Ferat Ayebe
feratayebe@gmail.com
Çıkarın şavaş baltalarını !..

 

Onüç askerin yaşamını yitirmesiyle beraber, gazete sayfalarından kesif kan kokusunun yükseldiği “askeri kamuflajlı basının” savaş bayraktarlığı yapması elbette şaşılacak bir durum olmadı bizler için…

 

Savaş çığırtkanlığında birbiriyle yarışan parti liderleri, yazılarında eli silahlı pozlar verip, “devletin bekasının bekçiliğine” soyunmuş genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları, ağızları hamaset kokan akademisyenler ve intikam naraları hiç kulaklarımızdan eksik olmayan “güç ve iktidar apoletli” paşalar şaşırtmadı, bilakis savaş baltalarını bu “derin” koalisyon algısıyla Güney Kürdistan'a yine çevirdiler.

 

Yine diyorum çünkü bu yöne dönüş kimler tarafından gerçekleştirildiği belli olmayan/olan bizim tarihsel bazı tecrübelerimizin eşliğinde aslında kimler tarafından gerçekleştiği belli olan her şiddet eyleminin sonucunda çoğu kez tekrarlandı. Şiddet kültürünü öksüz bırakmayan her alanda sahip çıkan bu militarizm şakşakçıları, nihayet amacına ulaşmış Askeri operasyon dışında diğer çözüm yollarını aldıkları “sınırötesi operasyon teskeresiyle” şimdilik kapatmış görünmekteler. Bu akıl tutulmasında onüç asker için “timsah gözyaşları döken “ yukarıda belirttiğim bu güruh, Türk Ordusunun Güney Kürdistan'a girmesiyle beraber olası kayıpların vebalini sayfalarında veya yüreklerinde taşıyabilecek mi ? (yoksa bu sorununda cevabı belli mi ?) bilmiyorum…

 

Peki AKP ne yapıyor ?

 

Şu tarihe kadar sınırötesi bir operasyona sıcak bakmayan AKP, 22 Temmuz seçimlerinde Kuzey Kürdistan'da aldığı yüksek oy oranını “Kürtlerin büyük çoğunluğu da bizim belirlediğimiz veya dahil olacağımız her politikayla beraberdir” olarak yorumlamasıyla, bu kurulan “ehveni şer” koalisyonuna –gönüllü- bir entegrasyon süreci geçiriyor. ( Oysa biz biliyoruz ki Kuzey Kürdistan'da “ Kürdi, Kürdistani ulusal bir birlik hareketinin oluşturulamaması ve DTP'li yerel yöneticilerin yönetimde yer yer başarısız olarak algılanması ” alınan bu yüksek oy oranının kısmen de olsa kısa bir analizi sayılabilir.)

 

Seçimlerden kalma bu zafer sarhoşluğunun da etkisiyle, günden güne ulusalcı ve militarist çevrelerin söylemlerine angaje olan, AB üyeliği sürecini yaklaşık bir buçuk senedir askıya alıp ilişkileri başlatmayan, kendinden önceki “seçilmiş” iktidarlar gibi ( tek ulus, tek dil, tek bayrak ) gibi ağızlarda kokmuş bir söylemle artık, tektipçi, şoven, faşist bir zihniyeti savunan, Türkiye'de Kürt sorununu klasik ret ve inkar politikası dahilinde, diğer sorunlara ise anti-demokratik algılar çerçevesinden bakan AKP ve onun “kahraman figürü” Baş(baltacı)bakan Tayip Erdoğan'a, çıkan teskerenin uygulanması halinde -Büyük Türkler Ansiklopedisinde- “tertemiz” bir sayfa açılacağı garantidir. Bu kesin…

 

O halde ne duruyorsunuz sayın Erdoğan “ülkemizin birlik ve beraberliğe bu kadar ihtiyacı olduğu bir zamanda” klişesini de gömleklerinize reklam diye alarak, çıkarın savaş baltalarını…

20.10.2007

 

İstanbul Çıra Kültür ve Sanat Derneği Üyesi

Ferat Ayebe