Fadil Özçelik

F.Ozcelik@gmx.net

 Şayet Amerika emperyalist ise T ürkiye post emperyalist bir ülkedir (I)

 

Söylemezler.. O halde biz söyleyelim, sayet emperyalizm Selcuk'un tarif ettigi türden bir şey ise Türkiye emperyalist bile değildir. Türkiye post emperyalist, emperyalist ötesi bir ülkedir.

 

Türkiye kabuk çatlatıp „artık hiçbir şeyin eskisi gibi ol(a)mayacağı bir noktaya geldi ya, yeni şekillenmeyle ilgili tartışmalar da gırla..

 

Esas mesele de oturmuş, yaygın ve kabul görmüş haliyle „Kürt sorunu“..

Eskisi gibi „Kürt“ün „Kurt“ kelimesinin bir yerel telafuz bi ç imi olduğu ve dolayısıyla „Ergenekon“ kökenli bu kelimeyi „Ergenekonvari“ bir darbe ile onu tekrar eski haline getirmek gerektiğini belirtenlerin arzuları kursaklarında kaldı.

 

Evrensel sol literatürün aksine işçi, emekçi ve sendikalardan yoksun kendine özgü utanmaz utangaçlığından olmalı ki Ergenekon`un sol hatta amansız sosyalist tarafının ise öteden beri „Kurt“ kelimesine içi ısınmadı; „Kurt“a „Kürd“, „Kürd“e de „Kurd“ demedi.

 

Yalnızca Kürt`üm diyene „milliyetçisin sen“ diyerek sitem etmekle yetindi. „Kürtlerin Marksistim, Leninistim, Stalinistim, Maocuyum.. „demeleri de fayda etmedi.

 

Hakkını yemeyelim. Aynı sol Filistin milliyetçilerine ise destek verdi, Filistin mücadelesini kendi mücadelesi belledi, dışarıda amansız bir kavgaya tutuştuğu düşman ve gerici islamcılarla birlikte Filistinliden çok Filistinli kesildi.

 

Birbirlerinden birbirlerini öldürecek kadar nefret eden solcu fraksiyonlar ını ve islamcıları bir araya getiren yegane şiar, „Kürdistan`a hayır, Filistin`e evet!“ oldu.

 

Bu solcu ve sosyalistlerden Ilhan Sel ç uk`a göre, Aziz Nesin`in dediği gibi Türklerin aptal olduğu doğruymus –kitlelerden destek ve onay görmeyen her kesimin diline pelesenk ettiği sıfat- ama Kürtler onlardan da aptalmış. Kürtler, Amerika`ya güvenmemeliymişler, çünkü Amerika emperyalistmiş, insanları alır satar ve Kürtleri de ortalıkta bırakıverirmiş..

 

(Selçuk`un ütopyasını doğru kabul edelim. Farzedelimki Amerika Kürtlere bir devlet kurdurttu veya bir devlet kurmaya teşvik etti de sonradan yüz üstü bırakıp gitti. Ne olacak Kürtlere o zaman? Bugünkü konumlarından öte gidebilecekleri bir köy mü var da bizi bu kadar uyarıyor ve tehdit ediyor yarım yüzyıllık sosyalist?)

 

80 yaşındaki yaman sosyalist Ilhan Selcuk`un bu dediklerine gülmek mi ağlamak mı gerekir? Diye bir soru sormak geçiyor insanın içinden.

 

Lakin sormayacağım.

Çünkü aptal Türklerin ve onlardan da öte aptal Kürtlerin kendisini anlama kapasitelerinden mahrum olduğundan emin olan süper zeka ve yetenek Ilhan Selçuk yaşına başına bakmadan artistliğe soyunmuş oyun oynuyor.

Selçuk`a göre, a) Amerika, emperyalisttir, b)insanları alır satar, c) Kürtleri ortalıkta bırakıverir.

 

Kürt ve Kürdistan sorunu Türkiye`nin bir sorunu değil midir? Türkiye çözeceğim dedi de Amerika karşı çıkıyor ve Kürtleri bir başka türlü mü kışkırtıyor?

