Azad Sağnıç

Yerel seçimler de Adana, seçimini yaptı mı?

 

Yerel seçimlerden dolayı 19.02.2009 tarihinde Adana'ya, HAK-PAR'ın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gittim. Yaklaşık 45 gün Adana'da seçim çalışmalarını yürüttüm. Daha önceleri günü birlik gittiğim şehirde 45 gün kalmak ve kazanamayacağım bildiğim bir seçim çalışmasını, bilmediğim bir coğrafyada yürütmek gerçekten zordu.

 

Adana'da yaşayan dostların, devrimci ve Kürdi dayanışma gereği olarak, bana kucak açmaları, Adana'da geçirdiğim günleri duygusal ve anlam yüklü yaşatmaları ayrıca izaha değerdir.

  

Adana'da kaldığım sürece yaptığım gözlemlerden biri, Kürdlerin 80 öncesi var olan siyasi yapılarının tamamı halen örgütsüz olarak varlıklarını devam ettirmesi olduğuydu. Bir diğeri de 80 öncesi Kürdi örgütlerde şu veya bu şekilde yer almış olan arkadaşların, ancak şimdilerde yaşam mücadelesi içinde yitip gitmemek, kaybolmamak için insanüstü bir performans ile hayata tutunmalarıydı. Hepsinin gözlerinde umut, hepsinin yüreklerinde 18'lik delikanlının heyecanı vardı. Hiçbir güç, umutlarını ve heyecanlarını beslemelerine engel olamazdı. Çünkü onları yaşama bağlayan, gelecek güzel günlere duydukları inançları hiç tükenmemişti. Anka kuşu misali her gün küllerinden yeniden doğmasını öğrenmişlerdi. Bir de “keşke”leri var, hem de ne çok keşkeleri... Ancak hiç sitem etmiyorlar, çünkü onlara sitem etmek yakışmaz; sadece yürekleri daraldığında sessizce haykırmasını öğrenmişler.

 

Bu kadar Kürd aydının bir arada olduğu başka kent var mıdır? Bilmem! Ama şunu bilirim Kürdistani siyaset yapacaksan Adana'ya mutlaka uğramalı ve bu aydın, entelektüel, yurtsever havuzundan gelen sesi can kulağıyla dinlemeli, deneyimlerinden mutlaka faydalanmalısın. Aralarında öyle bir uyum var ki herkes, herkesin hangi aidiyetten geldiğini bilir ve maksimum saygı gösterir. Bir diğerinin aidiyeti bir diğerinkine göre daha çok önem arz etmez ve bu anlamda Kürd örgüt, parti vs.lerinin bir türlü beceremediği ama hep söylediği birliği kendi aralarında öyle oluşturmuşlar ki insanın “aşk olsun” diyesi geliyor.

 

Devrimci Demokratlar geleneğinden Şakir, seçim çalışmalarım için evini açmakla kalmadı tüm basın ve siyasi ilişkilerini HAK-PAR'ın hizmetine sunarak, yetenekli bir Kürd olmanın yanında, Kürdi duruşun gereğinin altını çizdi. Sevgili eşi Esma nasıl anlatılır,s bilemem. Kelimeler cümle kurmaya yeter mi bu Kürd (Zaza) kızını anlatmaya? Çocukları 13 yaşındaki Baran ile 11 yaşındaki Barış'ın, evlerinde kaldığım sürece çalışmalarımı rahat yapabilmem için çocukluklarından vazgeçip iki yetişkin gibi davranmaları, mütevazı sıcacık evlerinde gelen misafirlerime tüm sevecenlikle, kıt bütçeleriyle, en iyi şekilde karşılamaları, yurtsever Kürd ailesine iyi bir örnek olduğundan hiç kuşkum yok. Annesi ve kız kardeşi Songül, şık duruşları ve yüzlerinde hiç eksilmeyen tebessümlerinin, seçim çalışmalarımda etkili olduklarını söylersem abartmış olmam.

 

KUK geleneğinden gelen Usta diye çağrılan Bahri Abi'nin yurtseverliği ve mücadele aşkı, ona Adana'da hak ettiği itibarı kazandırırken, yüzündeki çileli yılların tanığı olan çizgilere inat bir delikanlının gözlerindeki canlılık benimle geldiği her yere umudu taşımaktaydı.

 

Emin Abi, kendisine has üslubu çevresine yaydığı pozitif enerji ile Adana'nın yurtsever çevresinin aranan kişisi olmayı başarmış kişilikli bir Kürd.

 

Hasan Hoca, Rızgari çevresinden gelen entelektüel birikimi, tarih üzerindeki derin bilgisi ve anlatımındaki o melodik tınısı halen kulağımda. Sevgili eşi ve yoldaşı Adana'nın Necla Ablasını bir makaleye sığdırmak elbette mümkün değil. Necla Ablanın geçmişe olan sitemine yüklediği keşkeler ne çok acıları sessizce anlatıyordu.

 

Rızgari geleneğinden gelen Turan, nasıl anlatılır, nasıl yazılır? O civan yürek. Çift taraflı ölüm projelerini boşa çıkarıp iki yurtseverin bir araya geldiğinde geçmişin sohbetlerinde mutlaka adı alınan bir fenomen.

 

Turan'ın eşi Kâtibe Abla; asil, onurlu Kürd kadını, eski yoldaşlarına karşı zarif kırgınlığına rağmen toz kondurtmayan vakur duruşunu nasıl anlatabilirim ki?

