Reşit Kamil
Kemalizm'in kalpağı ve PRK/Rızgari

Kısa bir süre sonra 29 Mart 2009 yerel seçimleri geride kalacak. Kazananların sevinci, kaybedenlerin hüznü, birkaç gün kamuoyunu meşgul ettikten sonra bitecek, gözler bu süreçte yapılanlara, söylenenlere, tutumlara dönecektir.

Kürtler adına siyaset üretenlerin tutumları bugün ne kadar önemliyse gelecekte de o kadar önemli olacaktır.

Ben Kürt siyasetini mümkün olduğunca yakından izlemeye çalışıyorum. Rızgari sitesi de hemen her gün tıkladığım siteler den biri.Her kes bu sitede PKK'ye çok ağır eleştiriler yöneltildiğini, Öcalan'ın yakalanmasından sonra ise eleştirilerin dozunun çok yükseltildiğini bilir.

 

Öcalan'ın hem siyasal duruşuna hem de ürettiği siyasete karşı yükselen eleştirilerin özü PKK'nin Kürt ulusal taleplerini “demokratik cumhuriyet” ,”konfederalizm” gibi tezlerle hiçe indirgediğini, bağımsızlık, federasyon, özerklik ve ya otonomi gibi kendi kedini yönetme perspektifinden uzaklaştırdığı yönündeydi.

Daha sonra da gelişen pratikleri, günlük siyasetleri ile de “İmralı konsepti” adıyla tanınan, teslimiyetçi, Kemalizmi yücelten, misaki milliciliğe soyunan, Güney Kürt hareketine, ve liderlerine karşı saldırgan bir yol izleyen, kısacası rejime her fırsat verildiğinde “hizmet” eden bir tutum içinde olduğunu söylerdi.
Sitede Öcalan'ın resmi, başına Atatürk'ün kalpağı monte edilerek verilirdi..

PRK Rızgari'nin PKK ve Öcalan'a yönelik tutumu bu günde aynıdır.

Ancak geçenlerde Rizgari sitesinde yer alan “ PRK/rizgarî' den “yerel seçimler”le ilgili açıklama” yı okudum. Rızgari'nin bu güne dek sürdürdüğü (en azından kamuoyuna ifade ettiği) tutumuna hiç de uymayan bir mesaj verdiğini hayretle okudum.

Apolitik bir dille hazırlanmış bu bildiride Rızgari, Kürtlere bu seçimlerde “irademiz Öcalandır” diyen DTP'yi adres göstermektedir. Bildiri “Kürtler arasında birlik sağlanması” talepleriyle süslenmiş. Aslında olması mümkün olmayan ve “gizli”,”derin” bir elin engellediği Kürtler arasında birlik çağrısıyla renklendirilen bildiride şu sözler yer almaktadır;

“Kürdistan'ın kuzeyinde ve Kürd halkının yoğun olarak yaşadığı metropol şehirlerinde Kürd adaylar birbirlerine karşı seçime girmemeli, bağımsız ya da değişik açık partilerin listelerinden aday olanlar, en azından kazanma şansı yüksek olan diğer aday lehine çekilmelidirler. Sonuçta Kürdistan'daki bu “yerel seçimler”de, sömürgeci Türk devletinin tüm kurumlarının desteğiyle hareket eden AKP'ye karşı, Kürd halkının hak ve özgürlük taleplerini savunanların birlikte hareket etmeleri, siyasi ve tarihsel bir sorumluluktur.”

Acaba el altından PKK ile PRK _Rızgari arasında ”ilkeli” bir seçim ittifakı mı yapıldı da Rızgari birden bire çark etti?

Oysa bu çağda pek gizli bir şey kalmıyor. Bırakın PKK yi, DTP bile marjinal Türk sol partileriyle, “çevreleriyle” seçim ittifakları hatta çatı partisi projelerinde bir araya gelirken Rızgari'yi umursadıkları yok.

Birilerinin vaaz ettiği Türkiyelileşme politikasına uygun adımlarla gidiyor ve Kürtler arası seçim bloku çağrılarına dönüp bakmıyorlar bile…

Siyası partiler kitlelere açık-net ve anlaşılır mesajlar vermelidirler. Rızgari DTP için kitlelerden oy istemeyi bu güne dek söyledikleriyle taban tabana zıt olduğunu bildiğinden olacak mesajını kıvırtarak, satır aralarına gizleyerek, cambazlıkla veriyor.

 

DTP'nin birçok Kürt ilinde güçlü olduğunu bu gün ki verilerle “kazanma şansı yüksek olan diğer aday”ların kimler olduğunu herkes biliyor.

Yanlışa, Kürdistan hareketine zarar verenlere, İmralı konseptine,”Türkiye'ye sözümüz var” diyenlere, Türkiyelileşmeye çabalayanlara karşı durun demiyor, o “güçlü olana” yamanın diyor.

 

Etkileyebileceği beş on Kürdü de bu açıklamayla, bir şekilde DTP'ye yönlendirmek isteyen

PRK/Rizgari, “serokê Netewi'den “aferim” alır mı bilmem ama artık kendi tutarlılığının uzun süre sorgulanacağını bilmelidir.

Yıllarca DTP ve hizmet ettiği anlayışı yerden yere vur, “biz her ne kadar bunları Kemalistlikle suçlayıp teşhir etsek de”, Kemalist anlayışın son dönem temsilciliğini yapan Abdullah Öcalan'ı “irade” olarak alan DTP lileri eleştirsek de siz bize inanmayın! Kürtler olarak bunlara oy verin!.”de…

Bu anlayış, seçimi Kürtlerin varlığı ve yokluğu üzerine şekillendirerek, oy'u namus gibi gösteren DTP ve arkasındaki “İmralı konseptine” hizmet etmekten başka bir şey değildir.

2 dönemdir, yani yaklaşık 10 yıldır önemli Kürt kentlerinde ve ilçelerinde DTP anlayışından gelenler yönetimlerdedir. Kürt ve Kürdistan davası için, Öcalan'ın şahsına ve sağlığına yönelik kampanyaların dışında akılda kalan bir kampanyaları oldu mu?

Kürt kentlerinde kent yaşam standartlarının artması için neler yaptılar?

Bu seçimlerin, DTP yada AKP'nin yarışmasının, Kürt davası için referandum gibi sunulmasının ne haklılığı ne de mantığı vardır. Kür siyasi çevrelerinin PKK propagandası etkisiyle hareket etmesi garip bir durumdur.

 

Seçimler Kürt ve Kürdistan'i taleplerinin dillendirildiği bir olanağa çevrilirse anlamlıdır.

 

Kürt siyasi çevreleri eğer bir tutum geliştireceklerse bu sömürgeci rejimin partilerine ve Kürtleri Kemalizm'in, misakı milliciliğin, üniter devletçiliğin saflarına çağıran partilere karşı olmalıdır.

 

Bu gün Misaki millicilerin dışında, Kürdistan'i taleplerle ve en önemlisi federasyon talebiyle ortaya çıkan, Kürtlerin kendi kendilerini yönetme perspektifiyle seçim kampanyası yürüten HAK-PAR'ı desteklemek, Kürdistan'da legal alanda yurtsever bir seçeneği güçlendirmek PKK dışındaki Kürt siyasetçilerinin, çevrelerinin tutumu olmalı.

 

Anlaşılan “Kemalizm'in kalpağı” sadece Öcalan'ın başında değilmiş!

10.03.2009