Eli Rojperwer

Shengal katliami ver Kürd´lerin genel tepkisi

Kürd Êzidi´lerin tarihi; trajedilerin, katliyamlarin, sistematik yok edilme arayishlarinin ve en önemlisi sahipsiz olmanin tarihidir. Trajediyi katmerlestirin temel olgu, bu tarihin yashiyanlar ile yashatanlar dishinda ne varki hic kimsenin bilmemesidir.

Bu halk, bin yilari askindir toplumsal, ekonomik ve siyasi yasam disina itilmis, daglarin ve doganin insafina terkedilmistir. Bu yetinilmemis, egemenler tarafindan her kac yilda resmi yok ve talan etme fermani cikarilmistir. Êzidi´lerin „72 Ferman“ söylemi boshuna söylenmemektedir. Hüküm edenlerin nezdinde bu topluluk hic bir hak ve hukuka sahip olmiyan, ölümü ve öldürülmesi halinde bile devlet tarafindan kayda alinmiyan, alinma degeri olmiyan bir topluluk olagelmishtir.

Shengal katliami, Kürd´lerin orijinal kimligini temsil eden Êzidi´lerin belkide tarihte neler yasadiklarinin bilmiyenler acisindan bir ip ucu vermishtir Öncelikle söylemem gerekirki, kismende olsa bazi Êzidi´lerin, bu katliami „73 cü ferman“ olarak adlandirmalarini dogru bulmuyorum. Zira Ferman, Êzidilerin yasadiklari ülkenin egemenleri tarafindan resmen ve sistematik olarak yok etme emridir. Her ferman bir degil, bir kac katliyamla sonuclanmishtir. Bu katliyamla ilgili „Ferman“ termi kulanildigi taktirde, tarihte gercekleshtirilen soykirim hareketlerini retalitive edici nitelik tashiyacaktir.

 

Katliyam dish sömürgeci devletlerin daha özgürleshtirilmeyin Kürdistan topraklarinin bosaltma ve öngürülen referandumu engeleme veya kendi lehlerinde sonuclandirmaya dönük babarca gercekleshtirilen bir girishim olarak görmek lazim. Elbetteki yanliz bu degildir, ayni zamanda dini bagnazligin ve Êzidi dusmanliginin payida belirleyici bir rol oynamishtir.

 

Zira kendilerini bombalarla havaya ucuranlar, inanarak ve „cennete“ gideceklerini öngörerek bu terörist eylemde bulunmuslardir. Shexan ve Musul olaylari bu kapsamda ele alinirsa, bölgede acik ve aleni bir Êzidi dusmanligini oldugi aciga cikmaktadir. Bu, maalesef bizim halkimiz icendede azimsanmiyacak derecede mevcuttur.

 

Kürd halki ve siyasi partilerin, katliamla ilgili tepkisi ele alinmak durumundadir. Burda, hem sevindirici hemde eleshtirilmeye deger noktalar olduguna inanmaktayim. Her dört parcada ve yurtdishinda ilk kez bu denli kendi ulusunun bir parcasi olan ve kendisini yüzyillarca yalniz biraktigi ve belkide karshi defalarca savashtigi kardeshi olan Êzidi´lere, gercekleshtirilen katliam karsisinda yer almis ve protesto etmistir. Kürd siyasi partileride resmi kinama mesajlari yayinlamishlardir. Bunlarin hepsi Kürd cografyasinda „ilk“ oldugundan kushkusuz olumlu görülebilir, görülmeledir. Ancak gereken ve istenilen tepki gösterilmishmidir veya bundan bazi sonuclar cikirlmishmi veya cikarilabileckkmi, irdelenmesi gerekir.

 

Evella saptamak gerekirki, Êzidiler arasinda ulusal sorun baglaminda yillarca yürütülen tarshmalarda „yurtsever akim“ in eli güclendirilmis ve bütün Êzidi toplumuna „varsa Êzdilerin birincil dercedeki bir dostu-kardeshi ve sahibi oda üyesi oldugu Kürd ulusunun ta kendisidir“. Salt bu „rasyonel“ düshenceyle hareket edildigi ve bu sonuc saglansin diye tepki gösterildigine inanmak mümkün degildir. Kürdlerin bu ic münasebeti ve hatta Kürdistan´da yashiyan bütün topluluaklarla ilishkileri büsbütün kardeshlik üzerinde kurulmalidir. Gercek bir empatinin Kürd halki nezdinde (elbette bunu yanliz yapanlar icin söylemek mümkün) disha vuruldugu görülmelidir .