 

Rızgari geleneğinden; Mustafa, nam-ı diğer Kungfu Mustafa… Ne çok acı çekmiş, ne çok acı yaşatmış idealleri uğuruna kardeşlerine ve çocuklarına. Eski bir yoldaşını gördüğünde tüm acıları sevince dönüşür, iyi bir haber beklentisi ile yoldaşının gözünün içine bakar, beklediği cevabı alamayınca içi burkulur, gözyaşları göz pınarlarına hücum eder ama ağlayamaz, çünkü gencecik yaşına rağmen hayat ona sabrı vura vura öğretmiştir.

 

Şadiye; Sanatçı kimliği yanı sıra babası ve abisinden aldığı siyasal terbiyesi gereği zarif akılcı ve üretici olmakla birlikte militan ruhu med-cezir yaşamaksızın dik duruşun abidesiydi sanki.

  

Halit KAHRAMAN, Mardin Cenatalı… HAK-PAR'ın BK üyesi uzun yıllarını İsveç'te geçirmiş, Türkiye'ye kesin dönüş yaptıktan sonra Adana'ya yerleşmiş. İsveç'teki yaşamında Türkçenin ve Türkiye'nin tamamına yakınını unutmuş, ancak ne halkını, ne ana dilini, ne de Cenata köyünü unutmuş. İsveç'te tam bir Kürd olarak yaşamış, bundan dolayı Türkiye gerçeğini anlamakta epeyce güçlük çekiyor. Derme çatma Türkçesi ile birikimlerini anlatır, ancak Türkçedeki yetersizliği onun yanlış anlaşılmasına yol açar, karşısındaki ona yüklenir, o çaresizce susar ve dinler bilir ki Türkçesi onu düzeltmeye ve anlaşılmasına yetmez. Nedense Anadilinde kendisini ifade etmesine de fırsat vermezler. Tüm bunlara rağmen Türkçenin kafasını gözünü kırarak, ulusal mücadelede üzerine düşeni yapmaktan geri kalmaz.

 

Keştan! Keştan'ın Halit ile olan tatlı çekişmelerini nasıl unuturum. HAK-PAR'ın seçim çalışması sırasında DPT'liler saldırırken Keştan'ın soğukkanlılığı ve o saldırgan ruhlara sakin ama kararlı bir tavırla Demokrasiyi ve günü geldiğinde şartlar değiştiğinde birlikte omuz omuza olacaklarını anlatma çabasını nasıl unuturum. Saldırının ardından duyduğu ve yüreğini parçalayan “HAİNLER” “ŞEREFSİZ BERZANİ'YE GİDİN” küfürleri ile yaşadığı o anki duyguyu bana anlatırken yüzündeki çaresizliği asla unutamam.

 

Afife Abla, sen ki doğrularından taviz vermeyen, hayatın tüm acılarını eşin Ramazan ve çocuklarınla birlikte yaşamış, yüreğinin potasında eritmişsin. Yiğit bir Kürd kadını olarak doğrularından taviz vermemiş ve Kürdi olan her yerde mutlaka ailen ile birlikte var olmayı becerebilmişsin. Senin duruşun umarım nicelerine örnek olur.

 

Sevgili dostum Gazeteci yazar Erdal Balcı'nın seçim çalışmalarıma katkı sunabilmek ve partimi kendi cenahında tanıtmak için gelip iki gün Adana'da çalışmalarımıza katılarak ve çalıştığı Hollanda'daki gazetede haber yapması ayrıca önemliydi. Bu uzun, yorucu mücadelemizde nefesini sesimize, gücünü yüreğimize katıp destek olması beni onurlandırdı, umutlandırdı, mutlandırdı.

 

DDKD geleneğinden Tahsin, ÖDP' den Bedri, Kawa' dan Süleyman, TİSİP' ten Dede ve Yaşar, Rızgari çevresinden Leyla, Fevzi, Ahmet Kurdi, Fesih, Reşit KDP geleneğinden Ramazan, Özgürlük Yolu çevresinden Zeynel, Erdal hoca, Mehmet, Arif ve burada isimlerini sayamadığım tüm renkler ve sesler 300 Spartalı refleksiyle Adana'da HAK_PAR' ın seçim çalışmalarına omuz vererek renklerin oluşturduğu coşkunun yarattığı o görsel şöleni görmek, bu dostların sayesinde bana nasip oldu.

 

Türk solundan Sanayi Hoca, Tunceliler Dernek Başkanı Kâfi'nin, İHD'den Osman'nın, Muhtar adayı Mahmut'un gönüldeşlikleri unutulur mu?

 

Anlaşılan o ki Kürdi damardan beslenenler Kürdistan'ı olan her değere sahip çıkmasını bilirler ve milli hattı, gururla müdafaa ederler.

 

Seçim sonuçlarını, kaç oy alacağımızı, Parti olarak önemsemedik çünkü bizler seçimin yarattığı görece rahatlığından faydalanarak Partinin projelerini anlatmak ve halkımızla birebir görüşmek ve onları dinlemek, halka rağmen halksız siyaset yapanlara inat, halkımızla Kürdi çözüm üretmek adına yola çıkmış olmanın bilinci ile alanlara çıkmıştık. Sizce Adana'da seçimi kim kazandı? Saygılarımla

 

07 Nisan 2009 İstanbul.

Azad SAĞNIÇ

HAK-PAR

Genel Başkan Yardımcısı

Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayı