartışmaları içinde boğuldu.

 

Gelinen noktada oy oranları bağlamında Kürtler açısında tablu yine de fena değil. Bu tablu ister AKP`nın yapısında kaynaklanıyor olsun, ister TDP`nın Başarısı sayılsın; Kürdün rengi haritada farklı duruyor. Sömürgecilerle kendisi arasında bir kalın çizgiye dönüşecek kadar Ulus ve Kimlik taleplerini içermesede, Haritadaki bu farkli rengi yeni kazanımlarla çoğaltmak mümkün.

Nasıl mı?

 

Seçim sonuçlarını İmralının kişisel taleplerini karşılama anlamında bir pazarlık malzemesi haline getirmeden Kürt halkının Ulus –Kimlik taleplerini güçlendirecek bir politik hat oluşturmak.

 

Türk devleti kendisine yakın „muhatap Kürdü“ yaratma arayışlarını umutsuz bir çabaya döştürmek için sadece kürt halkının temel taleplerinden beslenen bir kurumlaşmaya evrilmek.

 

Kürt halkının bugünkü duruşunu Ulus mahalefeti anlamında derinleştirmek için Kürt Federe Devleti‘nin mevcut kazanınlarıyla bir birini besleyen ortak argumanlarda buluşturmak.

 

Yerel sorunlardan da soyutamadan belediyecilik çerçevesinde projeleri üreten ve hayata geçirebilecek uzman ekipler kurmak.

 

Seçimin sağladığı kazanımları uluslararası diplomaside Kürt halkının taleplerini kazanıma dönüştürecek zihniyet ve araçları inşa etmek.

4.04.2009