 

Gelistirilen tepkiler, baska bir perspektiften (yani normal yapilmasi gereken) degerledirilirse, bunun hic yeterli olmadigi ve Kürd halki icinde halen bu mazlum toplum karsisinda hayli öngargili olundigu gercegi aciga cikmaktadir. Hewler katliyami karshisinda yapilan hidetli tepki gösterilmemishtir. Kürd siyasi hareketleri bu konuda hayli utangac bir tepki icinde olmushtur.

 

Kendilerini „islami yurtsever“ olarak ad edenler tamamen sesiz kalmish ve olayi es gecmishtir. Bu gösteriyorki, Kürd halki, gericilgi ve yikici bagnazligi büyük ölcüde ashmamistir. Bazi Kürd siyasi harekelerinin popolist tutumu tehlikeli bir hal aldigi ve ulusal bütünlügü percinleshtirmekten hayli uzak oldugu söylenebilir.

 

G. Kürdistan önderleri, böylesi bir katliamin gercekleshtirildigi yere gitmeleri ve öylece orda sürülmek istenen Êzidilere moral verip, sahipsiz olmadiklarini beyan etmeleri zorunluydu..

 

Bu katliamin esas nedenlerinden biride zaten, yapilmak istenen referandumu, halki korkutmakla engelemek veya yapildigi taktirdede Kürd´lerin alayhine sonuclanmayi belilirli ölcüde etkilemekti. Referandumda tercihleri belli olan Êzidi Kürd´leri, islami motifler ve özeliklede sömürgeci komshu ülkelerin yardimiyla saglandigi tartishmasizdir. Kürd siyasi hareketinin bunu tam öyle gördügü ve ona göre hareket ettigini söylemek mümkün degildir. „Örgütsüz“ Kürd halkinin tepkisi maalesef „siyasilerin“ önüne gectigi söylenebilir.

 

Bütün Kürdistani siyasi partileri, kendi tarih ve kültürünün orijinal temsilciligini yapan Kürd Êzdilere daha farkli sahip cikmali ve bunu programlarina almaliliar.

 

Bütün Kürd yazili, görsel ve sözlü medyasinda Êzidi Kürd´lerin, tarihi ve kültürleri ile ilgili daha fazla aydinlatici pragramlar yapilmalidir.

 

Yurtsever dindar ve hocalarin televziyonlarda Êzidilerle ilgili var olan önyargilarin örtadan kaldirilmasina dönük beyantlar vermeleri ve özelikle dine dayandirilan „Êzidilerin yemegi ve kestikleri hayvan eti yenilmez, haramdir“ saftasinin gayri insani oldugunu ve dolayisiyla ortadan kaldirilmasi yönünde aciklama yapmalari dogru olacaktir.

 

Kürd siyasi önderlerin, din alimleriyle bu konuda demonstratif-aleni olarak, Êzdi Kürd´ler ve Kürdistan´da diger gayri Müslüman camaatlarla birlikte yemek yemeleri olumlu bir etki yaratacaktir.

 

Shengal referandumu, cözülmesi kolay görülmiyen Kerkük melesinden zamanlama ve referandumu gerceklestishtirme anlaminda ayirt edilmeli. Zira yashanacak göcler referandum sonucunu hayli olumsuz etkiliyecektir. Burda, özelikle Êzidi toplumu ve G. Kürdistan egemen siyaseti ortaklasha harekete gecmelidir.

 

Güney Kürdistan´da bashta Êzidiler olmak üzere bütün dini ve etnik azinliklara daha özen yaklashilmali ve destekleyici programlar gelistirilmelidir.

 

Torplumsal aydinlanma, ulusal kurtulus sonrasina ertelenmez, bilakis ulusal ve toplumsal kurtulushun ön koshularindan biri olarak görülmelidir. Toplumun aydinlanmasi bir lüx degil, ulusal bütünlük ve hatta mücadelin, uluslararasi destek bulmasi temelindede belirleyici olacaktir. Kürd halki, dushmanlariyla benzer yönlerinin hepsini, tarihin cöplügüne atma cesaretini gösterebilir, göstermelidir. Zamani gelmish ve gecmishtirde.

 

14. 09. 07