 

Pekala, a) Amerika emperyalisttir de Kürdistan ile ilişkilerinde Türkiye nedir?

b) Yapmaya çalıştığın Ergenekon darbesi ne içindi? Senin politikalarını benimsemeyen aptal ve onlardan da öte aptal Kürtlere ne yapacaktın?

c) Amerika, Kürtleri ortalıkta bırakıverir, ya sen nerede bırakırsın?

 

Türkiye`nin demokratikleşme sürecini de AB ve ABD müdahalesiyle değerlendiriyor Selçuk, böylece Ergenekon içerisinde yer almasının amaç ve nedenini de açıklıyor.

Amerika neden emperyalist oluyor? Selçuk`a göre başka ülkelere müdahale etti ğ i için, onların yeraltı ve yerüstü kaynaklarına göz diktiği için.. Hoş, bu konudaki olağanüstü buluşlarına aptal muamelesi görmemek için okey diyelim.

 

Amerika, Afganistan`a müdahale ederken, „Burası Afganistan değil Amerikadır, siz Afgan değil Amerikalısınız, Afgancadan vazgeçecek Ingilizce konuşacaksınız, Afgancaya azıcık göz yumsak da öyle Afganca eğitim-meğitim demeyeceksiniz, Afganistan hükümeti, parlamentosu falan-fistan olmayacak..“ diyor mu emperyalist Amerika?

Sanırım diğer ülkelerde de Amerika`nın böyle bir politikası yok.

 

Güney Kürdistan`da ise sadık dostun Saddam Hüseyin döneminin aksine artık halkımızın tepesine göklerden kimyasal gazlar yağmıyor, enfallere maruz kalmıyoruz, bir hükümetimiz ve parlamentomuz var, Kurdistan`da diğer halklarla birlikte ilkokuldan üniversiteye kadar anadilimizde eğitim görüyoruz, yeşil maydanoz, sarı limon ve kırmızı domatesin yasaklanmadığı, tersine ulusal onur ve kimliğimizi temsil eden dünyanın en güzel renk cümbüşünü harmanlayan sarı, kırmızı ve yeşil renklerin bilerek, isteyerek biraraya getirildiği televizyonlarımız var, kırmızı, beyaz ve yeşilin tam ortasında, başlayan yeni günün ve geleceğimizin müjdesini veren, içimizi ışınlarıyla aydınlatan bir güneşle bayrağımız dalgalanıyor..

 

Küllerinden yeniden doğmus Kürdistan`ın sorunları yok mu? Var, hem de pek çok. Amerika ile sorunlarımız yok mu? Var, en az iç yanlış ve yetersizliklerimiz kadar.

 

Ama bu ilişki ve sorunlarımızı tartışmanın dünyadaki en son mercisi Ilhak Selcuk ve O`nun temsil ettiği zihniyet ve politikadır.

Hani Diyojen ne demişti Iskender`e, „Gölge etme başka ihsan istemez!“

Dünya bilim tarihinin bildiğim boyun eğmez üç-beş hocası içerisinde bulunan Ismail Beşikçi hocamız, Kürdistan sömürge bile degildir, Kürdistan daha da alt bir statüde, işgal ve ilhak edilmiş bir ülkedir, diyor.

Kadük sosyalist ve cuntacı Ilhak Selcuk ise infiale kapılmış Amerika`ya emperyalisttir diyor.

 

Hadi iyi diyor, güzel diyor olsun da Selçuk, Türkiye`nin ne olduğunu söylemiyor.

Söylemezler.. O halde biz söyleyelim, şayet emperyalizm Selçuk`un tarif ettiği türden bir şey ise Türkiye emperyalist bile değildir.

Türkiye post emperyalist, emperyalist ötesi bir ülkedir.

 

Türkiye, Iran, Irak ve Suriye`de kendisini sosyalist bilen kesimin neredeyse tamamına yakını Kürtleri, emperyalizm işbirlikçiliğiyle hatta daha da ileri giderek uşaklığıyla ağır bir şekilde eleştirmekte ama kendi post emperyalist devletlerini gözden ırak tutmakta, gizlemektedirler.

 

Kendilerinin anti-emperyalistliği sözde kalmakta, pratik hiçbir ifade taşımamakla birlikte emperyalizmin bir üst aşaması olan kendi ülkelerinin pro emperyalizmine karşı savaşan Kürtleri ise milliyetçilikle suçlamaktadırlar.

 

Kendileri emperyalizmi yıkamıyorlar, Kürtlerin de post emperyalizmi yıkmalarından memnun değiller, ne yıkıyor, yıkabiliyor, ne de yıktırıyorlar. Sonra da kitleler tarafından ciddiye alınmamaktan şikayet ediyorlar.

 

Kürdistan ülkesinin ilhak ve işgaline karşı çıkan milliyetçiliğin suç olabileceği fantazisinin icadı da böylece kendilerine mal oluyor. Ne kadar ovünseler yerindedir ve haklarıdır.

 

Oysaki Kürtleri yeterince milliyetçi olmamakla, yeterince milli politikalar üretememekle eleştirseydiler daha dürüst, daha içtenlikli olurlardı.

 

Kürtlerin yanlışlık ve suçları milliyetçi ve milli politikalar üretmelerinde değil, aksine yeterince milliyetçi olamamalarında ve buna bağlı olarak da yeterince milli bir politika üretememeleridir. Bu konuda başta PKK ve DTP olmak üzere Kürtlerin kendilerini bir kez daha süzgeçten geçirmeye ihtiyaçları vardır.

 

Işgal ve ilhak edilmiş Kürdistan`ın en tutarlı, sosyalizmi en çok özümsemiş sosyalistleri, en çok milli duruşu sergileyenleridir, sergileyebilenlerdir. Kürdistanlı sosyalistlerin birinci önceliği sosyalist Türklerle ittifak değil, sosyalist olmayan Kürtlerle birlikteliğidir. Ancak birlik ve ittifak süreçlerini tamamlamış Kürtler dışarıda da kardeşçe, dostça ilişkiler kurarlar.

 

Şayet işin içinde yoksa bir yanlışlık Türkiyeli sosyalistlerin ve bir ülkenin diğer bir ülkeyi ilhak ve işgal etmesine karşı duranların da Kürtlerin de asıl sorgulaması gereken süreç budur.

 

Amerika, emperyalizm hikaye ve öcüleri değil.

Türkiye, Iran, Suriye ve Irak solcu, dinci ve sosyalistlerinin bu post emperyalist yanl ı sı tutum ve politikalarının ideolojik ve psikolojik sebepleri araştırılmaya değer sorumluluğu bir konu olarak hem onların, hem biz Kürtlerin önünde duruyor.

 

Bu kesimler tarafından solcu olmazsa bile dünyadaki her emperyalizm karşıtı isyan ilerici bir muhtevaya sahip olarak değerlendirilmekte ve alkışlanmakta; Kürtlerin kendi post emperyalist tutumlarına yönelen her Kürt davranışı ise gericilikle ve emperyalizm yandaşlığı suçlamalarına maruz kalmakta, anti post emperyalizm mücadelesine karşı bazen açık, bazen de kapalı müdahaleler yapmakta bir sakınca görmemektedirler.

 

Mesela AB veya ABD emperyalizmi –deyim onlara ait- bir bölgeden kovulurken bayram ederlerken, Saddam Hüseyin post emperyalizminin yıkılması kaybedilen bir mevzi olarak onlara karalar bağlayabilmektedir.

Selçuk ilginç bir tespit ile yazısını şöyle noktalıyor:

„Aziz Nesin'in dediği gibi bu Türkler çoğunlukla aptaldır

 

Ama, bir de Türklerin kafası kızarsa ne olur?..

İşte o zaman emperyalizme karşı savaşla kurulmuş laik ve bağımsız Atatürk Cumhuriyeti olur...“

 

İhtiyar Selçuk sözü şunu demeye getiriyor.

Emperyalizme karşı savaşla kurulmuş laik ve bağımsız Atatürk Cumhuriyeti`nin kurucu cenahı çoğunlukla aptaldır.

 

Bugünkü savunucularının da çoğunluğu aptaldır diye bir sonuç da bize değil bizzat Ilhan Selçuk`un kendisine ait olur.

Bu çoğunluk içerisinde, Ergenekon soruşturmasında papucu ele veren Ilhan Selçuk yeri azınlık içerisindedir.

 

Politik fanatizm insanı nasıl da dandikleştiriyormuş.

17 .05.2009

  •