Can Gülşenoglu


DDKD Tartismalari Üzerine

 

Bi r çağrıyla başlayan ve yurtiçi ve yurtdışında yapılan toplantılarla devam eden DDKD tartışmaları umulanın üzerinde bir coşku ve hızla devam ediyor. Aslında bu çağrıcıların da ummadığı bir şeydi.Ancak bu sevindirici gelişme içinde bazı tehlikeler de barındırıyor.

 

Nasıl mı? Fikir beyan eden arkadaşların bazılarının söylemlerinden, sanki bu çağrının amacı, DDKD' nin ya da onun arkasındaki siyasi eğilimin reorganizasyonuymuş gibi bir sonuç çıkıyor. Oysa olay hiç de öyle değil. Eğer çağrıyı yapanlar ''amacımız DDKD' yi yeniden (siyasi eğilim olarak) kurmaktır deselerdi, bırakın 80 nitelikli kadroyu, bu sayı kesinlikle tek haneli rakamlarda kalırdı. Bu en azından Avrupadaki toplantı için böyledir.Zaten amaç bu olsaydı, böylesi bir çağrıya gerek te yoktu. Çünkü bu geleneğin halen örgütlü bir devamcısı olan PADEK var ve o da aynı zamanda bu çalışmanın bir bileşenidir. Çağrıya bu denli canlı bir karşılık verilmesinin nedeni Kuzey Kürdistandaki başaşağı gidiştir ve böyle anlaşımalıdır.Ve sadece bu sebeple, esasen aktif politikayı gündeminden çıkarmış bir çok insan, durumun vehametinden dolayı, bu varolma yokolma sürecinde kendini tekrar sürece müdahil olmak zorunda hisetmiştir. Tam da bu yüzden bir takım ''kırmızı çizgiler'' çizilmiş ve tartışmaların sağduyulu,düzeyli ve sonuç verici olması hedeflenmiştir. Kendi adıma kendimi bu platformda ifade ediyor olmanın iki nedeni vardır:

 

Birincisi: dünden bugüne bu gelenekte siyaset yapan insanların ''köşe''ler oluşturmadan, (sonradan bu sürece katılım sağlayabilecek başka siyasi geleneklerden gelecek arkadaşları dıştalayacak bendler oluşturmadan) bir araya gelerek, dışımızdaki Kürdistani ve dokularımızın uyuşabileceği diğer güç ve kişilerle birlikte yeni,çağdaş ve vizyon sahibi, hayata müdahale etmeye muktedir bir yapı oluşturmak (birlik ya da koalisyon değil).

 

İkincisi: büyük değer biçtiğim KUDÇG'nun yürümemesi ve ya sekteye uğraması durumunda, bu çalışmaya emek vermiş insanların kendilerini bulabilecekleri hazır bir platform vazifesi görmesini sağlamak, yürümesi durumunda ise KUDÇG'nun garantörü ve motor gücü olabilecek bir yapı oluşturmak.

 

Bu yazımın amacı neleri tartışmamız gerektiği değildir. Elbette bu da gereklidir ve ileriki yazılarımda bunu yapacağım.Tartışmalar başladığından beri bütün yazıları okuyorum. Bazılarından gerçekten öğreniyorum, ortaklaşıyorum. Ama bazı yazıları okurken hayrete ve bazen de dehşete düştüğümü de belirtmek istiyorum. Bu yazıların detaylarına girecek değilim. Ancak yaklaşan büyük toplantı öncesi ben de bazı düşüncelerimi ve önerilerimi üzerinde düşünmeleri dileğiyle arkadaşlarıma sunmayı uygun buluyorum:

 

1) Tartışmaların ''umut'' ve umutsuzluk bulaştırma'' gibi son derece afaki, subjektif ve emekli sohbetinden ileri gitmeyen düzlemden hızla önaçıcı ve değer yaratıcı bir düzleme kaydırılmasını öneriyorum.

 

2) Büyük Kürd devrimcisi, yurtseveri Aslan Kaya, ölümünden bir kaç yıl önce kaleme aldığı bir yazısında ''Ülke dışında geçirdiği 10 yıl için'': Son on yılımı ahlaktan yoksun geçirdim'' diyor. Oysa vicdan sahibi her Kürd bilir ki eğer bir dürüstlük piramidi olsaydı tepe noktasında Aslan Kaya olurdu. Herkesten böylesine çıplak, acımasız ve cesur bir özeleştiri bekleme hakımın olmadığını biliyorum. Çünkü bu Aslan kadar derinlikli, O'nun kadar kendini dönüştürmüş olmayı gerektiriyor. Ancak kendi evimizde, kendimizleyken asgari bir muhasebe yapmak, son 26 yıldır siyasi sirkulasyonun dışında olmanın, ülkedeki başaşağı gidişin sorumluluğunun ne kadarının bize düştüğünü kavramaya çalışmak çok büyük bir beklenti olmasa gerektir.

 

3) Bundan sonraki süreçte herkes bundan önce ne olduğunu unutmalıdır. Bundan sonra ne yapabileceğini iyi düşünmeli ve sadece yapabileceklerini deklare etmeli ve deklare ettiğini de mutlaka yapmalıdır.

 

4) Ülkede yaşamak, geçmişteki sorumluluklarımız, deneyimlerimiz, yaşlarımız elbette önemlidir. Ancak henüz pratik/politik bir faaliyet içinde bulunmadığımızdan dolayı, tartışmalarda bu faktörlerin bu aşamada bir ehmiyeti yoktur. Yurtiçinde de, yurtdışında da sorumlu tarza sahip, önaçıcı ve sorunu kavrayıcı arkadaşları zevkle izliyorum. Örneğin, Erganili Devrimci Demokrat gençlikten, S. Adnan Turan'dan, bu gelenekten gelmemesine rağman Haluk Yıldızhan'dan, Medeni Marsil'dan, Sait Aydoğmuş'tan, Erdem Gencan'dan, Cemal Özçelik'ten, Vildan Tanrıkulu'dan ..vs. Ama örneklemeyi gerekli görmediğim,yurtiçinden ve dışından, sorunu kavramaktan uzak, acelesi olan, mesnetsiz ve vebamsı coşku yayan sorumsuz örnekler de görüyorum...

 

5) Ayrı bir pragraf açacak kadar önemsediğim ilk muhalefet eden ve söyledikleri Zaman içinde tek tek doğrulanan İZ-DDKD çevresine bir çağrı yapılmış mıdır? Yapılmamışsa niye yapılmamıştır? Yapılması gerektiği ve herkesten çok böylesi bir çağrıyı hak edenlere böyle bir çağrı yapılmaması büyük bir hatadır ve derhal bir çağrı yapılmalıdır. Kendi adıma bu grubu platformdaki herkesten çok önemsiyorum.

 

Yazdıklarımı biraz fazla idialı, biraz kırıcı bulanlar olabilir. Düşüncelerimi yazıyorum. Sömürgecilerden başka hiç kimseye kişisel bir husumetim yok. Ancak bütün kredilerimizi kullandık ve bu defa başarmak zorundayız.Bunun için de hatalarımıza hoşgörüyle bakamayız.Hiç bir şey olmamış gibi davranamayız.Yangınlardan, yanılgılardan ve yenilgilerden geliyoruz.Yenilerini yaşatmaya hakkımız yok. Dünyanın en büyük devletsiz ulusunun çocukları olarak, bu acyı yüreklerimizde hisediyorsak, bu acı bize hırs, coşku ve sorumlu davranmayı emrediyor. Son olarak, bu süreç her zamankınden daha militan bir mücadeleyi gerektiriyor. Çağdaş, vizyon sahibi, çok seçmeli siyaset stratejisini, dinamizimle harmanlamak gerekiyor. Ve bu dinamizmi dünden bu güne hep gençlikle yakaladık. Gençliğin eksikliği hisediliyor.Umarım ülkede bu eksik değildir.

 

Saygılarımla...

 

15.08.2006