A. Halim Ipek
Mücadelemizin seçkin savaşçısı Mehmet Sözer'ı aramızdan ayrılışının 22 yılında saygıyla anıyoruz
 

“Onun için en anlamsız şey örgütsüz yaşam idi”

 

 

Ölümünün 22 yıl dönümünde saygıyla andığımız Mehmet SÖZER, AMED'in (Diyarbekir) Pasur (Kulp) ilçesinde 1938'de yurtsever emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

 

Mehmet SOZER'in yaşamı, savaşım öyküsü Kürt halkının ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesi tarihinin bir arçasıdır. Çünkü O, halkının safında yer almış ve yaşamını ülkesinin ulusal ve kurtuluş mücadelesine adamış seçkin bir sosyalistti.

 

1960 sonrası dönemin getirmiş olduğu kısmi demokratik ortamda devrimci fikirlerle tanışan Mehmet SÖZER, TİP'in Kulp ilçe şubesini oluşturarak başkanlığın! yaptı. 1968 döneminde, gençliğin kabaran devrimci dalgalanışı, ayrışma sürecinin başlaması yeni arayışlar doğurdu. Bu süreçte, Kürt gençliği, kendi özörgütlenmesini oluşturma çabalarını yoğunlıştırdı. Aralarında Mehmet SOZER'in bu­luduğıı bir grup Kürt yurtseveri, İstanbul, Ankara, Diyarbakır Ergani, Batman, Silvan ve Kozluk'ta, DDKO (Devrimci Doğu Kültür Ocakları)yu kurdu.

 

DDKO'nun düzenlemiş olduğu mitinglere aktif olarak katılan Mehmet SÖZER, mitinglerdeki konuşmalarında, sömürgeciliğe karşı mücadelenin, onun daya­nakları olan emperyalizme, yerel işbirlikçiliğe ve yerel gericiliğe karşı mücadele ile iç içe olduğu anlayışını ortaya koyuyordu. 12 Mart faşizmi döneminde, her yurtsever gibi faşist baskıdan payını alarak 2 yıl hapis yattı. 1974 affından sonra, dışarda bulunan Ömer ÇETİN, Necmettin BUYUKKAYA ve arka­daşlın ülkeye dönerek M.SOZER'le birlikte yeni bir dönemin başlangıcının yapı­yorlardı. Çünkü geçen dönemde çok şey kaybedilmişti. Sağ ve sol sapmalar yanında, Kürt ulusal ve toplumsal hareketi, Şıvan, Çeko, Brusk gibi öncü ka­drolarını yitirmişti.

 

Yeni dönemin başlangıcı olarak başta, Ömer ÇETİN, Necmettin BÜYÜKKAYA ve arkadaşları M.SÖZER'le birlikte 1975'te, yeniden ulusal ve toplumsal kurtuluşu amaçlayan bir politik yapım inşasına başladılar. M.SÖZER, sadece bulunduğu yörede örgütlenme yapmakla yetinmedi.O, ülkenin birçok köy, kasaba ve kentinde örgütlenme çalışmalarında aktif rol oynadı. Olağanüstü denilebilecek bir örgütlenme yeteneğine sahipti. Ama politik yapılanma sürecini, örgütsel et­kinliği ve ideolojik-politik çalışmalarınıı burada anlatmak, bu yazının çerçevesini aşmaktadır.

 

1982'de aranması üzerine giz­lendi. Birçok kez yurt dışına çıktığı halde tekrar ülkeye döndü. Çünkü, o, halk. için mücadelenin halkın yanı başında verilmesi gerektiğine inanıyordu. O'na göre, onun halkı, onu militarist güçlerden koruyabilirdi ve korudu da. 1984'te Ekim ayında tutuklandı. İki ay 1 No'lu Diyar­bakır Cezaevinde işkenceden geçirildikten sonra serbest bırakıldı. Evine varır varmaz bu kez gözaltına alındı. Kulp'ta alındığında, celat1ar tarafından ona akibeti hakkında bilgi verildi. Diyarbakır'da 1 hafta işkencede kaldıktan son­ra, o yetmiyormuş gibi Anka­ra'nın ünlü DAL'ına götürüldü. Burada da bir süre işkencede kaldıktan sonra tutuklanarak Mamak cezaevine götürüldü. 5 aylık tutukluluk döneminden sonra tahliye oldu. Diyarbakır'a döndüğünde bir deri bir kemik kalmıştı. Tedavi olması için bir süre Diyarbakır Tıp Fakültesi Hastahanesi'nde yattı. Buradan, Ankara'ya havaleledilerek lbn-i Sina ve An­kara Tıp Fakültesi Hastahaneleri'nde tedavi gördü.

 

Buradaki tedaviler, uzun yıllar boyunca maruz kaldığı işkencelerin vücudunda ya­ra ttığı tahribatar gidermeye yetmedi ve memleketi olan Kulp'a dündükten kısa bir süre ­iki ay- sonra, 19 Mart 1986'da aramızdan ayrıldı.

 

Birçok işkencelerden geçmesine ve çok ağır hasta olmasına rağmen, o, hiçbir zaman ülkesinin aydınlık geleceğine olan inancını yitirmedi. Yaşam doluydu; zorunlukların, baskıların katlanarak artmasına rağmen, o, hep mücadelede kararlılığı, zafere olan sonsuz inancı ve davaya sadakati öğretti bizlere. Onun için en anlamsız şey örgütsüz yaşam idi...

 

SÖZER'in aramızdan ayrılışının 22 yıldönümünde bir kez daha saygıyla anarken, O'nu, arkadaşları Necmettin, Şıvan, Brüsk, Çeko ve Biçimli ile birlikte unutmadığımızı belirtiyor anılarınımücadelemizde yaşatacağız diyoruz.