Halis Acar
xalisacar@hotmail.com
Kamuoyuna

 

30 y ılı aşkın süredir inanarak ve her türlü risk/fedakarlık ve kayba rağmen hiç vazgeçmediğim Özgürlük ve Demokrasi kavgama devam edeceğim.

İnandığım ve savunduğum değerlerden bu güne kadar vazgeçmedim bundan böylede hiç bir güç beni vazgeçiremeyecektir.

 

Demokrasi ve özgürlükler kavgasının sıradan bir neferi olarak yer aldığım günden beri kimseye müridlık yapmadım, kimsenin tehdit ve saldırıları karşısında geri adım atmadım.

 

Birey olarak bu mücadelede yaşamını feda etmiş hiç bir onurlu Kürd genci ve Devrimci demokratından daha değerli olmadığımın bilincinde olarak Halkıma ve değerlerime borçlu olduğumu ve ömrüm yettiğince bu borcu ödemekten kaçınmayacağımı ilke edindim.

 

Şiddetin helede düsüncelerini ifade eden, senden farklı düsünen insanlara yönelik saldırıların karşısında olduğumu, bu yöntemlere başvuranların adı her ne olursa olsun özünde Faşist çete olmaktan öteye gidemediklerini bu nedenlede ne mazlum Kürd halkına nede Demokrasi mücadelesine katkıları olmazi tam aksine yaratılan Korku imparatorluğun altında ezilenler yine kendileri olacaktir.

 

Kürd Aydınları ve yurtseverlerine yönelik saldırgan tutumun yine kendine Kürd diyen çevrelerden gelmesi üzüntü verici olduğu kadar düsündürücüdürde. Kürd halkının özgürlügünü istediğini belirten bu çevrelerin en kücük farklılığa ve özgür duruşa yönelik bu tahammülsüz saldırgan tutumu ne Kürd halkına nede Demokrasi güçlerine yarar getirmeyecektir.

 

Özellikle avrupada bu tür "terör" saldırıları ve helede bunun Kürdlere yönelik olması on yıllardır geliştirilmeye çalışılan diplomasi çalışmalarına ve Kürde sempati kazandırma çabalarına sekte vurmaktan öteye gitmedi , gitmiyor.özgürlük mücadelesi bu tür yöntemlerin sıklıkla kullanılması sonucu terörize edilmiş ve uluslarası kamuoyu nezdinde ciddiyetini yitirmiştir. yine aynı Faşizan duruş Kürdlerin kendi içinde bir güvensizlik , sindirilme ve apolitize edilmesine dolayısıyla bir biçimde sisteme entegre olmasına ve Kürd mücadelesinden uzaklaşmasına yol açmıştır.

 

Kürd ulusal demokratik mücadelesinin önünde en büyük engel halini alan tehdit ve saldırgan tutum elbette uzun vadede başarılı olamayacağı gibi bu saldırgan tutum sahiplerini tüketecektir.

 

Asıl mecrasından saptırılan ve Kürd özgürlük/Demokrasi mücadelesini Sömürgeci Kemalist devlete payanda yapan anlayış ve yöntemler Kürdün talebi değildir dolayısıyla bu yöntemin sahiplerinin kamuoyunda yoğun eleştiri ve güç yitimine uğramasına yol açmakta buda ne yazıkki hatadan dönmektense eleştiren, karşı çıkan kesimleri teröroze ederek yaratılan korku imparatorluğunun çarkları arasında eritme yoluna sevketmiştir.

 

Düşünen düşündüğünü Demokratik kamuoyuyla paylaşan Aydınlara, Kürd yurtseverlerine yönelik saldırı ve tehditler elbette sonuçsuz kalacaktir. Geçtiğimiz Günlerde Sosyolog İsmail Beşikçi`ye, Yazar Selim Çürükkaya ve İbrahim Güclü ye yöneltilen açık saldırılar , hedef göstermeler gelinen noktada isimleri Kamuoyunca iyi bilinen Muhalif Aydınlara fiziki saldırılarla sürmektedir.

 

Düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşmak ve kirlilikleri teşhir etmek noktasında sorumluluğumu yerine getirirken elbette şahsıma yönelik bu tür saldırıların olacağını biliyordum,Yazıp çizerken ve inandıklarımı savunurken tek kaygım halkımızın geleceği ve özgürlüğü olmuştur bunun dışında hiç bir kaygı gütmedim, kirli hiç bir hesdabın peşinde olmadım,ödenecek bedel söz konusuysa elbette bunu ödeyeceğimi biliyorum dolayısıyla susmamı isteyen odaklar bilmeliki bu gün her türlü kirli saldırıya karşın susmayan saygıdeğer yurtsever ve aydınlar gibi bende susmayacağım. Şahsıma özellikle internet yoluyla yöneltilen saldırı ve tehditler son bir kaç ayda biçim deşiştirerek önce açık tehdit ve uyarılar son olarakta 14.02.2009 tarihinde fiziki saldırı halini almıstır. Basel de güpe gündüz yüzlerce insanın gözleri önünde fiziki saldırıya maruz bırakıldım. Kim olduğunu bilmediğim üç gencin yaptığı saldırıda neden açıktı gençlerden birinin elini kıralım yazamasın cümlesi adresin doğruluğunu gösteriyordu.

 

Bu üç gencin kimden veya nereden emir aldığını bilmemekle beraber(!) bu şer odaklarınada bir hatırlatmada bulunmak isterim. tuttuğunuz ateş sizleride yakacaktir.

 

Şahsıma saldıran üç gencin bana neden saldırdıklarının bilincinde olduklarına ihtimal vermiyorum.

 

Kirli ve karanlık politika üretim merkezlerinin hedef göstermesi ve talimatıyla harekete geçirilen o üç gencin yine aynı odaklar tarafından yarın hedef gösterilmeyeceği garantisi yoktur. İnsan unsurunun bir değer olarak görülmediği ve binkevir etme hukukunun egemen olduğu yapılarda kullanılan ellerde bir gün susturulur tarih bunun örnekleriyle doludur.

 

Kimden ve nereden gelirse gelsin bu tür saldırılar muhalif duruşumuzu terketmemize yol açmayacağı gibi haklı ve doğru duruşumuzun kanıtıdırda.

Kamuoyunu bu tür fiziki saldırı ve tehditlere maruz kalan Aydın, yazar ve yurtseverlerle dayanışmaya çağırırken. Bu tür Demokrasiden nasibini alamamış özgürlükler karşıtı yapılar karşında birlikte hareket etmenin elzem olduğu vurgusunuda yapmak istiyorum.

 

Yazmaya ve inandıklarımı savunmaya devam edeceğimi belirtiyor saygılar sunuyorum.

 

14.02.2009