ADNAN YILDIZ

Che_vitamini@hotmail.com

 
16 mart 1978 Beyazıt katliamının 30.yıldönümü

 

Katliam ve acılarla dolu tarihimizin en kara günlerinden biridir 16 mart....

Kuşkusuz çoğumuzun aklına ilk olarak acısı daha taze ve derin olduğundan 1988 Halepçe Katliamı geliyor...

 

Tarihte bugün kapkara bir olay daha yaşanmıştır.. "Türkiye'nin ilk toplu ögrenci katliamı" sayılan İstanbul Beyazıt Katliamının 30. yıldönümü...

Tarih 1978,yer İstanbul üniversitesi Beyazıd Kampüsü.

Faşistlerin teror estirdiği yıllarda antifaşist birlik kuran devrimci öğrenciler okullara birlikte girip çıkma kararı almışlardı.1978'in 16 Martında yine okuldan topluca çıkan öğrencileri polis ana kapıya yönlendiriyordu. Bu kez etrafta daha az güvenlik önleminin alındığı görülüyordu.

Ana kapıdan çıkıp Eczacılık Fakültesinin önüne gelindiğinde üniversitelilerin üzerine bomba atılıyor,kaçışan insanlara yaylım ateşi ediliyordu…Geride kalan; 5 öğrencin gencecik bedenleri olay yerinde parcalanıyor,daha sonra 2 öğrencinin daha hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 7'ye çıkıyordu ve onlarca öğrenci yaralanıyordu…

Gençlik önderlerinden DDKD üyesi Hamit Akıl da burada şehit düşüyordu.

 

Tarihe 16 Mart katliamı adıyla geçen olayda birinin adı duyuldu: Mehmet Gül

 

Maraş katliamında da adı gecen bu katil 16 Mart katliamıyla meshur oluyor,daha sonra ödüllendirilerek mhp milletvekili olarak meclise giriyor.

 

16 mart sehitlerini anacağımız günün hemen öncesinde Mehmet Gül ölüyor!

Kuşkusuz eceliyle öldüğü için bu bir tesadüf. Ama daha ilginç bir tesadüf varki;o dönem faşistlerin ağızlarına sakız ettiği o bilindik slogan ‘'komunistler moskovaya'' diyen Mehmet Gül,Moskova'ya çok da uzak olmayan Kiev'de 16 Mart öncesi ölüyor!..

 

 

Yıllar sonra ortaya çıkan bir belge katliamın hemen öncesinde istihbaratın alındığı gösteriyor fakat önlem almak bir yana istihbaratı alanlar tarafından bizzat olayın failleri yonlendirilip korunuyordu… Katliamdan 18 yıl sonra ortaya çıkan dönemin İstanbul emniyet müdürü Şükrü Balcı imzalı ihbar ve Polisin bu ihbara karşılık hiçbir önlem almaması,katliamda polis -ülkücü işbirliğini ortaya çıkarıyor. ( http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/05/10/205112.asp )

 

 

Katliamla ilgili olarak yapılan yargılamada sanıklar delil yetersizliğinden serbest bırakılıyordu.


1978 yılında, 7 arkadaşlarını kalleş bir sal­dırıya kurban veren İstanbul Üniversitesi öğrencileri, yıllar sonra okullarını bitirip avukat oldular ve bu katliamın faillerinin peşine düştüler,dava yeniden açıldı.

 

Can Dündar'ın olayla ilgili hazırladığı belgesel karanlıkta kalan bircok seyi gözler önüne seriyor… Olay sırasında görevli polis Yahya Gergin, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Reşat Altay'ın, patlamadan sonra katil zanlılarını 100 metre arayla kovalayan polislere durun diye emir verdiğini söylüyor…(susurluk skandalı patladığında çatlı'nın, o donem İstanbul terorle mucadele sube baskani olan bu şahısla 5 defa telefonla gorustugu ortaya cıkıyor,dev-sol orgutune karşı yapılan ciftehavuzlar katliamı,Gebze de katledilen 3 kürt ve çetelerin üs olarak seçtiği trabzonda emniyet müdürüyken hrant dink cinayeti,rahip santoro cinayetiyle ilgili ihmalden son olarak merkeze alınıyor;Mehmet ağara çok yakın bir isim)

 

Katliamda kullanılan TNT bomba kalıplarını ise Abdullah Çatlı'nın TSK'dan temin ettiği söyleniyor.Olayın faillerinden Zülküf İsot'un, ablası tarafından konuyla ilgili belgeselde, kardeşinin bu katliamın emrinin Alparslan Turkes tarafından verildiğini kendisine soylediğini belirtti. Bombayı bizzat atan şahıs zülküf isot yakın arkadaşına pişmanlığını ve bu işi bırakacağını soyledikten sonra öldürme emri arkadaşına veriliyor,katil başka bir katil tarafından öldürülüyordu...

 

 

16 Mart katliamı Susurluk devletinin bin operasyonundan biriydi.

 

Kaynak:

( http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=4652#this

16 mart belgeseli )

 

ADNAN YILDIZ

16-O3-2008

Che_vitamini@hotmail.com