http://www.haksozhaber.net/images/other/6833.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cemal Ağa Yılmaz

cemalagayilmaz@yahoo.com

 

Bir fotoğraf ve düşündürlükleri

 

8 Mart Pazar günü, Diyarbakır'da sayıları on binleri bulan öfkeli bir kitlenin, tekbir getirerek yaptıkları mitingi izlerken dehşete kapıldım. Türk ve Kürtlerin son yirmi beş yılını çalan PKK'nin sürdürdüğü ve Kürtlerin yararına olmayan “düşük yoğunluklu savaş”ın bittiği/biteceği yönündeki emareler gittikçe artmaya başlamıştı ki, bu savaşın bitmesini istemeyen güçlerin yeniden bir senaryo hazırladığı korkusuna kapıldım.

 

Bir dönemden beri, “Eve dönüş” yasasının gündeme gelebileceği ve “PKK'nin siyasallaşması” için uluslararası bir planın yapıldığını biliyoruz. Bu planın yaşama geçmesi için PKK ile IKDP arasında yapılan görüşmelerin kamuoyuna yansıdığı kadarıyla anlaşılıyor ki; taraflar arasında bir “uzlaşma” sağlanmış/sağlanacak. PKK'nin İran'daki kanadı olan PJAK'ın da, bir dönem önce silahları bırakması bu “uluslararası plan”ın işlediğini ve PKK'nin silahları bırakması konusunda “ikna” olduğunu(?) akla getirmişti. (Tüm bu teorilerin doğruluğunu, yapılacak Kürt Konferansı sonucunda bir Manifesto ile açıklanabilir kanaatini taşımaktayım).

 

Ancak PKK silahları bırakma konusunda ikna olsa bile bunun uzun bir süreç gerektirdiğini bilmek lazım. Bu devasa örgütün kısa süre içerisinde silahlarını bırakıp, üst düzey kadrolarının Avrupa ülkelerine, alt düzey kadrolarının da “eve dönüş” yasasıyla evlerine dönüşü, diğer PKK gerillaların da değişik görevlerde kullanılması hesaplanıyor. Bu plan sanıldığı gibi kısa bir sürede tamamlanamaz.

 

Ancak ya unutulan ya da küçümsenen bir gerçek var o da; işimize gelse de, gelmese de PKK'nin halen büyük bir alanı kontrol ettiği gerçeğidir. PKK'nin silahları bırakmasıyla kontrolü altında tuttuğu alanda büyük bir otorite boşluğu olacağı da kaçınılmazdır. Siyaset boşluk kaldırmaz… PKK kontrol ettiği alandan çekilirse oluşacak “otorite” boşluğunun yerine bir şeyleri ikame etmek gerekir. Bu boşluğu bu günkü koşullarda ne DTP ne diğer Kürt partileri ne de AKP dolduramaz, yarın ne olur bilinmez.

 

O halde yeni aktörlere ihtiyaç olacaktır. Peki, bu aktörler kim olacak? Bu sorulara yanıtlar bulmak lazım.

 

PKK projesinin sahibi olan güç odakları oluşacak boşluktan kendilerine tekrar vazife çıkarıp Hizbullah'ı mı Kürt siyasetinin aktörü yapacaklar diye düşünmeden edemiyorum.

 

Bilindiği gibi Fırat'ın Doğusu'nda bir dönem önce en az PKK kadar güçlü olan bir Hizbullah gerçeği vardı. Dönemin Diyarbakır emniyet müdürü olan Gaffar Okan'ın Hizbullah'ın yaptığı iddia edilen suikast sonucu öldürülmesiyle, devletin “kontrolünden çıkan” Hizbullah'ın ipi çekilmişti. Ardından Hizbullah'a yönelik bir dizi operasyonlar yapılmıştı, bu operasyonlar sonrasında liderleri öldürülmüş ve önemli kadroları yakalanarak cezaevlerine konulmuştu. Hizbullah'a yapılan bu operasyonlar sonucu bu örgüt ağır darbe almıştı. Birçoğumuz bu gelişmeler sonucunda Hizbullah'ın bittiği hissine kapılmıştık. Bizce asıl yanılgı burada, Hizbullah'ın o bölgede Kürtlere kan kusturduğu yılları hatırlayalım, PKK'yi o yıllarda dize getiren bu güçlü örgütün bir iki operasyonla bitmiş olabileceğini düşünmek en basitinden saflık olur. Hizbullah'ın aldığı bu ağır darbelerden sonra toparlanabilmesi için bir süreye ihtiyacı vardı. Aradan geçen bu süre Hizbullah'ın toparlanabilmesi için yeterli bir süre olabilir.

 

Bölgedeki insanların üzerinde Hizbullah'ın oldukça büyük bir etkisinin olduğunu yadsımamak gerekir. Azımsanmayacak bir kitlenin Hizbullah'la gönül bağı taşıdığını ve Ortadoğu'da Siyasal İslamcıların Hizbullah'a ihtiyacı olduğunu da unutmamalıyız.

 

Şimdi Kutlu Doğum Haftası sebebiyle Diyarbakır'da on binleri alanlara toplayan ve radikal İslami sloganlarla seslerini duyuran bu kitleyi harekete geçiren “örgüt”ün “derinliklerdeki” bazı güç odakları tarafından Kürt siyasetinin “yeni” aktörü olabileceğini söylersek paranoya mı olur ?

 

Hiç hesapta yokken ortaya çıkan “Peygamber Severler Platformu” tarafından organize edildiği söylenen Diyarbakır'daki bu mitinge katılımın çok yoğun ve öfkeli bir kitlenin galeyana hazır olduğunu büyük bir hayret içerisinde izledik. Atılan sloganlardan da anlaşılacağı gibi bu mitingi Hizbullah'ın organize ettiği her halinden belliydi.

 

Belki, bu güne kadar uyuyan bu kitle yarın hemen harekete geçemeyebilir, ama unutmamak lazım ki, bu öfkeli kitlenin sağlıklı bir sosyolojik analizi yapılıp, önleyici “tedbir”ler alınmazsa amiyane tabirle “kucağımızda yeni belalar bulabiliriz.”

25.03.2009

 

Cemal Ağa Yılmaz

Ankara

(Yayıncı)

cemalagayilmaz@yahoo.com